Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Ajan cenneti..


İstanbul için ajan cenneti derler. Kapitalizmin pörtlek gözü iki yüz yıldır topraklarımızda..

Kim korkar demeyin. Bu emperyalist ejdarhayla boğuşmada nice aslanlarımızı kaybettik. Kana doymayan dünya güçleri, aralarında hakimiyet mücadelesi veriyor da denge politikalarıyla soluklanabiliyoruz, güç toplayabiliyoruz.. Ülkemizin belini kıran, hainler. Bu topraklar hainin harman olduğu yerdir.. Namertliğin ikbal görüldüğü, evliyasından eşkıyasına, hacı hocasından profesörüne, memurundan patronuna, yazarından şarkıcısına, gazetecisinden futbolcusuna herkesin akın akın gelip büyükelçiliklerin kapısında ihanet kuyrukları oluşturduğu başka ülke var mıdır bilmiyorum..

Amerika'nın maymunu, Rusya'nın ayısı.. Her ülke içimizden en hayvanı bulup çıkararak kullanıyor. Hayvanat bahçesi gibi topraklarımız. Emperyalist devletlerin unutulmaz yağmasını1909 - 1922 yılları arasında gördük: Sultan Abdülhamit tahttan indirilip Osmanlı tarih sahnesinden kaldırılarak cumhuriyet kurulurken bu coğrafyada oyun kuran güçler arasında çok hassas bir uzlaşma gerçekleşti. 1909'dan sonra, taraflar, mücadeleyi zamana yayarak günümüze kadar sabırlı bir politika izlediler. Gavur aklı deyip küçümser geçeriz..

Biz, 1989 sonrası, 25 yıllık dönemde, küreselleşme adını verdiğimiz tarih kesitinde yaşayanlar, Birleşmiş Milletler ile temsil edilen emperyalist dünya devletiyle yönetiliyoruz. Bugün yönetiminin başında ABD'nin bulunduğu ve İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya'nın da ortak olduğu dünya devleti, Fas'tan Filipinlere kadar uzanan büyük İslam ülkesinde hakimiyet mücadelesi veriyor; bu büyük coğrafyada oluşturduğu yerel yönetimleri karıştırıyor ve birbirleriyle çatıştırıyor. Bu dünyayı paylaşım savaşına bakıp şans oyunu oynayabiliyoruz; süper lotolara yatırıyoruz varımızı yoğumuzu..

Şunu biliyoruz: İslam ülkesindeki bir asırlık devletler oyununda tarafların kazanımları olduğu kadar, kaybettikleri de var. Şimdi bu mücadele, taraflarca, İslam dünyasının merkezi olan Türkiye'nin ekonomik ve bürokratik teşkilatları üzerinden de sürdürülmeye çalışılıyor. Devletimizi, ayakta uyutup, varımızı yoğumuzu yağmalamak istiyorlar. Topraklarımızda nasıl savaş sürdürüldüğünü anlamak için, mümkün olduğunca finans ve ticaret mobilizasyonunu iyi takip etmek gerekir. Bürokratik oligarşiyi, devlet teşkilatlarını iyi tanımak zorundayız. Baronların, patronların ve bürokratların yöntemlerini ve çalışanlarının profilini bilmeyen ya gafildir ya da hain, bu topraklarda.

Sağır sultanlar bile duydu gerçeği.. Anadan doğma körler bile gördü: Son günlerdeki yargı ve emniyet teşkilatlarındaki hareketlilik, yargı ve Emniyet Teşkilatı'ndaki tayinler, HSYK ve MİT yasalarında bir takım değişikliklerin yapılması, sözkonusu uluslararası savaşın yansımaları..

Bizim gücümüzün ve hala bu toprakları elimizde tutuşumuzun sırrını akıllı düşmanlarımız bilir: Müslümanlar, Akdeniz, Karadeniz - Hazar ve Hint okyanusunda asırlardır söz sahibidirler. Müslümanları bu üç deniz arasındaki üçgenden def edebilirlerse, boşalttıkları toprakları kimlerle nasıl yönetecekleri meçhul olduğundan ve hala İslam milletinin çekirdeğini oluşturan milli kadroların sosyal, ekonomik, siyasal ve bürokratik tüm alanlarda inanılmaz direnişinden dolayı; bizimle ve birbirleriyle mücadele eden dünya güçlerinin hali hazırda elde ettiği net bir başarı yok.

MİT yasasına ilişkin yürütülen tartışmaya bakmak bile yeterli, pozisyonları görmek için. İddialar, MİT'in iktidarın kontrolü altına gireceği yönünde. Eğer iktidar ve MİT ?milli? ise MİT'in iktidarın kontrolüne girmesinde veya çalışanlarının yasal bir koruma zırhına büründürülmesinde bence hiç bir sakınca yok. Bundan ancak düşmanlar ve işbirlikçiler rahatsız olurlar..

Ancak iş gelip bu ?milli?lik unsuruna dayanmakta. Bir iktidarın milli olabilmesi, milletin emrinde olmasına ve ülkülerine hizmet etmesine bağlı.. Cumhuriyetin ve demokrasinin kısa tanımı da bir halkın kendi kendini yönetmesi değil mi? Anadolu, Kafkasya ve Ortadoğu coğrafyası, dünya güçlerinin gözünde, üzerinde yaşayan halka bırakılmayacak kadar değerli.

Burada hafızanızı tazelemek isterim: Milletimizle ve devletimizle savaşan emperyalist dünya güçlerinin, doğal olarak İstihbarat Teşkilatlarımıza sızma çabası tarih boyunca vardı. Kurtuluş Savaşı sırasında kurulan ?Karakol Teşkilatı?na İngiliz İstihbaratı'nın sızdığı biliniyor.

Yakın tarihimiz, ne kadar acıdır ki Batılı ajanların başarı hikayelerinden oluşuyor.. 1956 yılında, dönemin Başbakanı Adnan Menderes'in talimatı üzerine yapılan soruşturmada; Türkiye'ye dinleme istasyonu kuran Amerikalıların, dinleme servisinde görev alan memurları, özellikle de telefon dinlemesi görevlilerini maaşa bağladıkları, Menderes'in telefonlarının dinlenmesi olayının arka planında da ABD ajanlarının bulunduğu tespit edilmişti, bilen bilir.

Şimdi gel aklına geleni söyleme, mümkün mü? Bugün da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aynı sorunla boğuşuyorsa, karşı karşıya olduğumuz sorunun 60 yıllık bağımsızlık mücadelesi olduğunu fark etmek kolay. Bugün, her vatan severin, ajanlara karşı birşeyler yapması için gece gündüz hükümete baskı yapması gerekmez mi?

Burada sözün özünü söylemek lazım: Amerika, dün Adnan Menderes'i, Necmettin Erbakan'ı ve Turgut Özal'ı nasıl dinlediyse, bugün de Recep Tayyip Erdoğan'ı dinliyor ve istihbarat topluyor.. Bunda şaşılacak bir şey yok. Büyük devlet olmak, güçlü bir istihbarat teşkilatına sahip olmaktan geçiyor. Aklın yolu bir: Bu durum, Erdoğan'ın milletin hizmetinde olduğunu gösterir. Türkiye'nin sorunu, hainleri tespit etmekte, önlem almakta ve cezalandırmakta zafiyet göstermesi.

Hadi ağzımdaki baklayı çıkarayım: Amerika'nın ve diğer dünya güçlerinin her dönemde ülkemizde ajanları olacaktır. Peki biz ajanlarla baş etmeyi öğrenemeyecek miyiz? Ajanların gelmek istemeyecekleri, çalışması en zor, ajan cehennemi şehir olamayacak mı İstanbul?

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.