Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Çözümün tarafı olmak..


Mustafa Yürekli, çözüme taraf olmanın ve Ortadoğu sorununu çözmekle, terör sorununu, dolayısıyla anayasa sorununu çözmenin aynı anlama geldiğini görmenin, dünya ve ülke gerçekleriyle yüzleşmek olduğunu söylüyor.

Dolayısıyla çözümün, bilincimizin, irademizin, medeniyetimizin, özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın ifadesi olursa geçek ve kalıcı olacağını, başka çözümlerin kuşku götürür ve tartışmalı olacağını hatırlatıyor..

İslam dünyasını Türkiye odaklı algılamam, insiyatif üstlenmek, sorumluluk almak ve gerekli ve yeterli fedakarlıkları yapmayı göze almakla ilgili bir durumdur. Belli bir bölgedeki Müslümanlar, öne çıkıp dünya güçlerini dize getirirken, Türkiye Müslümanları bölücü ve ayrılıkçı bir politika mı izliyor? Mısır öne alsa, Türkiye yolunu kesip gücünü azaltarak etkisiz hale mi getirecek? Türkiye'nin öncülüğünü ve liderliğini vurgulamak uyanmak ve toparlanmak için ilk adımları atmaktır.

Türkiye uyanınca, İslam dünyası da uyanmaktadır, uyanacaktır.. Toparlandığımızda, diğer Müslüman toplumlara da toparlanma konusunda yardım edebiliriz. İslam milleti bakımından Osmanlı'dan miras kalan bir vizyondan bahsediyoruz. Unutmamalı ki hala hilafeti TBMM temsil etmektedir; hilafetle ilgili kanunda bir değişiklik yapılmış değildir. Kutsal Emanetler'in bizde oluşu da önemli bir göstergedir. Ayrıca İslam dünyasının hangi köşesine gidilirse gidilsin, milletimizin nefesini tutup Ankara'yı izlediği görülecektir.
Türkiye'nin batı, doğu ve güney ayakları üzerine güçlü bastığı zaman, kendi dünya düzenini, medeniyetimizi kuracağını söylerken kehanette bulunmuyoruz..

İslam milletinin uyanıp toparlanarak kenetlenmesi ve kendi yolunu çizmesi anlamına geliyor bu. Bu yaklaşımda milletin iradesi, medeniyet ve devlet esas alınmıştır. Bu yaklaşım ne iç ve dış mevcut düzeni, ne de mevcut yöneticileri meşrulaştırır. Millet kararlı olursa, kendi düzenini kuracak ve varolan ülke yönetimini de (sosyal, ekonomik ve siyasal güçleri) emrine alacaktır.

Milletin uyanması ve bilinçlenmesi demek, aydınlarının aklını başına toplaması demektir. Aydın, hakikate sadık kalmayı başarabilir, güç karşısında boyun eğmez, doğru yolda yürümeye çağrısını sürdürürse milletimiz aydının peşine düşecektir. Aslında kaleme aldığım fikirler, medya ve siyaset dünyasına yönelik değildir.. Açıkçası bir avuç Müslüman aydına hitap eden yazılar yayınlıyorum bu köşede. Bu çevrenin dışına düşenler, zaten yazılarımı algılamada ve değerlendirmede sorun yaşayacaktır. Çünkü Türkiye Müslümanlarının diline yabancıdırlar.

Milletin içinde, onunla bütünleşerek, ona öncülük ederek gelişen ve gelenekleşen fikir akımının sözcüleriyiz. Vatanı, medeniyeti, milleti ve onun teşkilatlanmış hali ve hukuki şahsiyeti olan devleti esas alarak, karmaşadan, bozgundan çıkış için yönetimleri göreve çağırıyoruz. Medeniyetimizin canlanışı, dirliğimizi ve düzenimizi de sağlayacaktır.

Milletimiz, terör sorununun çözümünü beklemektedir.. Çözüm, bilincimizin, irademizin, medeniyetimizin, özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın ifadesi olursa geçektir, kalıcıdır. Başka çözümler, kuşku götürür ve tartışmalıdır. Çözümün tarafı olarak ortaya çıkanlar, milletin iradesini, medeniyetimizi ve bağımsızlığımızı esas alarak samimiyetini, ciddiyetini ve sorumluluk taşıdıklarını ifade etmiş olacaklar..

Anayasa çalışmaları, önemli bir aşamadır; siyaset anayasa sorununu çözme konusunda milletimizin iradesine ilk defa baş vurmaktadır. Meclis gündeminde, yeni bir anayasanın yazılmasının bulunması milletimize umut vermektedir. Anayasa yazılması, siyasetin sınavıdır. Anayasa sorunu, iktidar değiştirir, siyasi kadroları uçuracağı gibi tarihin mezarlığına da gömer. Anayasanın yazılması, milletimizin ölüm kalım meselesi, milli bir görevdir. Milletimiz, medeniyet değerlerimize bağlı, milli bir anayasa yazılmasını siyasetin omuzuna yüklemiştir, buna talip olduğu için. Milli irade, kendi anayasamızı yazma kudretine sahiptir.. Milletimiz, iradesini temsil eden Meclis'ten anayasa çalışmalarını ve yasama faaliyetlerini sağlıklı bir biçimde yürütmesini istemektedir. Türkiye'nin sorunlarını tek tek ele almak yerine, bütün sorunların çözümü olacak, medeniyetimizin ifadesi olan bir anayasanın yapılmasını heyecanla bekliyoruz.

Türkiye, kendi yolunu yürüyünce, İslam dünyasını da sürükleyecek, güçlenecek, daha etkin olacak ve dünya güçleriyle ilişkilerini de düzeltecektir. İsrail'in Mavi Marmara katliamı konusunda özür dilemesini kuşkuyla karşılamak, milletimizin haklı kaygılarının gereğidir. Özrün diplomasi diliyle dilenip dilenmediği bir an önce açıklık kazanmalıdır. Benyamin Netenyahu kişisel olarak mı özür diledi? İsrail halkı adına mı özür diledi? İsrail devleti adına mı özür diledi? Halktan mı özür dilendi, devletten / hükümetten mi? Diplomaside ?halktan özür dileme', ?halk adına özür dileme' var mıdır? Aslında bu özür dileme biçimi de tam İsrailce oldu.. Özür dileme biçiminde bile cinlikler olduğuna göre, gerisinin gelip gelmeyeceği, gereğinin yapılıp yapılmayacağı kuşku götürür. Dolayısıyla beklentiye girmemek gerekmektedir.

İsrail sorunu, Türkiye'nin gücünün tartıldığı, zihninin okunduğu ve becerisinin test edildiği bir alan. Türkiye İsrail ilişkileri, Filistin sorununun çözümüne bağlı. Filistin Devleti'ni tanıyan, hukukuna saygı gösteren, yayılma politikalarından vaz geçen, uluslararası camiayı gözeten, dahası Türkiye'ye karşı barışçı politikalar izleyen bir devlet olmadıkça, İsrail'le milletimizin arası düzelmeyecektir. İsrail, Gazze'yi topraklarına katıp Akdeniz'deki kıyısını genişletmek istedi, başaramadı.

İsrail'in Akdeniz politikası ve bu bağlamda Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ni de kullanıyor olması, Türkiye'yle arasını düzeltme gibi bir niyetinin olmadığını göstermektedir. BM'de Filistin'in temsili ve uluslararası camiada statü verilmesi meselesi ABD'yi harekete geçirmiş olabilir.. Suriye'de yakın gelecekte düzenin sağlanacak olması ve bu bağlamda Türkiye'yle artık yakın komşu haline gelmesi, İsrail'i elbette tedirgin edecektir. Mısır ve Suriye, İsrail'e karşı Türkiye'nin yanında yer alınca, dünya güçleri için de tehlike çanları çalmaya başlayacaktır. İsrail - Suriye savaşı çıkar mı? Türkiye'nin Suriye'nin yanında olduğu aşikarken bu savaşın çıkacağını düşünmüyorum. Bugün ABD, İsrail ve AB İran'a vuramıyorsa, bu Türkiye'nin aldığı pozisyondandır, bunu İran fark etmese de.

Önce Türkiye'nin, ardından İslam dünyasının düzene girmesi, yek vücut olmamız, gücümüzü birleştirip kendi yolumuzu çizer hale gelmemiz esastır. Türkiye, İslam dünyasında can güvenliğinin sağlanması ve tek kişinin bile burnunun kanamayacağı bir güvenliği gerçekleştirmek için çaba sarf etmelidir. Türkiye, İslam milletine karşı merhametli ve şefkatli olmak zorundadır. Türkiye'nin iç barışı, İslam dünyasının barışının bir parçasıdır. Dolayısıyla çözüme taraf olmak ve Filistin sorununu çözmekle, Irak sorununu çözmekle, Suriye sorununu çözmekle, terör sorununu, dolayısıyla anayasa sorununu çözmenin aynı anlama geldiğini görmek, dünya ve ülke gerçekleriyle yüzleşmek demektir.

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.