Estetik Duygu, Düşünce Ve Siyaset Bütünlüğü

“Ben” der Sezai Karakoç, “milletimin hayat ve memat gününde, şiirimle, düşünce çalışmalarımla ve politik atılımımla aynı kişiliği sürdürdüğüm inancındayım[1].” 

Sezai Karakoç'un kişilik ve kimliğinin bütün boyutlarıyla; şair, düşünür ve siyasetçi olarak, bütün bir varlığını ortaya koymak zorunda kalış gerekçesi dikkat çeker bu ifadede: “Milletimin hayat ve memat gününde..” olması..

Kader birliği yaptığı toplumun tam da kendine ihtiyaç duyduğu anda, “hayat ve memat gününde”, bütün imkanlarını ortaya koyarak, “şiirleri”“düşünce çalışmaları” ve “politik atılımı” ile aynı varoluş biçimini, “aynı kişiliği” sabır ve sebatla sürdürdüğünü açıklar.

Sanat, düşünce ve siyaset, Sezai Karakoç’un kişiliğinde tek ruh haline gelir, bir duruş, bir tutum, bir tavır olur: Diriliş görüş ve hareketinin kurucusu ve lideri, böylece tarih sahnesine çıkar.

Daha doğrusu hakikat merkezli sanat, düşünce ve siyaset, Sezai Karakoç’un kişilik potasında erir: “Kişilik bir bütündür; bunlar ayrı süreçler veya birbirinden kopuk dönemler değil aynı kişiliğin çeşitli şartlarda ve çeşitli görevlerde aldığı tavırlardır.”

Sezai Karakoç, “hele bizim dünyaya geldiğimiz çağda” der, yirminci yüzyılı yirmibirinci yüzyıla bağlayan süreçte, “sanatçı kişiliğini dolaysız toplum görevi kişiliğinden ayırmak mümkün değildir”. O sanatçı kişiliğini de sosyal benliğinden neşet eden kişiliğinin dolaysız toplum görevi boyutuyla bütünleştirir. (Burada Sezai Karakoç’un özgün kişilik görüşü açığa çıkmaktadır. Benlik, kişilik ve kimlik probleminin Diriliş düşüncesinde ele alınış ve çözümlenişi, müstakil bir konu olarak çalışılmayı beklemektedir.)     

Sezai Karakoç’un dikkat çektiği bir başka husus da, sanatçının üyesi olduğu toplumla girdiği etkileşimdir: “Kanuni veya Harun Reşid devrinde, bir insan sadece şiir yazarak toplumdaki görevini yerine getirmiş olabilirdi..” Güçlü, sağlıklı toplumlarda sanatçı da rahat olur ve sadece işini yapar.

Ne var ki  ne toplum her zaman sağlıklı ve güçlü olur ne de sanatçı aynı şekilde rahat olur: “Toplumların, kritik dönemlerinde, şairle cephedeki insana mesafesi aynıdır. Şairin tavrı, cephedeki insanın tavrından farklı değildir.” Toplum ölüm kalım savaşına girmişse sanatçı da herkes gibi varoluş mücadelesine katkıda bulunacaktır. Toplum sağlığına kavuşup güçlenene kadar sanatçı sosyal sorumluluğunu da taşıyacaktır omuzlarında. Ve bu durum, elbette sanatını da, eserlerini de etkileyecektir.

Sezai Karakoç, çağdaş sanatçıyı, Mehmet Akif’in tarihi rolüyle karşılaştırarak konumlar: “Diyelim, bir Mehmed Akif, hem cephede, hem de şiiriyle çarpışan bir insandı. Bu bakımdan, bizim de durumumuz Mehmed Akif’in durumundan farklı değildir. Mehmed Akif, biten bir dönemin son savaşçısıydı, bizler de başlayan bir dönemin ilk savaşçılarıyız.” Burada dile getirilen süreklilik çok önemli.

“Birisi bitmemek için yapılan bir savaş, öbürü de yeni bir dönemin, bir dirilişin başlayış savaşıdır.” der Sezai Karakoç  ve ekler “Bu iki savaş birbiriyle irtibatlıdır. Onlar savaşmasaydı biz belki bu başlangıcı yapamayacaktık.” diyerek.

Aynı millet, birbirinin devamı olan farklı tarih dönemlerinde varoluş mücadelesi verirken; sanatçı da bu sürekliliğin gereği olarak direnişi kuşaktan kuşağa aktarmakla sorumludur.

Medeniyet, düşünce, sanat ve siyaset arasında müspet bir ilişki, doğru etkileşimi sağlayabildiği oranda canlıdır. Aydın da mensubu olduğu milletinin medeniyetini canlı tutmaktan sorumludur.

Hakikat medeniyetinde, tarihsel süreçte toplum, sağlıklı, güçlü, yenilenerek, bulanmadan, donmadan, berrak, temiz bir akışı içinde olacaktır..

Dolaysıyla Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Bayatlı, Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç çizgisi, kültür sanat tarihimizde, İslam milletinin ve “ana kafile”nin kendi tarih mecrasında, yani hakikat medeniyeti içinde, ebediyete doğru canlı akışını savunmuştur.

haber7.com / yazının devamı..

 


[1] Sezai Karakoç, Tarihin Yol Ağzında, Diriliş Yayınları, İstanbul; s.9.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.