1. YAZARLAR

  2. Mehmet Yürekli

  3. 'Bir faninin Baki olan Allah'a susaması ne kutlu bir alınyazısıdır!
Mehmet Yürekli

Mehmet Yürekli

Yazarın Tüm Yazıları >

'Bir faninin Baki olan Allah'a susaması ne kutlu bir alınyazısıdır!

A+A-

 

Allah’ın zaman kılıcı, bunları (firavunları, diktatörleri ve tiranları) biçmiştir.

 

Çağımızda da insanın düşmanı ve şeytanın kölesi modern firavunlar, diktatörler gelip gitmekte, zaman aynasında boyunlarının ölçüsünü almaktadırlar. Ve daha kötüsü bunlar sistemlerini kurmuşlardır. Allah’ı inkâr etmenin, Allah’a başkaldırmanın sistemleri, insanlığın bugün en büyük felaketi olarak başına dikilmiştir.’*

 

Allah insanı niçin ve nasıl yarattı’

 

‘Andolsun biz insanı en güzel biçimde yarattık.’ Al-i İmran, 6

 

Kur'an-ı Kerim de insanın yaradılışında iki unsur vardır: ‘Madde’ ve ‘Ruh’ insanın maddi kısmı, toprak ve sudan, manevi (gözle görünmeyen) kısmı ise ruh, yetenek ve duygulardan oluşmaktadır.

 

İnsan; yaratıklar icerisinde en değerli, en üstün ve en saygın bir varlıktır.

Allah’ın yarattığı en mükemmel varlık olan, ruh ve bedenden oluşan insan, bir takım kabiliyetlerle donatılmıştır.

 

İnsan; akıllı, vicdan sahibi, okuma, öğrenme, anlama, düşünme, konuşma, dinleme ve yazma, iyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı birbirinden ayırabilme yeteneğine sahiptir.

Buna mukabil insan; nankör, aceleci, zayıf, kıskanç, kaba, azgın, tartışmacı, sabırsız, ümitsiz, riyakâr, cimri, kibirli ve şehvetine düşkündür..

 

Öte yandan insan; İlahî emanetleri yüklenmiş, ezelde Allah’ın Rab oluşunu ikrar etmiş, yeryüzünde halife olmuş, iman ve ibadetle, mal, evlat, hayır ve şerle imtihana tutulmuş bir yaratıktır.

 

Yüce Allah, insanı; temiz hava, su, gıda ve belirli bir sıcaklıkta yaşamaya muhtaç kılmıştır. İnsanın maddi ihtiyaçlarını karşılaması için gerekli olan her şeyi var etmiş ve insana sayısız nimetler lütfetmiştir.

 

‘Manevi varlığı için de yine onu dört şeye muhtaç kılmıştır. Bunlar; akıl, vicdan, peygamber ve ilahî kitaplardır. Allah insana akıl ve vicdan vermiş, akıl vermediklerini ibadetle sorumlu tutmamıştır. Akıl ve vicdan tek başına insana ‘kulluk’ görevinde yeterli olmadığı için peygamberleri örnek, uyarıcı, müjdeleyici, hak dini tebliğ ve teybin edici olarak, kitapları da rehber olarak göndermiştir.’ **

Ne irfandır veren ahlâka yükselik, ne vicdandır;

Fazîlet hissi insanlarda Allah korkusundandır.

Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfi Yezdan'ın...

Ne irfanın kalır te'sîri kat'iyyen, ne vicdanın.  (M. Akif)

 

Yeme, içme, giyinme ve barınmaya ihtiyacı olduğu gibi insanın inanma ve ibadet etmeye de ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç, insanda doğuştan vardır. Doğuştan var olan ‘din duygusu’nun doğru şekillenip neşvü nema bulabilmesi için hak dinine ihtiyaç vardır. Bu sebeple yüce Allah, ilk insandan itibaren peygamberleri vasıtasıyla insanlara dini ilkeleri bildirmiştir. Bütün peygamberlerin tebliğ ettiği din tevhit dinidir. Tevhit dininin adı İslam, bu dine iman edenlerin adı da Müslüman’dır.

 

Allah, insanları hayat ve ölüm, iman ve ibadet, mal ve evlat, hayır ve şerle imtihana tabi tuttuğu için hak dini kabule zorlamamıştır. Hak dini kabul etmeyi ve dinin kurallarını uygulamayı insanın iradesine bırakmıştır. Çünkü zorlama iradeyi yok eder. İrade dışı hareketlerden insan sorumlu değildir. Zorlama ile iman da ibadet de olmaz. Zorlama ile insan mümin değil münafık yapılır. Zorlama ile ibadet riya olur, riya ise şirktir.

 

İnsan, dini kabule ve din kurallarını uygulamaya zorlanamayacağı gibi hür iradesiyle İslam’ı kabul etmek ve İslam’ın kurallarını uygulamak isteyenlere engel olunmaz. Her iki davranış din ve vicdan özgürlüğüne ters düşer.

 

Hak dini kabul etmek, kurallarını uygulamak isteyen insanın; dinini öğrenmesi, şartlarına uygun iman etmesi, dinin emir ve yasaklarına uyması, sâlih ameller işlemesi,  İslam’ı insanlara anlatması, hakkı tavsiye etmesi (emri bilma’ruf ve nehy-i ani’l-münker görevini yapması) ve bütün bu görevlerde başarılı olabilmesi için sabretmesi gerekir’

 

‘Din ve peygamberin rehberliği olmadan insan; bu kötü davranışlarından aklına rağmen nasıl kurtulabilir’ Kurtulamaz, kurtulamadığı her devirde görülmüştür. Bu yüzden insanların;

 

‘Çoğu kâfirdir.’ 1

‘Çoğu iman etmez.’ 2

‘Çoğu Haktan hoşlanmaz.’ 3

‘Çoğu Allah’a ortak koşmadan iman etmez.’ 4

‘Çoğu Kur’ân’dan yüz çevirmiştir.’ 5

‘Çoğu gerçekleri bilmez.’ 6

‘Çoğu şükretmez.’ 7

‘Çoğu akıllarını kullanmaz.’ 8

‘Çoğu cahildir.’ 9

‘Çoğu fâsıktır.’ 10

 

Bu yüzden ‘çoğuna azap hak olmuştur.’11

 

İnsanın aklını Hak yolda kullanması, nefsinin arzu ve isteklerine mani olması, dünya ve âhiret saadetini sağlayabilmesi ancak ‘kitap’ ve ‘peygamber’in rehberliği ile mümkün olmaktadır.’***

 

Evet, her insanın ilâhî kitap ve peygamberin rehberliğine ihtiyacı vardır. Çünkü insan; hayrı ve iyiyi işleyebildiği gibi şerri ve kötü olanı da işleyebilir. Çünkü o, zayıf yaratılmıştır.12

Zafiyeti; şehvetine düşkün, öfkesine mahkûm, tahammülsüz, nefsinin arzularına, heva ve hevesine ve dünya lezzetlerine karşı koymada aciz olmuştur’

 

Vakıa da böyledir. İnsanlardan kimi iman ediyor, kimi de inkâr. Kimi itaat ediyor kimi de isyan’ Bu husus bizzat Allah tarafından bildirilmiş bir gerçektir:

 

‘O Allah ki sizi yarattı. Böyle iken kiminiz kâfir kiminiz de mümindir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.’ 13

 

Peygamberlerin tebliğ ettiği tevhit dininin; beş şeyi (dini, malı, canı, aklı ve nesli) korumayı amaç edinmiştir... Bu beş şey, temel insan haklarıdır. Toplum düzeninin temelini teşkil eder. Dolayısıyla kamu düzeninin sağlanması ve temel insan haklarının korunması amacıyla bu beş ilkeyi ihlal ederek suç işleyenlere dünyada da ceza-i müeyyide konulmuştur.

Bu sebeple Kur’an’da insan öldürme ve yaralama sucuna,14 zina suçuna,15biribirine zina iftirası yapma suçuna,16 eşkıyalık ve yol kesicilik gibi, mal, ırz ve can güvenliğini yok edenlere, Allah ve Peygamberine savaş açanlara,17’ gibi kamu düzenini bozan suçlara ölüm cezası ön görülmüştür.. Bu tür suçlara, ilkel veya medeni bütün toplumlarda farklı cezalar verilmiştir ve verilmektedir.. Bu suçlar kişinin hür iradesiyle işlediğinde ceza gerektirir..zorlama varsa ceza verilemez’

 

Kısaca İslam, kavga ve savaşı değil dostluk ve barışı esas alır. Günah ve düşmanlıkla değil, iyilik ve barış, kardeşlik ve iyi işlerde yardımlaşmayı sever.19 Aksi davranış zulümdür. Allah zulme razı olmaz, zalimleri sevmez, onları lanetler.20

 

Evet, İlk insandan beri var olan tevhit esasına dayalı hak din İslam’ın temel amacı; yeryüzünün halifesi olan Âdemoğlunun; malının, canının, aklının, neslinin ve dinini korunmasıdır. Bunların korunabilmesi için insanların; sulh ve sükûn, güven ve huzur içinde yaşamaları gerekir. Bu amaçla bütün peygamberler insanları, dünya ve âhiret mutluluğunu sağlayacak ilahi prensiplere davet etmişlerdir. Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a) ve ona indirilen Kur’ân da insanlığın barış ve huzurunu amaçlamıştır.

 

Savaş; ancak saldırı olduğu zaman barışın korunması, baskının ve zulmün önlenmesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması amacına yönelik olarak meşru olur’

 

Bu sebeple Kur’an’a göre mü’minlerin dost ve düşmanları; Allah, Peygamber ve mü’minlerdir. Dost edinemeyeceği kimseler ise; kâfir, münafık, müşrik, Yahudi, hiristiyan, şeytan, put ve tağutlar ile Allah, peygamber ve mü’minlerin düşmanlarıdır.

 

Allah Kur’an da; kâfirleri kendisinin ve mü’minlerin düşmanları olarak bildirmiştir. Peygamber ve insanların düşmanları ise şeytanlardır.

 

‘Allah’a, vahye, peygambere inanmayan akıl, ölü bir akıldır.

Kur’an sesini duymayan kulak sağır,

Allah’ın kudret ve eserlerini görmeyen göz kör,

Allah’a inanmadan yaşayan ruh meflûç ve ölüdür.

Allah’a inanmayan çağ, ölü bir çağdır.

Çağ, Allah’a inanmakla dirilecektir.

İnsan, insanlık ve çağ, Allahsız yaşamayacak bir biçimde yeniden dirilecektir.’ *****

 

‘Allah’ım! Yaradılışımı güzel yaptın, ahlakımı da güzelleştir.’21

‘Allah’ım! Sen’den sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve senin sevgine beni ulaştıracak amelleri talep ediyorum.’22

 

 

 

Mehmet Yürekli, 26.02.12, Adana

 

 

 

01 Nahl,  16/83.

02 Hûd,  11/17.

03 Müminûn, 23/70.

04Yusuf,  12/106.

05 Fussilet, 41/4.

06 A’raf,  7/187.

07 Bakara,  2/243.

08 Mâide,  5/103.

09 En’âm,  6/111.

10 Al-i İmran,  3/110.

11 Hac,  22/18.

12 Nisa,  4/28.

13 Teğâbün,  64/2.

14 Bakara,  2/179

15 Nûr,  24/2

16 Nûr,  24/4

17 Mâide,  5/38

18 Mâide,  5/32

19 Mâide,  5/2

20 Âl-i İmrân, 3/57; Hûd,  11/18

21 Hıbbân, Ed’iye, No:959

22 Tirmizî, Deavât, 72/3490)

*      (Ruhun Dirilişi, Sezai Karakoç)

**    (İnsan din ve özgürlük, Doç. Dr İsmail Karagöz)

***  (İnsan din ve özgürlük, Doç. Dr İsmail Karagöz)

**** (Ruhun Dirilişi, Sezai Karakoç)

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.