Umudu İnşa Etmek

Kimi aydınlar, zirvesi gökyüzüne dek yükselen ulu dağlar gibidir, içinde birçok yüksek tepeler bulundurur. Dikkatsiz bir gözlemci, ilk bakışta bu tepeleri ayrı birer dağ zannedebilir. Sezai Karakoç da birikimiyle, eserleriyle gökyüzüne uzanan, zirvesiyle bulutlara karışan soylu, büyük düşünürlerin başında gelir.

Karakoç’un eserlerinde yol alırken, her tepesinde ayrı bir havaya ve bitki örtüsüne sahip dağa tırmanır gibi hissedersiniz.. Araştırmacı yazar olmayanların ya da fazla meraklı bir okur olmayanların nefesleri zirveye dek tırmanmaya yetmeyecektir. Kimi yazar ve okurlar, bulundukları yerden bakınca Karakoç’u anladığını sanabilir.

Ne var ki Sezai Karakoç gibi çığır açıcı, akım kurucu düşünürler, katman katman yükselip derinleşir. Karakoç gibi düşünürleri anlayabilmek için dağın bütününü görebilecek bakış açısına ihtiyaç vardır.

Sezai Karakoç, Cumhuriyet döneminde Necip Fazıl Kısakürek ve çıkardığı Büyük Doğu dergisi çevresiyle yakın ilişki içinde olarak gençlik dönemlerini geçirmiştir. Öte yandan Mevlana, Yunus ve Mehmet Akif gibi büyük Müslüman sanatçıların, abide yazar ve şairlerin yönlendirmesiyle İslam medeniyetini incelerken İslam düşüncesine ilgi duymuş, bir yandan İbrahim Hakkı’dan Bediüzzaman’a, bir yandan İbn Arabi ve İmam-ı Gazali’den İmam-ı Rabbani’ye, bir yandan da Muhammed Abduh’tan Cemalettin Afgani’ye pek çok düşünürü ayrı bir ilgiyle araştırmıştır..

1950’li ve 60’lı yıllarda, İstanbul ile Ankara arasında mekik dokuduğu yıllarda Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu çevresi ile yakın ilişki içinde bulunmasıyla İslami düşüncelerle canlı etkileşim içinde olmuştu. 1960 yılının nisan ayında çıkarmaya başladığı Diriliş dergisi ve kitapları ile, 1970’li ve 80’li yıllarda Diriliş görüşünü geliştirdi ve düşünce hareketini başlattı.

1990 sonrasında da Diriliş görüş ve hareketi, kazandığı siyasi parti kimliği ile siyaset alanında kurumsallaştı. 1950 -1990 arası 40 yıllık dönemde, Diriliş görüş ve hareketi İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki çift kutuplu dünyada doğup gelişerek bir siyasi harekete dönüşürken, mevcut uluslararası koşulların sürdürülemeyeceği öngörüsünü doğruladı..

Diriliş Partisi ve Yüce Diriliş Partisi Genel Başkanı olarak Sezai Karakoç, 1990 sonrasında, son çeyrek asırda tek kutuplu sistemin kurulamayacağı öngörüsüyle de isabet kaydederek milletimizin gönlünde taht kurmuştur.

Kısacası Sezai Karakoç, İslam milletinin son bir asırda ABD ve Avrupa devletleri karşısında el pençe divan duruşuna, sömürge toplumu muamelesine maruz kalmasına 1950’den itibaren itiraz ederek kurduğu Diriliş Görüş ve Hareketi ile, İslam alemini, kendini uçuracak rüzgarın kanatlarına “birlikte hareket” ilkesinden geleceğini sürekli hatırlattı.   

Sezai Karakoç, İslam milletini 20. yüzyılın ikinci yarısından alıp 21. yüzyıla taşıyan güçlü bir çağdaş düşünürdür; o aynı zamanda bir sanatçıdır. Sezai Karakoç, yolunu şaşırıp felsefeye düşmüş bir şair değildir. O eserinde bir sanatçının tekniklerini de kullanan bir büyük düşünürdür. Sezai Karakoç, eserlerinde insan kalbinin okyanusunda usta bir kaptan olarak yol alırken, insanın özlemlerine derin bir anlayışla eğilir. Her büyük yazar gibi belli bir insan anlayışı, belli bir psikolojik görüşe sahiptir.

Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç gibi şair duyarlığına sahip iki düşünürün umut ilkesini inşa etmek için gözlerini İslam ülkesine çevirmeleri, bugün yeni bir medeniyet kurmak isteyen İslam milleti için umut dolu büyük mirası temsil etmektedir.. 

 

Mustafa Yürekli

mustafayurekli@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.