Prof. Dr. Ömer Özyılmaz: Eğitim Sistemimize Hakim Olan Kurum Kültürü Ve Etkileri
Prof. Dr. Ömer Özyılmaz: Eğitim Sistemimize Hakim Olan Kurum Kültürü Ve Etkileri
Eğitim sistemimizi biz kurmadık, onu 1830’lardan başlayarak Fransa’dan aldık.
Aldığımız eğitim sisteminin bize hiç uymayan dünya görüşü, eğitim felsefesi, insan tasavvuru ve bilim felsefesi gibi pek çok tarihi/temel sorunu ve onlardan kaynaklanan pek çok bileşeni vardı. Biz onları kendimize adapte etmeden yani millileştirmeden maddi-manevi zararını çekerek bugünlere geldik. Fransa’dan aldığımız bir tarihi temel sorun daha vardır ki, o da: top yekûn eğitim sistemimize hâkim olan o eğitim sisteminin ‘kurumsal kültürü’ sorunudur.
Böylece biz o günlerde Fransa’dan sadece okulları ve ders kitaplarını aldık zannediyorduk ama aslında bize hiç uymayan eğitim sistemini ve onun dünya görüşünü, ondan doğan eğitim felsefesini, insan tasavvurunu, bilim felsefesini ve yine o dünya görüşünden doğan kurum kültürünü/yaşam biçimini almış olduk.
Bu çalışmada ülkemiz eğitim sistemine hâkim olan kurum kültürü konusunu ve etkilerini ele alacağız.
Kurum kültürü, kurumun misyonundan, amacından ve ortamından doğar, öğrenilen ve sonradan kazanılan bir olgudur.
Kurum Kültürü, kurumun geçmişinden beri oluşmuş norm, davranış, değer, değersizlik, inanç, inançsızlık, ahlak ve alışkanlıkların bütününden oluşur.
Kurum kültürü, kurum çalışanlarının ve mensuplarının inanç-tutum ve davranışlarını, giyeceklerini, yiyecek ve içeceklerini, çalışma biçimlerini, karar alma süreçlerini, kurum ve çevre ilişkilerini; kısaca zihinsel yapılarını ve yaşam biçimlerini kendine göre değiştirir, biçimlendirir ve yönlendirir.
Kurum kültürü, yazılı bir metin halinde olmaz. O, hayatın içinde yaşar; eğer bırakılırsa kendi yolunu takip eder; nesilden nesile geçerek devam eder; canlı, diri ve dinamiktir.
Kurum kültürüne yönelik olarak yapılması gereken: bilinçli bir biçimde değiştirmek, millileştirmek, geliştirmek ve ilerletmektir. Ama biz onu hiç yapmadık, yapmayı düşünmedik.
Kısaca bahsettiğimiz kurum kültürü ve etkileri açısından bizim eğitim sistemimize baktığımızda şunları görürüz:
Milli Eğitim sistemimizdeki kurumsal kültürü biz oluşturmadık. Eğitim sistemiyle beraber onu da Fransa’dan aldık. O, hayatın içinde canlı, diri ve dinamik bir şekilde nesilden nesile devam ederek gidiyor. Eğitim sistemine giren her nesil onu öğreniyor, içselleştiriyor, o da yöneticilerin, öğretmenlerin, öğrencilerin, velilerin onlar farkına varmadan inanç-tutum ve davranışlarını, giyeceklerini, yiyecek ve içeceklerini, çalışma biçimlerini, kurum ve arkadaş ilişkilerini, kısaca yaşam biçimlerini kendine göre değiştiriyor, biçimlendiriyor ve yönlendiriyor.
Fransa’dan aldığımız eğitim sisteminin misyonu ya da amacı kendi ülkesindeki gibi bizde de bilim üretiminin ve geliştirilmesinin, bilimlerin teknolojiye çevrilmesi ve ilerletilmesinin sağlanması; insanlarımızın yetiştirilmesi olmamıştır. Onun esas misyonu ve amacı, Müslüman Türk Milletini değiştirmek, dönüştürmek ve başkalaştırmaktır. Böylece Milletimizin bir daha yeryüzünde etkin olmasının önüne geçmek esas misyonudur.
Bunun için bir yandan dünya görüşü, eğitim felsefesi, insanı tanımlamaları ve öğrettiği bilgilerle milletimizi kendi ruh kökünden koparmayı hedeflerken, bir yandan da kurum kültürüyle bunu gerçekleştirmenin peşinde olmuştur.
Bunun için de bir asırdan beri çocuklarımız okula giderken aynen 1800’lerin Fransa’sının seküler materyalist çocuklarına yapıldığı gibi gizli bir el, çocuğun inancından, tarihinden, kültüründen ve kimliğinden koparak okula gitmesi gerektiğini, bunların ayrı şeyler, okulun sa daha ayrı bir şey, daha ayrı bir dünya olduğunu fısıldıyor. O yüzden çocuklarımız okula giderken mensubu olduğu ailenin çocuğu, mensubu olduğu milletin çocuğu ve Müslüman bir insan kimliği ile değil de bütün bunlardan soyutlanmış olarak gitmektedir. O yüzden giyimi, kuşamı, yemesi içmesi, oyunu, eğlencesi, arkadaşlık ilişkileri, okula bakışı, derslere karşı, tavrı kısaca çocuğun ve gencin hayata ve okula bakışı bu kurum kültürü tarafından organize edilmektedir.
O da her zaman ve her yerde bizim milletimizin aleyhine cereyan etmektedir.
Milli eğitimde çocuklarımıza dersler ve öğretmenlerden daha çok, onlar eliyle dünya görüşü ve ondan doğan kurum kültürü etki etmektedir.
Türkiye olarak bizim asıl ve öncelikli olarak üzerinde durmamız gereken konu, eğitim sistemimize hâkim olan dünya görüşü ve ondan doğan ‘kurumsal kültürü’ değiştirmek, geliştirmek ve millileştirmek olmalıdır.
Sonra da diğerleri gelecektir.
20. 09. 2026
Prof. Dr. Ömer ÖZYILMAZ
ww.ulukanal.com
Kaynak:Adanapost
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.