1. YAZARLAR

  2. Hayrettin Durmuş

  3. Bereketli toprakların ve sıcakkanlı insanların diyarı Adana
Hayrettin Durmuş

Hayrettin Durmuş

Yazarın Tüm Yazıları >

Bereketli toprakların ve sıcakkanlı insanların diyarı Adana

A+A-


Ey Adanalılar! Yaşadığımız şehrin farkında mısınız? Elimizin altındaki
hazineden ne kadar haberdarız acaba? Kentimizi tanımak kendimizi tanımak kadar
önemlidir. Soluduğumuz havası, içtiğimiz suyuyla bizi biz yapan ana kucağı olup
sinesinde bizi barındıran, Milli Mücadelemizin ilk kıvılcımını yakan yürekli
insanların şehri Adana ihmal edilmemeli?

Toros dağlarından Çukurova?ya doğru inerken bir sıcaklık sarar yüreğinizi.
Yayla serinliğinin bittiği, sarı sıcakların başladığı yerdir Adana. Çukurova
bayramlığını giymeye başladı mı, yalan dünyanın cenneti olur sanki. Onun için
Karacoğlan ?Çukurova bayramlığın giyerken cennet dense sana yakışır dağlar?
diye tarif eder bu diyarları. Çukurova?yı Adana?dan, Adana?yı Çukurova?dan ayrı
düşünmek ne mümkün.

Yağmur toprağın çatlayan dudaklarından öperken ?Adana?nın yolları taştan? deyip
kimler düşmemiş ki yollara. Romanlara konu olan bereketli diyarlar davet etmiş
insanları. Turnaların kanat sesiyle turaçların feryadı yanık bir türkü olmuş
sarı sıcaklarda benzi siyahlaşan pamuk ırgatlarının dilinde? Coşkulu bir
davettir Çukurova?nın yağmuru, toprağı, havası. Rabbimin özel ikramı gibidir bu
topraklara değen sıcaklar.

Her çeşit sebze meyve boy verir bu topraklarda. Kimse aç açık kalmaz. Havası
gibi insanı da sıcakkanlıdır. Gönülden bir ?Merhaba? deseniz, bin ?Merhaba?
sesi işitirsiniz karşıdan. Selamınıza en güzel şekilde mukabele edilir
kısacası.

Ağalar, beyler memleketidir Adana. Gezdiğiniz caddenin, yaşadığınız 
mahallenin adını sormanız kâfidir bunu anlamanız için. ?Ziyapaşa, Cemalpaşa,
Gürselpaşa, Gazipaşa, Abidinpaşa, Şakirpaşa?? Hicivleriyle tanıdığımız Ziya
paşa Adana valiliği de yapmıştır? Şairi, yazarı, ressamı, sinema sanatçısıyla
bereketli topraklar kültür ırmağında da boy verir. Vaktiyle kültür sanatın
nabzının attığı yerdir Adana?

Yeşilliği, bitki örtüsü öylesine göz kamaştırıcıdır ki adeta damarlarınız ıtıra
döner. Döner dedim de Adana?nın  yemekleri de dillere destandır.

Adana kebabıyla şalgam dünyaca meşhurdur. Bir lokantanın kapısından içeri
girdiğiniz zaman hemen ikram başlar. İslam?ın güzel bir geleneğini yaşatır
Adanalılar.  Kebabınız gelmeden önce sunulan nane, maydanoz, limon, turp
ve çeşitli salatalarla neredeyse karnınız doyar. Kebabın yanında ikramdır
bunlar. Bir dilim ekmeğe, bir bardak suya para ödemezsiniz yani. Adanalıların
cömertliğidir bu.

Bir şehrin tarihini mezarlıklardan, hafızasını, insanların sırdaşı olan
köprülerden, yollardan öğrenebilirsiniz. Camiler, mescitler tapusudur şehrin.
Hanlar şehrin cömert yüzünü, hamamlar medeniyetimizin tertemiz özünü gösterir.

Büyük Saat Kulesi Adana?nın bayram coşkusu, Ulu cami tapusu, Taşköprü
gönüllerin kapısıdır. Çoban Dede türbesi umudu, Şahmeran, Binboğa özlemidir.

Adana?da dostluk Çukurova?nın sıcakları kıvamındadır. Adanalı sevdi mi,
?Allah?ına kadar? sever. Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu?nun ?Kimdi onlar? Bir
aşılmaz dağdılar. Devcesine kükrediler / Devcesine sevdiler? mısraları dolanır
dudaklarınıza?

Adana sadece Türkiye?mizin dördüncü büyük vilayeti değil, aynı zamanda beyaz
altının ambarıdır ve büyük bir tarihi birikime sahiptir. Seyhan nehri gibi
coşkuludur. Hitit tabletlerinden öğrenilen bilgilere göre Milattan önce II. bin
yıla kadar uzanan eski bir yerleşim birimidir.

Adana ve Çukurova Kur?an-ı Kerim?de ismi zikredilen bir beldedir. Rum suresinin
ilk ayetinde ?Fulubeti Rum fi ednal arz ? diye ifade edilen bölgenin Çukurova
olduğunu tefsir kitaplarımız anlatmaktadır.

Gezilecek görülecek o kadar çok tarihi eser  vardır ki saymakla bitmez dense
yeridir. Biz bu yazımızda bu mekânlardan sadece birine değinebileceğiz.

Tadı damağınızda kalsın ki diğer mekânları da siz hatırlayın ki mahzun
kalmasınlar. Justinias tarafından  yapılan Taşköprü Seyhan ırmağının iki
yakasını bir araya getiren gerdanlık gibidir. ?Adana köprübaşı / Otur saraya
karşı? diye mırıldanmak geçer içinizden köprünün üzerinde. Taşköprünün
kemerleri kim bilir ne günlere şahitlik etti. Kimler geçti üzerinden salınarak.
Hangi cihangirlerin atlarının nalları değdi? Kaç sevdalı mavi sulara bıraktı
yüreğini kimbilir....


 


Hayrettin Durmuş


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.