İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Üniversiteler ve Cezaevleri,

15 Yıllık AKP iktidarı döneminde üniversitelerinde, Cezaevlerinin de sayısında büyük artış oldu. Hemen her ile birçok ilçeye Üniversiteler açılıp, üniversite mezun sayısında büyük artış sağlanırken tam tezadında olan suç işleme dolayısıyla hükümlü oranında da büyük artış meydana geldi. Üniversiteler de kontenjan açıkları olmasına karşılık cezaevlerinin ise kapasite yetersiz kaldı.

 

Cezaevleri;

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılındaki 50 bin civarında tutuklu ve hükümlü sayısı bugün 229 bin 790’a ulaştı.(Eylül 2017 itibariyle) Bundan dolayı sürekli yeni cezaevleri inşa ediliyor. Bakanlık verilerine göre 38’i geçen yıl olmak üzere son 10 yılda 139 cezaevi açıldı. Ağustos ayında 10 yeni cezaevi inşası için ihaleler yapıldı, Eylül ayında 39 cezaevi için ise teklifler alındı.

Türkiye’de tutuklu ve hükümlü sayısı son beş yılda yüzde 69 oranında artarak 229 bin 790’a yükseldi. Aynı dönemde Türkiye nüfusu yüzde 5,5 arttı. Cezaevlerinde kapasiteden 22 bin 361 fazla tutuklu ve hükümlü bulunuyor, bunlara yer aranıyor. Bununla birlikte yargılanmamış ve yargısı devam eden 85.105 kişi hakkında da henüz tutukluluk kararı yok. Bu kişilerin tamamı veya bir kısmı tutuklanır hüküm giyerse yatacak yerleri yok. Bu rakamlara 353 bin kişiye denetimli serbestlik, 280 bin adli kontrol şartı ile serbest olan hükümlüler dâhil değil.

 

Cezaevlerinin durumu;

Türkiye’deki cezaevi sayısı: 384

Cezaevlerinin kapasitesi: 207.339

Hükümlü sayısı: 141.802

Tutuklu sayısı: 87 bin 988

Cezaevlerindekilerin sayısı: 229.790

Adli tutuklu (cinayet, gasp, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlar): 163.618

Terör suçlusu: 63.242

FETÖ tutuklusu: 49.900

Organize suçtan tutuklu: 2.930

Ayrıca Cezaevlerinde 69 bin öğrenci var.

 

Yıllara göre cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayıları ise şöyle:

2012: 136.020

2013: 145.478

2014: 158.837

2015: 178.089

2016: 199.328

2017: 229.790

Türkiye nüfusu-cezaevleri karşılaştırması yapıldığında, cezaevlerinde son beş yılda cezaevlerindeki nüfus yüzde 69 oranında arttı. Aynı dönemde Türkiye Nüfusu 75 milyon 627 bin 884’ten (TÜİK\31-1-2012), 79 milyon 814 bin 871’e (TÜİK-31-12-2016)  yükseldi. Türkiye nüfusunun artış oranı, yüzde 5,5 oldu. Başka bir deyişle son beş yılda ‘cezaevleri nüfus’undaki artış oranı,  Türkiye nüfusundaki artış oranının 12,5 katı arttı.

Cezaevlerinde 69 bin öğrenci var

Bugün Türkiye’de cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü, denetimli serbestlik ve adli kontrol şartı ile dışarıda olan mahkûm oranı nüfusun yüzde 12,56’sını teşkil ediyor.

674 sayılı KHK’nin 9. Maddesi ile 5275 sayılı kanuna geçici madde eklendi. Yapılan yeni düzenlemeye göre, cezaevi yapımına karar verildiğinde, Adalet Bakanlığı’nın yatırım bütçesinde bulunmasına gerek yok. Bu değişiklikle alınan karar doğrultusunda Adalet bakanlığı beş yıl içerisinde 174 yeni cezaevi yapacak.  Yeni cezaevleri ile 100 bin 182 kişilik kapasite artışı sağlamayı hedefliyorlar.

10 cezaevinin ihalesi Ağustos ayında yandaş müteahhitlerin katıldığı ihale ile verildi. Bunun dışında Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, ihale aşamasına gelmiş 51 yeni cezaevi olduğunu geçtiğimiz günlerde açıkladı.

Eylül ayına Türkiye’nin dört bir yanındaki 39 ayrı cezaevine verilen tekliflerde toplam ihale büyüklüğü 5,5 milyar TL’ye ulaşıyor. Bu tutara geçenlerde iptal edilen Konya cezaevleri dâhil değil. Çünkü Konya’da iki ayrı cezaevi için toplam 1 milyar 132 milyon TL keşif bedeliyle ilana çıkıldı.

Buna Konya cezaevlerinin yaklaşık maliyeti de eklendiğinde, tutar 6.6 milyar TL. İle ihale sayısı 41’e ulaşıyor. 41 cezaevi için ihale gerçekleşen bu ihale rakamları baz alındığında beş yılda yapılacak toplam 174 cezaevinden geriye kalan 133 cezaevi için ne kadar para harcanacağını ben yazmayacağım siz hesaplayın.

 

Eğitim ve Üniversiteler;

2002 de 76 olan üniversite sayısı bugün 186’yı buldu, yani 15 yılda 110 üniversite açıldı. YÖK’ün 2017 verilerine göre yükseköğretim kurumlarında okuyan öğrenci sayısı 6 milyon 62 bin 886. Bunun 5 milyon 615 bin 293'ü devlet üniversitelerinde, 447 bin 593'ü ise vakıf üniversitelerinde öğrenim görüyor.

Bu üniversiteler içerisinde öyle bölümler var ki, ülke ihtiyacının üzerinde kontenjana sahip, öyleleri de var ki, Türkiye’de çalışma alanı yok.  Buradan mezun olan direk işsizler ordusuna katılıyor.

Gençlerin bir bölümü istedikleri bölümlere giremeyince ya sırf boşta kalmamak için, ya üniversite diploması almak için, yâda askere gitme süresini uzatmak, askerlik görevini imtiyazlı yapmak üzere üniversite okuyorlar.

Yapboz tahtası haline getirilen eğitim sisteminde, zorunlu eğitimim 8 yıldan 4+4+4’ile 12 yıla çıkarılması, zorunlu eğitimde ders kitaplarının devlet tarafından ücretsiz verilmesi. “Dindar nesil yetiştirme” ülküsünden hareketle neredeyse tüm okulların İmam Hatip okullarına dönüştürülmesi. Eğitim ve öğretimde kalitenin artmasını sağlamadığı ortada. Çünkü okullar öğrencileri eğitmek ve öğretmek için değil, bir sonraki okulların sınavlarına hazırlamak, diploma vermek (mezun vermek) üzere programlanmış. Kısacası okullar sınava hazırlayan diploma veren kurumlar haline getirilmiştir. Hal böyle olunca Üniversitelerin sayısı ile orantılı üniversite mezunlarının sayısının artması sadece diplomalı gençlik, üniversiteli işsiz sayısını arttırmaktan başka bir işe yaramamıştır.

 

İşsizlik, çalışan ve emeklinin durumu;

TÜİK’in Temmuz 2017 raporuna göre Türkiye’de işsiz sayısı 3 milyon 443 bin kişi İşsizlik oranı ise, yüzde 10,7. Burada gösterilen rakamlar İşkur’a kayıtlı işsizler kayıtsız işsizler ve gizli işsiz denilen simitçi, ayakkabı boyacısı, işportacı ve bilumum seyyar çalışanlar dâhil değil. Bunlarda dâhil edildiğinde Türkiye’de işsiz sayısı yaklaşık 11,5 milyon olarak telaffuz ediliyor.

Türkiye’de 28 milyon 758 bin çalışanın ise yüzde 46’sı 1523 lira (Eylül 2017) olan açlık sınırının altında kalan askeri ücretle çalışıyor. 4.960 olan yoksulluk sınırının üzerinde ücret alan çalışan oranı ise yüzde on’u ancak bulmakta olan Türkiye 11,5 milyon emekli bulunuyor. Bunun da 8,5 milyonu bin ila iki bin tl. arasında emekli aylığı alıyor. Türkiye’de yoksulluk sınırı üzerinde emekli maaşı alanların sayısı ise yüzde 1,4’ü ancak buluyor.

 

Sonuç;

Kalitesiz eğitim, açlık sınırında geçim sıkıntısı çeken çalışan, 3 milyon 443 bin kayıtlı toplam da 11.5 milyon işsiz, geçim sıkıntısı, güven vermeyen adalet sistemi, kendini korumaktan aciz kolluk kuvvetleri, sosyal ve kültürel etkenlerin yarattığı psikolojik travmalar insanlarda suç işleme oranlarını arttıran başlıca hususlar olarak uzmanlar tarafından dile getirilmesine rağmen. Gelişmeyi, büyümeyi dahası hizmet vermeyi; yollara, köprülere, camilere, üniversitelere vb. yatırımlara bağlayan yönetim zihniyeti artan suç oranları düşürmek, insanları suça iten unsurlardan alı koymak yerine, çözümü suçluları barındıracak yeni cezaevleri inşa ederek, cezaevlerinin sayısını arttırmak suretiyle çözmeyi tercih ediyor.

 

 

İbrahim Halil SİPAHİ

27.10.2017/adanapost.com

twitter.com/ihsipahi

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.