Tüketirken Tükenmek…

Geçenlerde çöp poşetlerini dışarıdaki çöp bidonlarına atmak için gittiğimde çöpün içinde ve dışında atılmış ekmeklerin olduğunu gördüm ve bu duruma çok üzüldüm. Çünkü bizlere ekmeğin bir nimet olduğu yerinin asla çöp olmaması gerektiği öğretilmişti.

Aklıma acaba yıllık ne kadar ekmek çöpe atılıyor sorusu geldi. Araştırdım ve gördüm ki; maalesef israf çok büyük boyutlarda.

Türkiye’de bilinçsiz tüketim nedeniyle her gün yaklaşık 5 milyon adet ekmek çöpe atılıyor.

 Bu nedenle günlük 5 milyon lirayı, yıllık ise 1,8 milyar lirayı bulan bir servetin çöpe atılmaktadır.

Günümüz asrında, farkında olalım ya da olmayalım bir israf  mantık ve düşünce kalıbı bize yerleşiyor: Al-kullan-at.

Hoşumuza giden bir eşyayı alıyoruz, bir süre kullanıyoruz, sonra eşyadan sıkıldığımızda ya da o eşya işlevini yitirdiğinde eşyayı bir kenara atıyoruz. Giysilerimizin, ayakkabılarımızın ve evimizdeki her türlü eşyanın akıbeti aynı; kullanılmak ve sonrasında atılmak. 

Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yaşayan insanlardır. Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekâmül edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir.

Böyleleriyle, zavallı, evini belediye mezat salonuna çevirmiş diye eğlenirler. Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.

Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar.

Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve şu andan itibaren der, Allah şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim. Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır. Japonya bütün borçlarını öder.

Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan boş yere akıtmakta, ihtiyacımızdan fazlasını almakla ucuz bulduğumuzda belki ömrümüzde bir defa bile kullanmayacağımız malzemeleri alıp evde biriktirmekle biz de israfçılar sınıfına geçmiyor muyuz?

Hayat çok ince, akıl almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar birbirine bağlıdır ki, ilkokul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.

 Bir mıh bir nal kaybettirir. Bir nal, bir atı, bir at bir orduya savaşı kaybettirir diyordu. Maddî durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım, ister fakir, hepimiz çok dikkatli olmak zorundayız.

Bunda parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.

Hepinize israftan uzak bir hayat ve hayırlı Cumalar Dilerim…

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar