İbrahim Halil Sipahi

İbrahim Halil Sipahi

Yerli Malı!

Daha ilkokul sıralarında geleceğin teminatı olan çocuklarımıza: “Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı.” Diye öğretilen bir söz vardır. Çocuklarımıza öğretilen bu sözün gayesinin yerli malı kullanmaya özendirmek ve ülkemizin kalkınmasında yerli malın önemini vurgulamaktır. Bunu belki o dönemde algılayamayan çocuklarımız ileriki yaşlarda çok daha iyi anlayabiliyor.

Bizim çocukluğumuzda çevremizde genel itibari ile yerli malı bulunmakta onların dahi birçoğunu alma imkânı her kişide bulunmuyordu. İthal malları görmek ve almak ise herkese mahsus değildi.

Kış ortasında yapılan Yerli malı haftasında şimdiki gibi her mevsim bulunan meyve ve sebzeler bulunmaz, ancak mevsime ait meyve sebzeler piyasada olurdu. Çocuklar o meyveleri ve diğer yiyecekleri yerli malı haftası etkinliğinde okullara götürebilirlerdi. Şimdiki gibi, Ananas, Kivi, Pepino, Hindistan cevizi, Avakado ve Mango gibi ithal malı tropik meyveleri görmek bir yana, birçoğunun adını bilen dahi yoktu. Kaldı ki ülkemizde de yetişen Muz ise birçok aile için lüks bir meyve idi.    

Şimdi yine okullarda yerli malı kutlamaları yapılıyor, ancak eksik olan şeyler var. Bu özel günde okullara götürülen besinlerin çoğu yerli olmaktan oldukça uzak: Hazır kekler, Hamburgerler, cipsler, kutu kola ve daha birçok farklı besin.

Toplumumuz içerisinde lezzet arttırıcı ve bağımlılık yapan “Fast Food” denilen hazır gıdalara alıştırıldı. Yerli olmayan bu besinlerle yapılan kutlamalar sonrasında kimi zaman sonu hastane de biten olaylarda yaşanıyor. Hemen hemen hafta da bir iki okul, okul kantini, yurt, işyeri, vb. toplu yemek çıkan yerlerde gıda zehirlenmesi vakası haber merkezlerine düşüyor.

Bilinen yerden bilinen alınmayan bildik usulle hazırlanıp tüketilen gıdaların mutlaka bir zararı ortaya çıkıyor.

Maalesef son 30-35 yıldır ülkemizde tarım politikasındaki ihanet derecesine varan yanlışlıklarla, tarıma olan destek devlet tarafından ya azaltılmış yâda kaldırılmış durumda. Bu nedenle tarımsal faaliyetler gerilemiş, ekilen tarım arazilerinin yerleşim merkezlerine yakın olanları konut ve iş alanlarına çevrilirken, tarım yapan köylünün miras yolu ile tarım arazilerinin küçülmesi, en önemlisi tarım ürünlerini yetiştirmenin maliyetinin getirisinden fazla olması gibi nedenlerle, tarımı bırakarak kentlere yerleşmesidir.

 

Buda tarım ürünleri ithal eden tüccar, işadamı ve siyasetçilere fırsat doğurmuştur. Bugün ülkemizin anavatanı olan ve bir zamanlar ihraç ettiği tarım ürünleri dışarıdan ithal edilmektedir.

Ayrıca ülkemizde hala tarım yapmaya çalışan çiftçi, yerli tohumun ortadan kaldırılması ile ithal “hibrit” tohum kullanmak zorunda kalmıştır. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ‘lu  bu tohumlarla zamanından önce ve fazla üretim alınması ile hem haksız kazanç elde ediliyor, hem de sağlıksız ürünler vatandaşa sunuluyor.

Özelleştirme kapsamında ülkenin yapı taşı olan kurumlar satılmış, yabancıların mülk edinmesi ile araziler yabancılara satılmış, yerli halkın tarım ile uğraşmayı bırakmaya zorlanması nedeniyle, ülkede tarım yapılamayacak noktaya ulaşmıştır.

Bütün bunların mimarı devletin idarecilerinin bugün Sudan’dan tarım arazisi kiralamak sureti ile yurt dışında tarım yapmalarını da anlamak mümkün değildir.

Yerli malı kullanılması ile başladık söze ancak konu ilerledikçe görülüyor ki aslında ülkemizde yetişen neredeyse yerli malı ürün kalmamış. Bunun en önemli nedenlerinin başında gelen ise, kuşkusuz son yetmiş yıldır ülkemizin yerli akıl ile değil, ithal akıl ile yönetilmesinden başka bir şey değildir.

Yine de her şeye rağmen yerli malı kullanmaya özen göstermek gerekir.

 

 

İbrahim Halil SİPAHİ

16.12.2016/adanapost.com

twitter.com/ihalilsipahi

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.