Selami Kaytancı

Selami Kaytancı

Türkiye petrolleri, ya da ihanetin belgesi!..

Selami Kaytancı, Sosyal Medyadan Yaptığı Açıklamada, Türkiye petrolleri, ya da ihanetin belgesi! (Tarihe Not Düşmek)

1996’nın sıcak bir Ağustos günü… Adana’nın Saimbeyli ilçesinde, babamın dükkanına gittim… Bir ikindi namazı sonrası… Manifatura dükkanından çok, bir tekkeyi, bir mektebi andıran Nur Manifatura’nın müdavimleri yine koyu bir sohbete dalmışlardı… O günlerde, hemen hemen her gün bu dükkanın misafiri olan biri vardı: İsmail Manay… Babama adeta âşık bir amca… Tufanbeyli’nin Çerkez Akpınar köyünden… Kafkas kartalı Şeyh Şamil gibi heybetli, başında Kafkas külahı, elinde kendi atölyesinde yaptığı fiber teşbihi ile tipik bir Çerkez… Dingin, mütevekkil bir görünümü var… Kızdığı, sinirlendiği zaman suratı şekilden şekile giren, başındaki külahı hop oturup hop kalkan biri…
Dükkana girdim, içeridekilere selam verdim… İsmail amca, benim geldiğimi görünce, sanki bir yitik bulmuş gibi sevinçli, bir o kadar da heyecanlı bir yüz ifadesiyle: “Gel Selami Hoca, gel yanıma!..” diye bana el etti!...

Yanına vardım, tokalaştık; elimi bırakmadı…

Bir kağıt kalem, bir defter al, yanıma gel biraz sonra, dedi… 
Dükkan tenhalaştı biraz sonra…

Bir defter kalem aldım, vardım yanına…

O anlattı, ben yazdım!... 

ise-e-mektup.jpg
“Ben, 1949 – 1974 yılları arasında, TPAO ve MOBİL şirketlerinde ‘PETROL SONDAJ KULE BAŞ OPERATÖRÜ’ olarak çalıştım ve emekli oldum… Çalışma hayatımın hemen tamamını Amerikalılar ile birlikte Türkiye’nin çeşitli yerlerinde petrol arayarak geçirdim… İçimde bu güne kadar bir volkan gibi patlamak isteyen bir sırla yaşadım!... Namuslu bir iktidar gelse de şu bildiklerimi, sırlarımı anlatsam, bu sırlar benimle mezara gitmese deyip durdum!... Çok şükür, artık sırlarımı anlatabileceğim bir iktidar var ve ben ölmeden önce bu sırlarımı anlatmak istiyorum!..”
Burada derin bir nefes aldı!... Bende de merak tavan yapmıştı!.. Acaba bu yaşlı kartal nasıl bir sır saklıyordu?!.. İktidarda REFAHYOL hükumeti vardı… Dayım oğlu Necmettin Erbakan Hoca’m, başbakandı… Koca kartal İsmail Manay amca, bir Erbakan aşığıydı… Bu nedenle, bir iki yıldır, hemen her gün babamın yanında, bir parti merkezini anımsatan dükkanımızın müdavimleri arasındaydı… Babam, en yakın akrabası olarak, Erbakan Hoca’nın bağımsız adaylık sürecinin en başından beri, yanındaydı… Tüm Erbakan partilerinin, ayağı yalın, başı kabak, cebindeki son kuruşunu harcayarak ilçe başkanlığını yapmıştı… 


Koca kartal, konuşmaya devam etti, ben de yazmaya!... “Bana sadece on iki saat izin versinler; Türkiye’yi petrol ve doğal gaz ihracatçısı yapayım!..” Şaşkınlığım ve merakım iyice artmıştı!... İsmail amca devam etti:

“Batman’da, MOBİL’in ‘ŞELMO –I’ ve ‘ŞELMO – II’ sahalarında dokuz adet kuyu açtık… Bu kuyularda, günlük 30 bin varil petrol çıkaracak, yüksek kaliteli petrol bulduk… Petrol fışkırıyor; ama basınçta ve akımda hiçbir düşme, azalma olmuyordu… Bu kuyular, Amerikalı mühendislerce bize tek tek kendi ellerimizle kör tapa vurdurularak kapattırıldı… Ben, derhal duruma itiraz etmek ve olayı ifşa etmek istedim; bunun için, birlikte çalıştığımız Türk mühendislerinin yanına gittim… Onlara durumu anlattım!.. Ancak hepsi de satılmış, komünist zihniyetli insanlar olduklarından, ‘Sakın ha!.. Bu bir şirket sırrıdır; bir yerde anlatmaya kalkışır, en ufak bir bilgi sızdırırsan, hayatından olursun!..’ dediler… 


İsmail amca, ha bire anlatıyordu nerelerde neler bulduklarını ve kendilerine bu kuyuların nasıl kör tapa ile tapalattırıldığını!... Bende heyecan tavan yapmıştı!.. Dehşet bir sırra, tarihi bir sırra vakıf olmanın heyecanıyla ha bire yazıyordum… Ellerimden terler kağıdın üstüne akıyor, kağıdı ıslatıyordu… Sürekli elimden akan terleri kumaşlara silmeye başlamıştım…
İsmail amca, şimdi de nerelerde ne kadar doğal gaz bulduklarını anlatmaya başlamıştı!...

“ Adana Çimento Fabrikası civarında, Alihocalı köyünde, Misis beldesinde, İskenderun’un Çengen köyünde Amerikalılarla yaptığımız petrol aramaları sırasında, çok çok zengin doğalgaz yatakları bulduk!...

Hele, Adana Çimento Fabrikası civarında bulduğumuz doğalgazın vanasını açtığımızda, bir jet uçağının sesi gibi ses çıkarıyordu; gökleri yırtıyordu adeta!.. Bu kuyular da Amerikalı mühendislerce bize tek tek tapalattırılıp kapatıldı!... Bana on iki saat izin versinler, ellerimle tek tek tapaladığım bu kuyuları açıp Türkiye’yi petrol ve doğalgaz zengini yapayım!..”
Adeta heyecandan uçuyordum!... Allah Allah!... Zaman zaman, şurda burda Türkiye’de petrol olduğu, ama çıkarılmasına izin verilmediği ile ilgili fısıltılar duyuyorduk; ama canlı şahidi olmamıştık!.. Duyduklarımız, rivayetten, fısıltıdan, temenniden ibaretti!.. Ellerimle birlikte, boynumdan koynuma terler akıyordu!.. İsmail amca, hikayesine devam etti!..

“Evladım, bu sırrı, benden başka bir arkadaşım daha biliyordu; birlikte çalıştığımız bir sondör arkadaşım!..

O da çok dürüst, vatansever, Müslüman bir çocuktu!.. Dayanamadı, bu sırrı ifşa etmek istedi; bir gün kimliği belirsiz kişiler, evinin önünde öldürdüler; öldürenler de bulunamadı!.. Ben de bu güne kadar öldürülme korkusu ile yaşadım; ama artık ömrümün sonuna geldim!.. Ölmekten de öldürülmekten de korkmuyorum!.. Tek korkum var; o da bu sırları mezara götürmem!.. Bunları düzgün bir şekilde yaz, hükumete, yetkililere ulaştır; ben emirlerine hazırım!..” dedi…


Hemen oturdum babamın kırık dökük daktilosunun başına!... Bana anlatılanları özetleyerek yazdım!.. Altına hem ben imza attım, hem de Refah Partisi ilçe başkanı olarak babam imza attı… Yazdıklarımı çoğalttım ve başta Başbakan Erbakan Hoca’m olmak üzere, cumhurbaşkanına, meclis başkanına, sanayi bakanına ve baba dede dostu, Adana Refah Partisi milletvekili, sevgili ağabeyim Ertan Yülek beyefendiye birer adet taahhütlü olarak postaladım!..


Merakla bir netice, bir haber bekliyoruz!.. Ha bu gün, ha yarın bir haber çıkacak; birileri gelip bizden İsmail Manay’ı soracak, biz de gidip İsmail amcayı bulacağız, alıp götürecekler!.. Günler günleri, aylar ayları kovaladı; bir ses yok!..

Kış geçti, bahar geldi!.. Refah Partili Saimbeyli Belediyesi öncülüğünde, Saimbeyli’nin meşhur mesire yeri Obruk şelalelerinde bir parti toplantısı düzenlendi… Toplantıya Adana milletvekilimiz Ertan Yülek ağabeyimiz de gelmişlerdi… Bir ara uygun bir fırsat bulup Ertan ağabeyi kolundan tutup bir kenara çektim: “Ağabey, size taahhütlü bir mektup göndermiştik; sizden hiçbir ses seda çıkmadı!.. Neden?!..” dedim…

Ertan ağabey, elimden tuttu, ürkek gözlerle etrafa bakındı: “Aman hoca, bu mevzuyu kurcalama!.. Bu bir devlet sırrı!.. Devlet, Lozan’da ve daha sonra da NATO çerçevesinde söz vermiş; yüz yıl geçmeden hiçbir güç bu petrolleri çıkaramaz!..” dedi ve elimi bırakıp sofraya yöneldi…


2009’da, İsmail Manay amca, sırlarıyla birlikte rahmet-i rahmana kavuştu!.. 5 Şubat 2011 tarihli Zaman gazetesinde, “ SONDAJ MAKİNESİYLE SU ARARKEN GAZ ÇIKTI!..” başlıklı bir haber yayımlandı!... Tv’lerde de haber oldu!... Adana’nın Ceyhan ilçesinde yaşanmıştı olay!.. Daha önce bu bilgileri kendisine anlattığım, 40 yıllık arkadaşım, cemaat mensubu olan kişi(!), beni arayarak “Yahu gel seni Zaman gazetesinin bölge müdürünün yanına götüreyim; ona hikayeyi anlat!..” dedi. Ben de “tamam!..” dedim ve beni Zaman gazetesi Adana bölge sorumlusu olan Bilal (?) beyin yanına götürdü… Ona bilgilerimi aktardım!... Sohbet esnasında söz döndü dolaştı, Prof. Dr. Mustafa İsen’e geldi!... Kim bu Mustafa İsen?!.. Mustafa İsen, Cumhurbaşkanı Genel sekreteri; Abdullah Gül’ün baş danışmanı, genel sekreteri, en yakınındaki kişiydi!.. Benim Erzurum Edebiyat’tan sınıf arkadaşım!... Birlikte tez hazırlamış, aynı teze imza atmıştık!.. O, devam etmiş, bu tezle Prof. Olmuştu; bense vazgeçmiş, öğretmenliğe başlamıştım!.. Bilal (?) bey bana: “Bu bilgilerini Mustafa İsen’e iletsene!...” dedi… Doğrusu mantıklı bir teklifti!.. 

gul-danismani-isen.jpg


Hemen geçtim bilgisayarın başına, Mustafa İsen’e üç sahifelik teferruatlı bir mektup döşendim… Taahhütlü olarak da adresine postaladım!... Bekle Allah bekle!... Beyefendiden çıt çıkmadı!.. 


2023 neden çok önemli, şimdi daha iyi anlıyor musunuz?!... Ülkenize sahip çıkın!... Lozan artıklarına, Lozan’da ülkeyi köle pazarında satar gibi satıp Batılı emperyalist güçlere peşkeş çekenlere bu ülkeyi, çocuklarınızın, torunlarınızın geleceğini bırakmayın!..

Yıllarca bu millete at gözlüğü giydirip beyazı kara, karayı beyaz göstertenlere pabuç bırakmamak için, satılık medya vasıtasıyla milleti uyutup memleketi soyup soğana çevirenlere pabucun pahalı olduğunu göstermek için… 2023’e sağ salim ulaşmanın; ülkeyi böldürmeden, parçalatmadan ulaştırmanın çaresine bakın!.. Boşuna tepinmiyor elin gavuru Türkiye’nin tepesinde!.

UYAN MİLLETİM!... ÜLKENE, GELECEĞİNE SAHİP ÇIK!..

YA DEVLET YA ZİLLET!.. YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE!.. TERCİH SENİN!.. 
NOT: BELGELERİN FOTOĞRAFLARINI AYRICA YAYIMLAYACAĞIM…
(BENİ DE ÖLDÜRMEZLERSE TABİİ!...)

Selami Kaytancı

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.