18 yaşında milletvekilliği?



18 yaş teklifiyle siyasetin önemine dikkat çekmek ve gençler erkenden yetiştirilmek isteniyor. Bu istek takdire şayandır. Fakat, temelsiz gökdelen inşaatı olmaz.


"Şimdi ilkokul yeterli" deniyor. Resmi diploma yok; ama tecrübe, fehim, idrak gibi üstün özellikler görülüyor. Muhterem Ali Rıza Septioğlu gibi değerlere her zaman, her yerde ihtiyaç vardır. Millet de onu Yüce Meclis'inden eksik etmemiştir.

18 yaş, her türlü cezai ve hukuki ehliyeti kazanma yaşıdır. Evet ama yaş ehliyeti, her iş için yeterli olsa, ehliyetsiz kimse kalmaz. İhtisaslaşma çağındayız. Eskiden malayı eline alan duvar örerdi. Mimar, mühendis, yöneticiye artık diploma da yetmiyor. Siyaset, dünyanın en ağır sorumluluk yükleyen bir yönetim mesleğidir. .

"Batı'da 18 yaşı kabul eden ülke var" sözü umarım gerekçe değildir. Batı'nın her şeyini almak, hepten yanmaktır. Saygısıza bakma; biz milletçe TBMM'ye, yöneticilerimize saygıyla, edeple ve ehliyetine güvenle bakarız ve öyle isteriz.

İki hatıra: 1) Sayın Zeki Sayın, Ziraat Bankası'nda başarısı dikkat çeken müfettişti. Kurulacak İşçi Yatırım Bankası'na genel müdür yapılacaktı. Kurallara göre, devletteki tecrübesi yeterli değildi. Bekleyecek veya bir üst kademe tecrübesiyle de kendini bir kere daha ispatlayacaktı. Vakıflar Bankası Genel Müdür Yardımcılığı'na geldi. Tecrübesini genişletti. Engel kalktı. Başarılarının hep üst düzeyde devamı, kabiliyetinin ürünü olsa da, temelin sağlamlaştırılması, hizmetin kalitesinde yerini bulmuştur.

İnsan, hayat tarzına, işine ve eserlerine bakarak tanınır. Neyzen, "Reyini verdiğin şahsın kim olduğunu bilmezsen, / Kendi düşmanını kendin seçmektir" der. Halk, tanımak ve ehliyetine güvenmek ister... "Başımda berberlik öğrenme" der.

İkinci Anı: Osmaniye'de lise yoktu. Belediye, binasını verip kiraya çıktı. Özel lise kuruldu. Ama iki sene muadelet alınamadı. 1959'da müdürlüğe beni getirdiler. Muadelet alındı. Bu sırada, Osmaniye Postası'nda günlük yazı, Adana Vatandaş Gazetesi'nde orta makale yazıyor, Vahdet Mecmuası'nı çıkarıyor, Öğretmenler Derneği ve İlahiyat Fakültesi Mezunlar Derneği Başkanı olarak çok sık kültür faaliyetleri yapıyordum. Bu çizgimi beğenenlerden teklif geldi. Yaşımı büyültüp 1961'de AP'den aday oldum. Duyduğum tek itiraz, "İyi de genç" oldu.

"Akıl yaşta değil başta derler ama, başa, yaşla geldiğini söylemezler." Churchill'in şöhreti, yaşlılığındaki ikinci başbakanlığındadır.

Milletvekilinin azli yok. Yanlış seçim, Sabahat Tuncel'in görevdeki polise tokadı gibi edep ve insanlık dışı olmaz ama, küçük haddi aşma dahi olsa, milletçe üzülürüz. Baba, evladı adına borçlanamıyor. Milletvekili, milletin torununu da borçlandırabilir.

18 yaşını doldurmak, tabanca ehliyetine dahi yetmezken, büyük bir milletin, maddi-manevi devlet sorumluluklarını yüklenmeye yeter mi? "18 ile bitmiyor, bir de seçilecek?" denebilir. Doğru da, Kılıçdaroğlu ibreti ne olacak? "Partiler, demokrasinin teminatı" deniyor; O, darbe avukatlığına soyunuyor. Oy için hapistekini aday yapıyor. Aday tespitini halk yapsa neyse. "Kendim ettim, kendim buldum" der.

Siyaset, günü ve istikbali düşünerek yapılan bir sanattır. Niçin para muslukları sıkılıp, yüksek kalkınma engellenir? Yunanistan gibi olmamak için. Siyasette ileriye bakmak şart. Açık kapı arayan istismarcılar, Kılıçdaroğlu'lar, Uzan'ların Genç Partileri ve bu tiplemenin post modernleri de düşünülmeli.

18 yaşında milletvekilliği sadece devlet ve millet bakımından değil, gençler için de sakıncalıdır. Yetki ve güç, hız demektir. Direksiyon hâkimiyeti zayıflar, tehlike büyür. Meclis kürsüsü, lise çağı için çetin bir yerdir. Genel başkan değişirse, 2. dönem seçilmek zor. Zaten bir işi ve mesleği yok. Zamanı olmamıştır. 22 yaşından itibaren bütün bir ömür emeklilikle geçer mi? Ağa, bir işçisine çok kızarsa, onu kahya yapar, 3-5 gün sonrada işten çıkarırmış. Artık kahyalıktan aşağı iş beğenmez olan adamcağız, bir ömür perişandır.

 

Hasan Aksay - Yeni Akit

Önceki ve Sonraki Yazılar