Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Darbe tortularından arınmak



'28 Şubat soruşturması nereye kadar gitsin'i tartışıyoruz. Cadı avı olsun, olmasın? İntikam duyguları ile hareket edilsin, edilmesin? Bunları tartışıyoruz.

Aslında soruşturma henüz başında. Şu ana kadar sadece asker kişilere dokunuldu.

Ama herkes biliyor ki 28 Şubat'ın "postmodern" yapısı, işin içine askerin dışındaki 'sivil kuvvetler'in girmiş olmasıyla ilgili.

Ve herkes biliyor ki, ortam hasıl olduğunda askeri müdahaleye onay veren bir zihin alt yapısı var ya da uygun provokasyonlarla, darbeye onay veren böyle bir zihinsel-duygusal ortam hazırlanabiliyor.

Öncelikle soruşturmanın "intikam" gibi, "cadı avı" gibi kelimelerle tanımlanmasının, aslında, işin sorumlularının ortaya çıkarılmasını önleme amacına yönelik olduğunu görmek gerekiyor.

"Olması gereken ne" sorusuna cevap aradığımızda ben en azından zihinlerin darbe tortularından tamamen arındığı bir noktaya doğru gidilmesini şart görüyorum.

-Askerin zihni arınsın. Genelkurmay Başkanı'ndan, rahatsızlıkları zaman zaman manşet olan 'genç subaylar'a kadar tüm üniformalılar dünyasında, 35'inci madde bilmem ne saplantıları tamamen ortadan
kalksın. Askeri liseden itibaren verilen ideolojik yükleme devreden çıksın.

-Medyanın zihni arınsın. Korkudan ya da patron çıkarcılığı sebebiyle, darbe çanakçılığını misyon edinen medya yerine, millet iradesinin belirleyiciliğini içine sindirmiş bir medya oluşsun.

-İş camiasının zihni arınsın. Asker üzerinden banka hortumlamanın utanç verici bir iş olduğu, askerle el ele tutuşup millet iradesini dövmenin taşınması güç bir vebal olduğu idraki otursun iş dünyasının zihnine.

Arınmaya devam

-Üçlü beşli çeteler halinde devreye sokulan anlı şanlı sivil toplum örgütlerinin, işçi-işveren konfederasyonlarının zihni arınsın. Öyle, kendilerine emanet edilen işçi iradesini darbe heveslilerine toka etmenin utancı paylaşılsın.

-Akademik camianın zihni arınsın. "Ordu göreve" pankartlarıyla yürümenin erdem olmadığını içine sindirsin. Postmodern darbe ikliminde ikna odaları kurmanın, öğrencileri boğmanın bilim adamının görevi olmadığı bilinci yerleşsin.

-Yargı camiasının zihni arınsın. Özellikle böyle durumlarda yargıdan, vesayet iradesini ayakta alkışlamanın değil, "millet adına" yetkisini milletin hukukunu savunmak için kullanmak gerektiği anlaşılsın.
-Siyaset camiasının zihni arınsın. Yanı başında görev yapan millet temsilcileri biçilirken, biçenlere sivil toplum örgütü payesi vermenin utanç payı üstlenilsin. Asker müdahalesinden iktidar üretme hesapları yapanların adı kayda geçsin. Bütün siyaset hayatında demokrat zeminden oy alıp, cumhurbaşkanlığı söz konusu olduğunda forma değiştirip rakip oyuncu olan siyasetçilerin zihni arınsın.

-Hatta ve hatta bir kısım vatandaşın zihni arınsın. Hani şu, kamuoyu yoklamalarında, "gerektiğinde" gerekçesiyle yola çıkıp 'asker müdahalesi'ni meşru gören bir halk kesimi var. İşte onların da zihni arınsın. "Demokraside işler sandıkta başlar sandıkta biter" terbiyesi yüreklere yerleşsin.

Bir daha nüksetmemek üzere

28 Şubat soruşturması, belki ardından gelecek 27 Nisan soruşturması en azından zihin planında bir arınmayı gerçekleştirsin.

Evet, işte bu.

Maalesef Türkiye'de, millet iradesine müdahale anlamında bir zihin kirlenmesi var. Tortular, farklı toplum kesimlerinin zihnini çamura bulamış bulunuyor.

Onlar, bir daha nüksetmemek üzere zihinlerden kazınmalı demek istiyorum.

Türkiye, yanlışları yargılıyor.

Ama zihinler tam arınıyor mu?

Orası kesin değil.

Onun için arınma şart diyorum. Milletin baktığında "Oh be" diyeceği ölçüde bir arınma şart.

 

Ahmet TAŞGETİREN

atasgetiren@bugun.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.