Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Suriye'de İbrahim olmak..


 

Mustafa Yürekli, Suriye'nin Nemrut'un ateşi haline geldiğini, aydınların, halkların ve yönetimlerin samimi bir şekilde bütünleşip sorunu çözmeleri gerektiğini söylüyor. Suriye'de İbrahim (a.s.) olmanın dışında çözüm yok.

Ateş düştüğü yeri yakıyor. Bir İslam ülkesi, Suriye, gözler önünde, on dokuz ayda, cehenneme dönüştü. 30 bin kişi hayatını kaybetti. 100 bin insanın kayıp. 400 bin kişi hapishanelere kapatıldı. 2,5 milyon insan, ya kendi ülkesinde yer değiştirip göçmen ya da yurt dışına çıkarak mülteci durumuna düştü.

Su, elektrik, ulaşım vb. altyapı sistemi Suriye'de çökmüş durumda; ülke içinde bile hayat gittikçe kötüleşiyor, dayanılmaz boyutlara ulaşıyor. Zorlu kış şartları, Türkiye, Ürdün ve Lübnan'daki 250 bin mülteciye, beterin beteri bir hayatı dayatacak.

Suriyeli Müslümanların acısı çok büyük. İslam kardeşliği, tarihin en çetin sınavından geçiyor.. Yüreğin kanayıp kanamaması, elbette iman meselesi.

İslam tarihinin kültür sanat vitrini, medeniyet merkezlerimizden Şam, Halep gibi şehirler harabeye döndü. Sadece Suriyeli Müslümanlar değil, koskoca İslam dünyası, madden ve manen kendini tüketiyor. Bu manzarada, devletlerin, hükümetlerin, Suriyeli Müslümanların, bölgesel ve küresel güçlerin, kısaca herkesin, müdahaleleri oranında sorumlulukları var.

Allah başa vermesin, zorba bir yönetimden kurtulmak, hiç de kolay değil. İslam ülkeleri, tam da dünyanın yeniden yapılandığı bir dönemde, tabandan gelen bir enerjiyle, rejim değişimlerine sahne oluyor. Bir devrimin iç ve dış şartlarını iyi kavramış, eğitilmiş, liderlik özelliği olan kadroların ve bunların toplandığı örgütlerin yokluğu değişimleri dramatik hale getiriyor. Tunus, Libya ve Mısır'da yaşananlar, paylaşılabilecek bir tecrübe değil, araştırılmış, incelenmiş, teorileştirilmiş değişimler değil.. Suriye'ye göre buralarda yaşananlar daha az kötü görülebiliyor.

Türkiye tecrübesi bu yüzden önemli. Müslüman halklar, yetiştirdikleri aydın kuşakların liderliğinde ve bunların hazırladıkları siyasal programlar doğrultusunda, değişimleri kontrol edip yönlendirebilirler oysa.. Bunu başarmak zorundalar. İslam ülkelerindeki halktan kopuk, yabancılaşmış, dış destekle (dünya ve bölgesel güçler) ayakta duran, baskıcı ve sömürücü yönetimler, tabandan gelen enerjiyle alaşağı olacaklar. İslam dünyasında aydınlar, Allah katında ve tarih önünde sınav veriyorlar. Suriye'de, devrimi kotarabilecek, ülkenin ufku olabilecek yetişmiş aydın kadroları var, üstelik bu bakımdan pek çok ülkeden daha iyi durumda. Ne var ki zorba anayasalarında ölüm cezası öngörülmesi, muhalif aydınları yurt dışında dağınık, örgütsüz ve iletişimsiz halde bıraktı.

Küresel yeni kamplaşmalar, bölgesel güç ilişkileri ve Suriye'nin iç sosyo-politik dengelerinin doğru okunulması gerekiyor.. Hem Suriyeli aydın Müslümanlar, hem de Türkiye, Mısır ve İran başta olmak üzere İslam ülkelerindeki aydın Müslümanlar, acilen Suriye konusuna eğilip, yol göstermeliler, hükümetlere yeni stratejiler, akan kanı durduracak bir çözümü üretmeliler. Türkiyeli aydın Müslümanlar, en iyi bildiğini zannettikleri Suriye konusunda, fena çuvallamadı mı? Bunca feci yanılgıya nasıl düşebildiler? Durumun bu boyutlara gelmesinin sorumluluğunu bir parça da kendilerinde aramaları gerekmez mi?

İslam dünyası bir kargaşaya düşürülmek isteniyor. Akan kanlar, ölümler, halkların acıları dünya güçlerinin umurunda değil. Bölgeyi çatışmadayken yönetmek, onlar için daha kolay görünüyor. Türkiye'yi askerî müdahaleye yönlendirmek isteyenler kuklalar olmalı. Onlar aynı zamanda dört İslam ülkesini, Türkiye, İran, Mısır ve Sudi Arabistan'ı da birbiriyle savaşmaya sürüklemek istiyorlar.. Dünya güçleri, silah depolarını nasıl boşaltacaklar? ?Rüzgar eken fırtına biçer.' diye bir atasözümüz var. Yangına körükle gidenler, kopacak fırtınadan ne kazanacaklar? Başkalarının davulunu taşıdıkları belli değil mi?

Müslüman aydınlar, halka, adalete ve özgürlüğe hizmet etmek zorundalar ve halkın da desteğini alarak, yönetimleri çözüme odaklı politikalara zorlamalılar. Suriye bunalımı, bütün bir İslam dünyasının kaderini belirleyecek.. İslam milleti, günümüzde Hz. İbrahim'in sınavında: İslam ülkeleri, ya birlik olup kardeşçe yangını söndürecekler ya da o yangın içinde birlikte yanacaklar.

İman imtihanı, ancak akıl, güç ve iradeyle verilebilir; aydınların, halkların ve yönetimlerin samimi bir şekilde bütünleşip sorunu çözmeleriyle. Suriye'de İbrahim (a.s.) olmanın dışında çözüm yok.

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.