Yozgat Güzellemesi

koca-006.jpg

Cumartesi Yazıları -57

“... Dersini almış da ediyor ezber/ Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler/Bu dert beni iflah etmez deli eyler...”

 

Yozgat Güzellemesi

Yozgat’ı : “Tanpınar’ı okuduktan sonra davasız ve iddiasız, sessiz ve sakin , hırs ve telaştan azade bu Orta Anadolu kentine farklı bir gözle bakmayı denedim. Gerçek şu idi ki , Yozgat dışında doğup büyüyen bir Yozgatlı olarak bu ecdad toprağını bilmiyordum. Gördüğüm her şey bana yabancıydı. İnsan ve madde, ruhu ve boyutlarıyla pek az şey ihsas ettiriyordu . Coğrafi konumu, doğası, suları ve bitki örtüsü , tarihi köşe taşları ve insanıyla Yozgat tam bir bilinememezlik zırhı içindeydi . Yayvan bir vadiye yayılmış görünümü ile daha çok Nohutlu Tepe’den şehre bakar, belli noktaları işaretlemeye çalışırdım. Çapanoğlu Camii ve Saat Kulesi dışında sivrilmiş bir ya da iki kamu binasını işaretleyebilirdim . Ondan ötesi biri ötekinin aynı evler adeta damlarla eklenerek Nohutlu Tepe’nin yamacından Çamlık’ın eşiğine ulaşırdı. 
Şehrin ahalisini izlerdim.Telaştan uzaktılar . Aceleye gelecek herhangi bir işleri yoktu. Sadece çarşıya haftada bir gün sözüm ona hareketlilik gelir, köylüler denklerini nereye bulurlarsa çözer ; satacağını satar, alacağını alır daha gün gitmeden denkler dürülür, sonra şehir kaldığı sessizliğin içine dönerdi. 
(.......)
Görülen o idi ki Yozgat Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’inin dışındaydı. Buna rağmen Yozgat’ın yazılacak bir tarihi , Yozgatlının da silik çizgilere gömülü olsa bile çizilecek bir portresi vardı.”(Yozgat Var Yozgatlı Yok , Ötüken Yayınlar , sf. 13-14 ,2007) diye tarif eder, eserleri MEB’in 100 Temel Eser serisine de giren ve bir Yozgatlı olan Nail Abbas Sayar. Birçok şair ve yazarın eserlerini dokudukları iplik , bazen de eserin kendisi olan Yozgat , Orta Anadolu ‘ nun kendi halinde akan ırmağı olarak varlığını sürdürmektedir, daim olsun!

Tanpınar’ın gözlemlerini kendi yaşanmışlıklarına katan Nail Abbas Sayar, yeni zamanlara kadar Yozgat’ı ve Yozgatlıyı tanıma ve anlatma gayretinde olmuştur, rahmet olsun!

Kiminin sürgünü, kiminin hürlüğü... Kendi gurbette olanın içindeki gurbet...İş sırası da uzaktan bakışı da sayılıdır. 
İşgale uğramadığı veya işgal edilemediği için ülkemizde kurtuluş günü olmayan nadide şehirlerden.

Her ne kadar büyük şehir olmasa da, içi dışı gurbet olduğundan uzun süre de olamayacaksa da, içinde hâlâ keşfedilmemiş bir yerli, bir şehirli ruhu vardır. Her ilçesinin, her köyünün farklı bir hikâyesi; bir kısmı dile gelmiş, bir kısmı da dile, gönle dolanmış diyecekleri vardır. Filmlerde, şiirlerde,roman ve hikâyelerde, türkü ve şarkılarda, belgesellerde, tarih kitaplarında söylenenler kadar, hatta onlardan daha fazlasını geçmişlerimiz götürmüştür yanlarında.

İsmi hakkında türlü rivayetler olsa da biz bir pir-i faninin: “ Allah yozuna yoz katsın!” duasından yanayız; dua ile kurulmuş bir şehirli olmak için.

“Benim dert çekmeye dermanım mı var?” Sanırım dert uzun olunca yazı da uzayacak. Nasipse devamı olur. Anadolu kadar büyük şehirlerimiz var olsun!
Akdağmadeni/ YOZGAT

Hayati Koca

16.06.2018, Adana

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.