Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Durkheim, Marx ve Weber ile tartışmalarım..

Durkheim, Marx, Weber ve Dilthey ile ilahiyat kantininde az tartışmadım..

İlahiyatta sosyal bilimler geniş bir yelpazede öğretilir. Felsefe, İslam felsefesi, Kelam, İslam Hukuku, İnsanlık (peygamberler) Tarihi, İslam Tarihi, Mezhepler Tarihi, Tasavvuf, Ahlak İlmi'nin yanında eiğtim sosyolojisi, din sosyolojisi dersleri vardır müfredatta..

Sosyolojinin alt dallarından Din Sosyolojisi, Hukuk Sosyolojisi, İletişim Sosyolojisi, Eğitim Sosyolojisi, Ahlâk Sosyolojisi, Aile Sosyolojisi, Bilgi Sosyolojisi, Çalışma Sosyolojisi, Folk Sosyolojisi, Göç Sosyolojisi, Kent sosyolojisi, Kurumlar Sosyolojisi, Küçük Topluluklar (cemaat) Sosyolojisi, Kültür Sosyolojisi, Sanat Sosyolojisi, Siyaset Sosyolojisi ve Tarih Sosyolojisi sürekli gündemimde olur; 1980'lerin başında küçük bir grup da olsa okuyup sorgulayan üniversite gençliği olarak ateşli tartışmalarda toplumu bütün boyutlaryla kavramaya çalışırdık..

Milliyetçi arkadaşlar, Ziya Gökalp’in izinden giderek Durkheim’in Dini Hayatın İlkel Şekilleri eserinde dinin toplumsal hayattaki işlevini vurguluyışını ve toplumun kolektifliğinin bir yansıması olarak dinin toplumsal unsurları bir arada tutan işlevine vurgu yapışını abartıyor, öne çıkarıyordu.  Durkheim'in din anlayışının pozitivst oluşu gözardı edilmeye çalışılırdı. Durkheim için dinin nihai olarak doğru olup olmadığı önemli değildi; ‘işlevi olan bir kurum, canlılığını sürdürür, aksi takdirde ya yok olur ya yeni bir biçime bürünür’dü..

Başka fakültelerin kantinlerinde sosyolojinin diğer ünlü simalarından biri olan, dine pozitivist paradigmayla yaklaşan Marx'ın görüşlerini az tartışmadım; Marx’a göre din, sosyo-ekonomik faktörlerin epifenomenidir, gölge olgusudur.

Hikmet Kıvılcımlı'nın yolundan gidenler de ateşli şekilde şu görüşü savunurdu: Marks için din esasen bir işleve sahiptir; kendi emeğine yabancılaşmış toplumsal sınıfların bu yabancılaşmayı aşmak için ürettiği bir şeydir din ve ancak yabancılaşmanın asıl kaynağını gözden uzaklaştırdığı, yönetici sınıfın yönetilenler üzerindeki baskısının bir aracı haline geldiği için olumsuzluklar taşımaktadır.

‘Din afyondur’ sözünü nasıl bu kadar farklı anlıyabiliyorlardı gençler? İlk şaşkınlıklarımdandır bu.

Din sosyolojisinin sistematik bir bilim dalı haline gelmesini sağlayan, dine pozitivist paradigmayla yaklaşanlardan biri olan Weber, Dilthey ve Rickert'den gelen manevi bilimler akımına bağlı anlayıcı sosyoloji geleneği içinden dine bakar. Weber’e göre din sadece bir sonuç değil aynı zamanda toplumsal olguların belirli bir biçimde düzenlenmesini sağlayan bir zihniyet biçimidir.

Durkheim, Marx, Weber ve Dilthey ile ilahiyat kantininde az tartışmadım..

Sosoyoloji denilince ümmetolojiyi anlıyordum ve Ali Şeriati işini gücünü bırakmış yanımda dolaşıyordu, abi olarak beni korumak için.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.