Aysel Karakuzu

Aysel Karakuzu

Yazarın Tüm Yazıları >

Toprak

A+A-

Toprak

Karnın yardım kazmayınan belinen / Yüzün yırttım tırnağınan elinen / Yine beni karşıladı gülünen / Benim sâdık yârim kara topraktır, demişti Âşık Veysel.

Toprağa ve tarıma olan ihtiyacın, insan nesli devam ettikçe mevcûdiyetini devam ettirecek olması, dünya nüfusunun çoğalması ile birlikte, huzur ve geçim kaynağı olan toprağın, aynı zamanda kaos sebebi olmasına da neden oluyor.

Toplumlar, doğal ve sağlıklı tarımdan, sûni ve hastalığa sebebiyet veren tarıma adım attıklarını fark ederek bilinçlenince, doğal tarıma dönme ihtiyacı hissetmeye başladılar.

Ülkemizin toprakları verimli ve yeterli büyüklükte olmasına rağmen, tarımsal üretimimiz olması gereken seviyede değil.

Toprakları, tarımsal üretim için yeterli olmayan ülkelerin, sağlıksız şartlardaki tarımsal faaliyetleri, yerin metrelerce altında meydana getirilen sûni şartlarda üretilen plastik benzeri vitaminsiz bitkiler, tarım cenneti olmaya aday ülkemiz topraklarının kıymetini hatırlatıyor bizlere.

Topraksız ve nanoteknolojik tarım faaliyetleri neticesinde, sûni koku, renk, ve sûni vitamin ihtivâ eden meyve ve sebzelerle muhatap olmaya ramak kalınan keyifsiz mutfaklar ihtimal dahilinde.

Esasen ülkeler, âdil paylaşım ve yardımlaşma rûhunu gerektiği ölçüde tesis edilebilselerdi, tüm dünyaya yetecek kadar toprağın ve kaynağın mevcût olduğu idrak edilebileceklerdi.

Kaynakların kıt, ihtiyaçların sınırsız olduğu sav’ını belleklere yerleştiren sistemler nedeniyle kavgaların sonu gelmiyor.

Ülkemizde, verimliliğin arttırılması, miras ya da satış yoluyla bölünerek ufak parçalara ayrılan topraklarımızın bütünlüğünün sağlanması amacıyla, 1961 yılından itibaren zaman zaman toplulaştırma çalışmaları yapılıyor.

Ekonomik şekilde tarım yapmaya imkân vermeyecek kadar küçülmüş ya da düzensiz hâle gelmiş toprakların yeniden biçimlenmesi amacıyla yapılan toplulaştırma kanun ve yönetmeliğinde , kamunun ve kişilerin menfaatinin gözetilmesi gerektiği şu şekilde derc edilmiş;

”Arazilerin doğal ve yapay etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise doğal özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulmasını ve bu parsellerin arazi özellikleri ve alanı değerlendirilerek kullanım şekillerinin belirlenmesini ve arazi gelişimi hizmetlerinin sağlanması ”

Üzerinde yüzlerce hissedarı olan arazilerle ile ilgili ihtilaflar, tarafların bir araya gelmesinin imkansızlığı nedeniyle çözümü imkânsız hâle geliyor.

Toplulaştırma kanununun amacı, ufak parçalara bölünmüş ve kullanılmayan arazilerin devlet inisiyatifi ve yardımı ile birleştirilmesi idi. Parçalılığın azalması, sınır, yol ve hisseli parsellerin sosyal problemlerinin çözülmesi, her parselin sulama ağı ve yol ile irtibatlandırarark işlenebilir arazilerin arttırılması, zirai mücadele, yakıt tasarrufu ve arzinin değerinin kıymetlenmesi hususlarında önemli ve aynı zamanda meşakkatli bir çalışma.

2005 yılında yürürlük alanı bulan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 17. Maddesine dayanarak hazırlanan "Arazi Toplulaştırma Uygulama yönetmeliği" ile toplulaştırma işlemleri ile ilgili düzenlemeler yeniden yapılandırıldı.

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun İle “Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile toplulaştırma işlemleri Devlet Su İşlerine devredildi.

Kararname ile, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile ilgili her türlü taşınır, taşıt, araç, gereç, teçhizat, kayıt, doküman, harita, sözleşme, protokol, dava ve icra dosyalarını DSİ’ne devretmesi yükümlülüğü getirildi.

DSİ, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca yürütülen, işlemleri devam eden toplulaştırma işleri ile inşası devam etmekte olan tarla içi geliştirme hizmetlerine son verebilecek.

Kurumlar arasında yoğun koordinasyon gerektiren zor bir süreç, toplulaştırma faaliyetleri..

Kanun, uygulamada aksaklıklara neden olacak düzenlemeleri içeriyor.

Topraklarımızın menfaati ve verimliliğin arttırılması doğrultusunda, iyiniyetle hazırlanmış kanun ve toplulaştırma faalilyetlerinin, ülke genelinde yeterli araştırma yapıldığı takdirde, çok sayıda vatandaşımızı mağdur ettiği fark edilecektir.

Toplulaştırmanın amacı parçalanmayı önlemek olduğu halde, tek parça arazinin bölünerek, değişik alanlara dağıtıldığı örnekler, toplumsal huzursuzluk ve niza yaratarak, vatandaşlarımızı birbirleri ile ve devletle ihtilâflı hâle getiriyor.

Gayrimenkulünün, komşusunun ya da akrabasının mülkiyetine tescil edilerek yaratılan mağduriyete dair işlemler, devlet tarafından vatandaşına nasıl izah edilecek?

Benzer örneklerin sayısının fazla olduğu, ülke genelinde vatandaşlarımızın itirazları takip edildiği takdirde anlaşılacaktır.

Kişilere ait topraklar, kamu yararı amacıyla, kamulaştırma ya da toplulaştırmaya tabi tutulabilir.

Mevcût bir arazi toplulaştırmaya tabi olmamış, aksine parçalara bölünmüşse, sulama kanalı ya da yol gibi kamu yararına tahsis edilen bir yapı için de ayrılmamışsa, yapılan işlemin amacı nedir?

Kanunun yürürlük amacının gerçekleşmediği tescillerde, artık köyünde ikamet etmediği için süreleri kaçıran, bu nedenle mülkiyet hakkı zarara uğrayan vatandaşın itiraz hakkının, dava öncesi bir yöntemle de tesis edilmesi gerekir.

Devletin res’en el atmasını, kanun ya da yönetmeliğin, hatta toplulaştırma işlemlerinin iptal edilmesini gerektirecek oranda mağduriyetlerin olduğu, temenni ederiz ki fark edilir.

Küçük çiftçiyi geçim kaynaksız bırakmaya müsait olan kanunun ve kanuna istinaden yapılan işlemlerin yeniden gözden geçirilmesi, vatandaşlarımızın anayasal hakkıdır.

Kanunun, toplulaştırma işlemlerinin hak sahiplerine haber verilmesi ile ilgili tebligat hükmündeki hata, meseleleri arttırıyor. Projelerin, hak sahiplerinin tamamıyla değil de, ekseriyetiyle karara bağlanacağı düzenlemesi ciddi hak kayıplarına neden oluyor.

Vatandaşlarımızın, anayasal teminatla sabit mülkiyet hakkı ile ilgili işlemlerde, devlet eliyle tebligat işlemlerinin hızlı ve mümkün olmasına rağmen, hak sahibine haber verilmeden işlem tesis edilmesi, anayasa ve hukuk kurallarının genel amacına aykırılık ihtiva ediyor.

Projelerin 15 ve 30 günlük onaylanma süresi, çiftçi için hayati önem taşıyan toprağı ile ilgili karar süreci için yeterli değil.

Kadastro çalışmalarında anlaşılabilir ve zorunluluk nedeniyle kullanılan tebligat yönteminin, toplulaştırma işlemlerinde de kullanılıyor olmasının izahı mümkün değil ve istismarlara yol açabiliyor. Zira toplulaştırma işlemleri tapulu gayrimenkuller üzerinde icrâ ediliyor. Kayıtlarla sabit olan hak sahiplerine devlet marifetiyle ulaşmak zor değil…

Kanunun uygulama aşamasındaki problemler ile ilgili şikayette bulunan vatandaşların sesinin duyulması, toplum ve devlet yararına olacaktır.

Toprak ve mülkiyet hakkı gibi önemli hususlar hakkında, toplulaştırma projelerinin belki de ehil olmayan özel şirketlere ihale edilmesi, yukarıda saydığımız meselelerin doğmasına yol açıyor.

Toplulaştırma, çok küçük parçalara bölünmüş araziler üzerinde yapılması gerekirken, büyük araziler üzerinde parçalanma yoluna gidilen örnekler, vatandaşların haklı isyanına neden oluyor. Elli dönüm tarlası bölünerek işlem tesis edilen vatandaşa verilecek cevap nedir?

Devlet, ülke için de vatandaş için de mühim bir konuda, anayasal yetki ve sorumluluğunu, projenin ihale edildiği özel firmaya devretmiş oluyor…

“Toplulaştırma sahası ilân edilen yerlerle ilgili Bakanlar Kurulu kararı Resmî Gazete’de yayımlandıktan sonra toplulaştırma işlemleri sonuçlanıncaya kadar bu alanlarda toplulaştırmaya konu arazilerin mülkiyet ve zilyetliğinin devir, temlik, ipotek ve satış vaadi işlemleri projeyi uygulayan birimin iznine bağlıdır” hükmü de mağduriyetlere sebep oluyor.

Velhasıl, verimliliğin arttırılması için iyiniyetle yapılan düzenlemenin, uygulama esnasındaki hata ya da mümkün istismarı vatandaşlarımızı, dolayısıyla da devleti mağdur edebiliyor…

İtiraz sürelerini yakalayan ancak davası reddedilerek tüm başvuru yollarını tüketmiş vatandaşlarımızın, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı olduğunu hatırlatmak isteriz.

Arazi toplulaştırma sonuçlarına karşı ”Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair, 7139 Sayılı, 19/4/ 2018 tarihli Kanunun, Ek Madde 9. fıkrası uyarınca, tescil tarihinden itibaren 10 yıl içerisinde dava açılabilir.

Dünyanın kaos üzere olduğu, ülkemizde de geniş yansımalarını yaşadığımız bu günlerde, toprak hususunda vatandaşı devlete küstürmemek adına denetim mekanizmaları harekete geçirilmeli, iptal ve yeniden düzenlemeler yapılabilmelidir. Aksi takdirde yargıya taşınacak çok sayıda nizalı gayrimenkul ve davalar neticesinde, tedbir kararları da verildiği düşünüldüğünde, ekim yapılamayan, devredilemeyen topraklar ile birlikte, kanunun amacının aksi yönünde tezahür eden neticeler ile karşı karşıya kalınabilir.

Nitekim Danıştay’ın, 2015 yılına ait, toplulaştırma kanununa istinaden açılabilecek davaların zamanaşımı ile ilgili önemli bir kararı mevcût. Özetle;

“Arazi toplulaştırmasının subjektif bir işlem olması anlamında, ilânen tebligatın dava açma süresi başlangıcına esas alınmayacağı, idarelerce yapılan bilgilendirmelerin yetersiz olduğu nedeniyle süre aşımının işlemeyeceği, aksi hâlin, mahkemeye erişim hakkının özünün ihlal edilmiş sayılacağı;

Hak sahiplerinin, kısa askı süreleri ve kendilerine tebligat dahi yapılmadan mülkiyet hakkında işlem tesisinin, anayasal teminatın özüne aykırılık teşkil edeceğinden bahisle, açılan davalarının süre aşımı nedeniyle reddedilemeyeceği karara bağlandı.”

Ülkemizin, dolayısıyla vatandaşlarımızın menfaati düşünülerek yürürlüğe konmuş ve icrasına başlanan toplulaştırma sürecinin, yaşanan ciddi aksaklıklar nedeniyle, vatandaşlarımızın aleyhine ilerleme ihtimâlinin önüne geçilebileceğini ümîd ediyoruz.

Toprak çiftçimizin can damarı, geçim kaynağı. Mevcût ve muhtemel mağduriyetlerinin giderilmesi temennîsi ve selâmlarımla

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.