Selami Kaytancı

Selami Kaytancı

Adalet, Liyakat, Ehliyet...

Adalet, Liyakat, Ehliyet...

Evet, "adalet, liyakat, ehliyet" diye bir yerlerini yırtanlar... Alın size adalet, liyakat, ehliyet örnekleri...

Moğultay'dan Kadrolaşma İtirafı

Mehmet Moğultay ve Seyfi Oktay'ın Adalet Bakanı oldukları dönemde CHP yargıda kadrolaştı, 5 bin hâkim ve savcı alındı.

Dönemin Adalet Bakanı Mehmet Moğultay, 22 Ağustos 1995'te CHP İstanbul İl Kongresi'nde yargıda kadrolaşma iddialarını doğrulayarak şunları söyledi:

“Hükümetten 5 bin kişilik kadro çıkardım. Bu kadroları örgütüme vermeyip de MHP'ye ve RP'ye mi verseydim? Yapılacak en akıllı şey kendi iktidarında örgütleneceksin, kadrolaşacaksın ve bu kadrolar günün birinde senin yolunu açacak. Yaptığım suçsa ben bu suçu işlemeye devam edeceğim. Bu makamı da terk etmeyeceğim."

Bu 5000 hakim ve savcı, en az 25 yıl Türk yargı sistemi içinde görev yaptı. "Dürüst, tarafsız, adil" yargılamalar yaptılar, devletin ve milletin menfaatlarını kolladılar, değil mi? YERSEN!.. CHP''liysen "doğru"dur.

Onların bu kadrolaşmalarının pisliğini Türk yargısı hâlâ tam temizleyebilmiş değildir.

" Adalet, hâk, hukuk" diye kıçını yırtanların istediği ve özlediği sistem, işte bu sistemdir.

1978’de Ecevit'in başbakanlığındaki CHP iktidarında, dönemin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necdet Uğur, lise mezunu 76.000 kişiyi 45 günlük eğitimin ardından öğretmen olarak atadı.
1978’de 45 günde öğretmen yapılanlar toplam öğretmen sayısının %40’ına tekabül ediyordu. Üstelik bu kişiler kısa dönem askerlikten bile yararlandırıldı, doğru dürüst askerlik bile yaptırılmadılar.

Vakti zamanında Ecevit’in icraatı ile 76000 lise mezunu 45 günlük bir kursla öğretmen yapılmış ve dahası, bu sayı, o günkü öğretmenlerin üçte birinden fazlasına tekabül etmekte idi.

Bu sınava girecek öğrencilerden "DEV SOL" "DEV YOL" veya "TÖBDER" gibi bir hıyanet şebekesinden bir belge getirmeleri istendi. Bu belgeyi getirenler sınava alındı, getirmeyenler kapı dışarı edildi.
45 günlük eğitime ve eğitim sonu sınavlarına şahit olan biri, felaketi anlatırken, ”Birçoğu doğru dürüst eğitim bile almadılar. Sınavı da yerlerine birilerini sokarak geçtiler.” demişti.

Okullara öğretmen olarak atanan bu CAHİL HIYARLAR, bilgiden yoksun oldukları için, ders anlatabilmek için, bir önceki yılın öğrencilerinden ders defterleri topluyorlardı. Mesleğin ve branşın gerektirdiği ehliyet ve liyakata kavuşamadan 60 & 70 kişilik sınıflara gönderilen bu TOY öğretmenler, sınıflarda çok zor durumda kalmışlar ve öğretmenliğin itibarını beş paralık etmişlerdi. Öyle ki, o günlerde toplumda, "Hiçbir şey olamazsa, öğretmen olur!. " sözü yaygınlaşmış, kimse öğretmene kız vermemeye başlamış, pazarlarda limon satarak geçimini düzeltmeye çalışmak, öğretmenin kaderi ve sıfatı olmuştu.

Bu 76000 öğretmenin tesir ettiği öğrenci sayısını bir hesap edin!..

Sonra 78’de öğretmenliğe başlayan birinin 2010’lara kadar çalışabileceğini hesap edin...
Sonra da eğitim sistemi mi dersiniz, 80 sonrası doğan/okula başlayan neslin durumunu mu tefekkür edersiniz bilemem. Sonra da bu ülkede neden bu kadar ahlâksızlık var, nereden türedi bu kadar piç, vatan haini, duyarsız, şeref yoksunu diye dövünün!..


İşte Ülkemin Tarlaları O Günlerde Sürüldü...


Bu gün yaşadığımız tüm pislikler, o zaman ekilen tohumlardan çıkan pisliklerdir.

O günlerde bu duruma karşı çıkan Demirel, "45 günde hıyar bile yetişmez, bunlar öğretmen yetiştirdi!." diye isyan etmişti.

Al sana KALİTE, al sana LİYAKAT ve EHLİYET!..

Bunu yapanların amaçları, “Türkiye’nin bütün okullarını TÖB-DER’in Rusçu, Çinci & Maocu militanlarına teslim etmek, hızlandırılmış eğitim ile birkaç yıl içinde binlerce cahil ve kızıl öğretmeni Türk çocuklarına musallat etmek, böylece de 'Kapıları kırmadan, tokmağı çevirir çevirmez' ülkeyi Komünizme teslim etmek idi.

CHP'nin bu ülkeye, ülke eğitimine en büyük ihaneti ise, 1947 yılında İnönü Hükumetinin eğitim sistemini toptan ABD'ye teslim ederek FULBRİGHT rezaletini yaşatmasıdır ki, hâlâ bu anlaşmanın pisliği temizlenememiştir. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e yapılan tüm saldırıların arkasında, bu anlaşmayı bitirmek için yırtınması yatmaktadır.

Birileri size "HÂK, HUKUK, ADALET; EĞİTİM, LİYAKAT, EHLİYET!.. " diye ZIRLADI mı, bu yazıdakileri hatırlatın!.

Ama eşeğe zerduz ( altın) semer vurmakla eşeklikten kurtulamayacağını da unutmayın!..

SELAMİ KAYTANCI

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Selami Kaytancı Arşivi