1. HABERLER

  2. AFRİN - MÜNBİÇ VE BARIŞ PINARI HAREKATI DOSYASI

  3. AYM kararı ve referandum hesapları ?
AYM kararı ve referandum hesapları ?

AYM kararı ve referandum hesapları ?

Ülke TV'de Ünal Tanık, Hasan Öztürk ve İbrahim Kahveci'nin birlikte hazırlayıp sunduğu "Aslında Ne Oldu" programı yine haftaya damgasını vuran olayları...

A+A-

Ülke TV'de Ünal Tanık, Hasan Öztürk ve İbrahim Kahveci'nin birlikte hazırlayıp sunduğu "Aslında Ne Oldu" programı yine haftaya damgasını vuran olayları ele aldı. Öncelikli konular ise AYM ve Saadet Partisi oldu.

Ünal Tanık, Hasan Öztürk ve İbrahim kahveci gündeme damga vuran olayları yine masaya yatırdılar. Anayasa Mahkemesi'nin referandum kararı öncelikli konu olarak ele alındı.

ANAYASA MAHKEMESİ GERİ ÇEKİLDİ

Hasan Öztürk, Anayasa Mahkemesi kararının aslında çok iyi olduğunu, demokrasi mücadelesinin yüzyıllar sürdüğünü Türkiye'de de bu sürecin kolay geçmeyeceğini savundu. Öztürk, Anayasa Mahkemesi'nin iki madde konusundaki değişikliklerinin aslında Anayasa Mahkemesi'nin geri çekilmesi anlamına geldiğini, mahkemenin karar süreci içinde bir mahkeme üyesi hakkındaki çıkan iddiaların üyeler arasında da tartışılmış olacağını dile getirdi. Öztürk değişimin çok hızlı bir şekilde devam ettiğini, bu akışı durdurmanın da kolay olmayacağını beklentilerin de çok yüksek olduğuna dikkat çekti.

OSMAN CAN'IN ÇIKIŞI MAHKEMEYİ NASIL ETKİLEDİ

Ünal Tanık, muhalefetin Anayasa Mahkemesi'nin yasalaşmamış bir konuya müdahale etmesi ve eski rapörtör Osman Can'ın 'Yok Sayma' iddiasının Anayasa Mahkemesi'nin değerlendirmesinde önemli rol oynadığını, Anayasa Mahkemesi'nin hukuki zemini olmayan bir kararı almakta zorlandığını dile getirdi. Tanık, AK Parti'nin kapatma davasında kapatma yönünde kesin beklenti içinde oldukları bir dönemde partinin kapatılmaması ile bir dönüşümün başladığını dile getirdi. 367 kararı ile zirveye çıkan sorumsuzluğun ve yetkilerini aşan anlayışın bu karar ile kendi yerlerini daha iyi gözler hale geldiklerini vurguladı.

ATANMIŞ VE SEÇİLMİŞLERE YABANCI SERMAYE BAKIŞI

İbrahim Kahveci, bir rejimi atanmış kişiler mi seçilmiş kişiler mi korur sorusunu yönelterek,  atanmış kişilerin ülke korumada söz sahibi olmasının yabancı sermayenin en fazla dikkat çektiği bir konu olduğu ve o ülkeye hiçbir şekilde iyi bakmayacağını dile dile getirdi. Yasamanın sorumsuzluğunun doğurabileceği zararlara karşın yargının sorumsuzluğundan doğan kayıpların hesabının sorulmamasının çok büyük handikapları olduğuna dikkat çekti. Kahveci İzmir Limanı'nın mahkeme kararı yüzünden satılamamış olmasının hesabının birilerinin verilmesi gerektiğini söyledi. 

1961 ANAYASASININ BİLİNMEYEN YÜZÜ

Hasan Öztürk, Mümtaz Soysal, 1961 anayasasının çok mükemmel olduğunu ancak Türkiye'ye bol geldiği için iptal edildiğini belirtirken, Ergun Özbudun ise bir itirafta bulunduğunu ve çok iyi denilen 1961 Anayasası'nın atanmışların seçilmişler üzerindeki vesayetinin temellerinin 1961 Anayasası ile atıldığına dikkat çekti. Öztürk, Demirel'in bir sözünü hatırlatarak demokrasilerde zamanın öneminin olmadığını, devlette işlerin çok kısa sürelerde halledilmesinin mümkün olmadığını belirterek yasaların çıkması ve uygulamaya geçmesinin uzun süreler alacağını dile getirdi.

ANAYASA MAHKEMESİ'NİN CHP'YE ATTIĞI GOL

Ünal Tanık, Anayasa Mahkemesi referandum paketinin özüne girmekle CHP'nin önünü tıkadığını belirterek CHP referandum paketini Referandumda paketin kabul edilmesi halinde Anayasa Mahkemesi'ne götürerek paketi iptal ettirecekti. Anayasa Mahkemesi böylece muhalefetin referandum sonrası CHP'yi açığa düşürdü. Tanık, Kılıçdaroğlu'nun referandum öncesi kendisini çok zor bir duruma düşürdüğüğünü, siyasi liderler için en kritik sürecin seçim olduğunu belirterek "Hükümet büyük ihtimalle seçimi Haziran'dan önce yapacak. Temmuz'da seçim yapılması normal şartlar içinde doğru değil.  Akıllı bir siyasetçi kendisini genel seçimde tarttırır. Kılıçdaroğlu referandumda bir şekilde kendini dağıtacak. Deniz Baykal 12 Eylül'ü Milat sayacak. Baykal bu dönemi stratejik hazırlık sayıyor. 12 Eylül sonrasında da startı verececek ve ondan sonra da Kurultay talebinde bulunacak. Bana göre Baykal konuşmaları ile ve çıkışları ile hala kendini lider konumunda görüyor.

REFERANDUMDA MHP KİME HİZMET EDİYOR

Hasan Öztürk, referandumda CHP DSP ve MHP'nin hayır diyeceğini, BDP'nin ise sandığa gitmeyeceğini buna karşın Saadet Partisi ile BBP'nin referandumda evet diyeceklerini belirterek " Aslında 12 Eylül'ün en büyük mağduru MHPliler. Bununla birlikte de BDP'liler. MHP Genel Merkezi ve Bahçeli'nin zehirle ve zemzemi karıştırıp yutturmaya çalışıyorlar diyerek hayır kampanyası başlatıyor.  Bahçeli, bu tavrı ile Türkiye'nin demokratikleşmesini istemediğini söylüyor.

BDP ise Güneydoğu'da yaşanan bir süreç var bu yaşananlardan nemalanan da bir BDP var. BDP Türkiye'den ayrılmak istemiyoruz diyor ancak bir taraftan da terörden faydalanma yoluna gidiyor.  Güneydoğu'daki çatışmadan, PKK'nın varlığından  MHP yararlanıyor olmasından ben birşey anlamıyorum. Değişiklik paketinde 12 Eylülcüleri yargılama maddesi olduğu halde buna hayır demeye çalışmasını siyasetle anlatmanın imkanı yok. İktidarı yüzde 50'nin altına çekmeye çalışırken geçmişinle karşı karşıya geldiğini görmüyor.

TÜRKİYE'YE YAPILACAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK

İbrahim Kahveci, 1993 ile 2001 yılları arasında yaşananları bir ülke nasıl batırılabilire gösterilecek en büyük örnek olduğunu bu dönemin MHP açısından da en büyük fırsatlar nasıl kaçırılıra da örnek teşkil ettiğini savundu. Referandumun Türkiye için kritik bir anlam ifade ettiğini referandumun Türkiye'yi düzlüğe çıkaracak adımlardan birinin atılacağını savundu. Kahveci, vatandaşın özgürlük ve kendisini ifade etme açısından bir fırsat kapısı araladığını, referandum ile hakkını arayacak bir sürecin başlayacağını söyledi.

VATANDAŞ NEDEN HAYIR'A YANAŞMIYOR

Ünal Tanık, Türkiye'nin 1987 yılı 6 Eylül'ünde referanduma gittiğini, siyaset yasaklılarla ilgili referandumda yasakların kalkmasının gündeme geldiğini belirterek "Hükümet muhalefet tarafından sıkıştırıldı. Demirel bir bilen olarak medyada yer aldı.  Daha sonra da doğrudan isimleri söylenmeye başlandı. Özal, yasakların kaldırılmasıyla ilgili hayır mitingi yapmadı. Özal sadece kendi icraatlarını anlattı. Hayır kampanyasını kendi bakanı Güneş Taner no no yazılı tişörtleri ile yaptı. Özal eğer vatandaşı teşvik etseydi o yasaklar kalkmazdı.  Ben ilk kez o referandumda tahminde bulunmuştum.  Herkes tahminini yazıyordu. Ben 49.5 ile 50.5 idi.  Altı Eylül Pazar günü 16.55'te TRT canlı yayına çıktı ve hodri meydan dedi ve seçime gitti. Ben bu referandum sonrasında seçim ihtimali yok değil ancak ben böyle öngörmüyorum.

Bana göre Referandumda yüzde 55 ile 45 olacağını öngörüyorum. AK Parti çok güçlü olduğu için değil. Bu toplum hiçbir zaman önüne konulan fırsatları tepmez. Bir adım daha ileri gitme imkanı varsa ondan vaz geçmez.

İbrahim Kahveci, ben yüzde 55'i bile üzücü buluyorum. AK Partiye CHP MHP kime oy verirse versin ama tüm insanlar kendi gelecekleri için özgürlükleri için tavırlarını ortaya koysunlar. Burda sadece seçmene değil hayır cephesindeki siyasi parti liderlerine o misyonu neden üstlendiklerini sormak gerekiyor. Halkın refehını özgürlüğüne yansıyacak bu olayda neden karşı cephede olduklarının sorulması lazım. Bu sonuç halka doğrudan yansıyacaktır.

Ünal Tanık, bugün ayrımı konuşalım diyenlerin geçmişte Turgut Özal'ın federasyon dahil herşeyi konuşalım sözüne büyük tepki gösterdiklerini hatırlattı. Özal'ın terörü yok etmek için özel kuvvetler kurulmasından yana tavır aldığını ancak Genelkurmay'ın çok büyük tavrı ile karşılaştığını dile getirdi.

Hasan Öztürk, Türkiye'de yaşayan insanların bölünme fikrine karşı çıktığını bölünmenin de kolay birşey değil hatta imkansız olduğunu dile getirirken zihinsel anlamda ise bölünmenin yaşandığını bunun tehlikeli bir noktaya geldiğini söyledi.  Öztürk, Güneydoğu'de bir Kürt delikanlının ayrılmayı düşünebiliyorsa, Çankırı'nın bir ilçesi Ankara'nın Sincan ilçesindeki bir baba da ayrılma sözlerini duyunca tepki veriyorsa burda tehlikeli bir noktaya gelinmiş demektir. Osmanlı Balkanlardan Kafkaslardan Ortadoğu'dan çekilirken yüzbinlerce insanını kaybetmişti. Anadolu o zaman vatan değilken Cumhuriyet Anadolu'yu vatan yapma hedefi ile doğmuştur. O dönemde sadece gayrimüslimleri azınlık statüsünde tutarken diğer unsurları tek bir millet olarak kabul ediyor. Bu tutum o dönem için doğru idi. Türkiye sosyolojik olarak ayrılması imkansız ancak zihniyet olarak bu ayrım söz konusu ise bu çok büyük bir tehlikedir. 

Hasan Öztürk, İstanbul, İzmir Ankara'da Kürt kendini rahasız hissetmezken, Güneydoğu'da görev yapan veya o bölgeye giden bir kişi kendini o bölgede rahatsız hissettiğini bunun da asıl tartışılması gereken konu olduğunu söyledi.

İbrahim Kahveci, bölgeye sadece batıdan gidenlerin değil, medeniyete ve kendini gelişmeye adamış kişilerin gitmesinde de kendisini yabancı gördüğünü, birilerinin bölgeyi kurutmak için çaba harcadığını dile getirdi. Kahveci,  hayır diyenlerin derin devleti istediği ve hesaplarının bozulmasını istemediğini Güneydoğu için de referandumun bu açıdan çok önemli olduğuna dikkat çekti.

Hasan Öztürk, Saadet Partisi kongresi ile ilgili ilk gelişmenin Haber7.com'da okuduğunu o akşam da Numan Kurtulmuş'un Ülke TV'ye geldiğini ve bu iddialara net cevap vermediğini dile getirdi.

Ünal Tanık, Haber7'de yer alan haberle ilgili süreci anlatırken Saadet Partisi içinde bir grubun böyle bir hazırlık içinde olduğunu, geçen yıldan itiraben Saadet Partisi içinde Numan Kurtulmuş'a karşı bir tavır oluşmaya başladığını İstanbul İl Merkezi'nde yapılan bir bayramlaşma sırasında Necmettin Erbakan tarafından Numan Kurtulmuş'a selam dahi verilmediği bu durumun teşkilat içindekilerin dikkat çektiğini belirterek "Numan Bey'e tavrın o zaman alındı. Ancak biz o gün onu yazmadık. Bugünlere geldiğimizde Numan Bey'e karşı bir kuşatma harekatı başaldığı belliydi.

İbrahim Kahveci, Erbakan, emanet işini yanlış kişiye verilmiş, Türkiye'de emanetçi tek kişi var Hüsamettin Cindoruk derken, Hasan Öztürk, kaleyi fethetmediğin sürece ele geçiremezsin sözünü hatırlatarak Numan Kurtulmuş'un bunu bir gün yapmak zorunda olduğunu söyledi. Normalde insanlar yetiştirir teslim eder ve sonra kenara çekilir. Ancak bu tarihte kalmış. Anadoluda dedeler babalar çocukları yetiştirir sonra onları çifte gönderirler. " sözüne Ünal Tanık ve İbrahim Kahveci 'Türk siyasetinde böyle bir gelenek olmadığını savundular.

Hasan Öztürk, bugün AK Parti'nin de bu gelenekçi grubun yüzünden ortaya çıkan bir hareket olduğunu, Erbekan ve polit bürosunun Numan Kurtulmuş'a bile dayanamadığını bu sürecin bundan sonra çok daha sıkıntılı bir dönem alacağını ancak Numan Kurtulmuş'un çok farklı bir fenomen olarak doğacağını söyledi. Öztürk, Emaneti ehline vermek deniyor Erbakan soyadlı kişilerin ne kadar ehil olduğuna bakmak gerekiyor.

Ünal Tanık, Saadet Partisi'nde yaşananlar için Milli Gazeteye bakmak gerektiğini, Zeki Ceyhan'ın Numan Kurtulmuş için ağır ifadeler kullandığını bundan sonra nasıl olacağını da Şevket Kazan'ın bir televizyonda yaptığı konuşmaları hatırlatarak " Önce özür dileyecek sonra da kongreyi yeniden toplayacak. Eğer böyle bir şeye ayak direrse partiyi çalışmaz hale getirecekler. " Tanık, Erbakan'ın ekibinin partiyi ele geçirememesi halinde yeni bir parti kurma yoluna gidebileceklerini ileri sürdü.

Haber7.com

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.