Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Erdoğan, Akif’in ruhunu şad etmek istiyor

 

27 Aralık, Mehmet Akif’in ölüm yıldönümü. Onu ebedi aleme, 27 Aralık 1936 yılında yolcu etmiştik; bu yıl 79. Ölüm yıldönümünü kutluyoruz.

Her yıl, İstiklal Marşı'nın yazarı, Birinci Meclis’te milletvekili olarak görev yapmış, İstiklal Madalyası sahibi Mehmet Akif Ersoy’un son yolculuğunu hüzünlenerek hatırlarız. Çünkü cenaze törenine en düşük düzeyde bile resmi katılım olmamıştı. Devlet, hayattayken zulmettiği milli şair Mehmet Akif’in naaşına da saygı göstermemişti. Mehmet Akif’in Beyazıd Camisi’ndeki cenaze namazına onu seven binlerce genç ve dostları katıldı yalnızca.

Mehmet Akif’in cenaze törenine bir hukuk fakültesi öğrencisi iken katılan Prof.Dr.Sulhi Dönmez’in , 5 Ocak 1987’de Tercüman gazetesinde yayımlanan “Akif’in Cenaze Töreni” başlıklı yazısında, ‘…O zamanların ülkemizde egemen tek partinin otoriter düzeni içinde kimse idare ile çelişkiye düşmek istemediği için basında Mehmet Akif’in yurda dönüşü ve hastalığının seyri hakkında pek fazla haberyayınlanmazdı...”  diyor.

İstiklal Marşı’ndaki düşünceleri nedeniyle dönemin CHP iktidarı “irticacı” diye yaftalayıp polis takibine tutunca, Mehmet Akif, bunalıp Mısır’a hicret etmişti. 17 Haziran 1936'da Mısır’dan ağır hasta olarak geldi. Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'na yerleşti. CHP iktidarı, basına baskı yaparak 10 yıldan fazla bir süre Akif’e sansür uygulatmış. 

Prof.Dr.Sulhi Dönmezer, o günü, Akif’in cenaze namazını “Bizler alana geldiğimizde, namaz saatinin yaklaşmış bulunmasına rağmen bir tabuta rastlamadık, hep birlikte bekliyoruz. Birden lokantanın ön kısmını bir cenaze otomobilinin geldiğini gördük, iki kişi üzerine örtü dahi konmamış bir tabutu indirdiler. Yoksul bir fakirin cenazesinin getirildiğini düşünerek bir kısım arkadaşlar yardıma teşebbüs ettiler. Fakat tabutun Mehmet Akife ait bulunduğu anlaşılınca bir anda yüzler genç ağlamaya başladı. …Gençler hemen Emin Efendi Lokantasının bayrağını alarak tabutun üstüne örttüler. Sonra merhumun bir kısım arkadaşları gelmeye başladı ama ne vali, ne belediye reisi ve ne de tek partinin zimamdarlarından hiç kimse ortalarda yoktu.” diyerek anlatır.

Cenaze törenine katılan Midhat Cemal Kuntay ise Beyazıt Meydanı’ndaki dakikaları şöyle anlatıyor: “Cenaze Beyazıd’dan kalkacak. Oraya gittim. Kimseler yok; bir cenazenin geleceği belli değil.  Çok sonra birkaç kişi göründü biraz sonra çıplak bir tabut geldi. Bir fıkara cenazesi olmalı dedim. O anda Emin Efendi Lokantasının sahibi Mahir Usta, elinde bir bayrakla cenazeye koştu. Sebebini anlamadım. Yine o anda yüzlerce genç peyda oldu. Üniversitenin büyük sancağına çıplak tabutu sardılar. Ellerimi yüzüme kapadım. Cenazeyi tanışmıştım.”

O tarihlerde Milli Türk Talebe Birliği’nde görevli bulunan Prof.Dr. Abdülkadir Karahanda cenazeye katılmış ve bir konuşma yapmıştı. “Akif’in Ebediyete Uğurlanışı ve Sonrası” başlıklı bir yazıda hatıralarını anlatan Karahan, cenaze töreni sonrasında başına gelenleri şöyle anlatıyordu : “Burada bir olaya daha değinmek isterim. Benim o eşi az bulunur Milli Marşımızın eli öpülecek şairimizin kabir başındaki hitabemi, takdir yerine adeta tekdirle karşılanmak istenmesini ben bugün bile bir muamma gibi çözemediğimi de işaret etmek isterim.Çünkü 3 gün sonra beni Yüksek Öğretmen Okulundan Emniyet Müdürlüğüne istediler. Bir şube müdürü beni sorguya çekti. “ Ne sıfatla resmi makamların törene gerek görmediği bir şairin kabri başında konuşma yaptığımı sormuştu. Cevabım yaklaşık olarak şöyleydi: Ben herhangi bir şairin değil, Türk Bayrağı göndere çekilirken, yazdığı İstiklal Marşı ile göklere seslenen bir zatın kabri başında milletimizin duygusunu, saygısını dile getirdim. Beni buraya çağırmakla hata işlemiş bulunuyorsunuz.”

İstiklal Marşı'nın yazarı, Birinci Meclis’te milletvekili olarak görev yapmış, İstiklal Madalyası sahibi Mehmet Akif Ersoy, ülkemizde mihenk taşıdır.  Mehmet Akif’in yanında ya da karşısındaki pozisyonuna bakıp birinin dünya görüşünü, kişiliğini ve siyasi düşüncesini hemen anlayabiliyoruz bugün. Milletimiz, İstiklal Marşı’nı coşkuyla okuyup yanında gördüğü, milli iradeyi savunan ve muhalif bir duruşu olan

Mehmet Akif’i saygıyla anıyor hala. Kemal Kılıçdaroğlu, Devlet Bahçeli ve Selahattin Demirtaş’tan hangisi Mehmet Akif’in önemli bir ilham kaynağı, örnek kişilik olduğunu söyleyebilir? Hangisi paylaşır Akif’in düşüncelerini? İslam birliği idealini? İslam medeniyetinin Batı uygarlığından üstün olduğu inancını?

İstiklal Marşı’nı okurken, “Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.” diyoruz ama bırakalım millet olarak bu ülkede sesimizi yükseltmeyi, henüz sivil bir anayasa bile yapamadık.  “Asım Nesli” denilen İmam Hatip Lisesi mezunlarının iftiharı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz bu ülkede bir daha 'milli şef' özentileri çıkmasın diye başkanlık sistemi diyoruz." demiş. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi milletimizin inlettiği ülke haline getirip Mehmet Akif’in ruhunu şad etmek istiyor.

 

Mustafa Yürekli - Haber7

mustafayurekli@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.