Avni Çebi: Borsa Krizi ve Adaletin Sınanması: "Kızım Fatıma da Olsa..."
Borsa Krizi ve Adaletin Sınanması: "Kızım Fatıma da Olsa..."
Borsa İstanbul’daki fon krizinde gelinen nokta, sadece finansal bir kayıp değil; doğrudan adalete, devletin kurumlarına ve toplumsal vicdana olan güvenin sınandığı son derece kritik bir eşiktir.
Kaybedilen para kazanılır ancak yok edilen güven kolay geri gelmez.
Manipülasyon iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada, aralarında eski bakan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın da bulunduğu gruba yönelik önce mal varlığı dondurma kararı alınması, ardından aynı gün içinde bu karardan dönülerek adli tedbirin sadece yurt dışı yasağına indirilmesi kamuoyundaki şüpheleri ve adalet duygusundaki zedelenmeyi derinleştirmiştir.
İçeriden bilgi alarak piyasayı yönlendiren tamahkâr bir avuç nüfuzlu grubun karşısında; birikimini, emeğini ve geleceğini bu sisteme emanet eden yaklaşık 500 bin insanımız büyük bir mağduriyetle baş başa kalmıştır.
Bu krizin etkisiyle borsada yaklaşık %20 değer kaybı oluşmuştur; bu, 2008 krizinden bu yana görülen en büyük düşüştür. Bu şekilde fon krizi dışında kalan milyonlarca kişide etkilenmiştir.
Açıkça görünen bu tablo karşısında, Peygamberimiz’in adalet ölçüsünü koyduğu şu Hadis-i Şerif’i yeniden hatırlatmakta fayda var:
"Sizden önceki insanların helak olmalarının sebebi şudur: İçlerinden soylu/güçlü biri hırsızlık yaptığında onu cezasız bırakırlar; zayıf ve kimsesiz biri hırsızlık yaptığında ise ona hemen cezayı uygularlardı. Allah'a yemin ederim ki, Muhammed'in kızı Fatıma dahi hırsızlık yapsa, onun cezasını da verirdim!"
Devlet, ancak mağdurun hakkını zalimden alıp asıl sahibine teslim ettiği ve imtiyazsız adalet dağıttığı sürece devlettir. Aksi halde oluşan güven bunalımı ticareti de, toplumsal huzuru da, geleceğe olan inancı da kurutur.
Sayın Cumhurbaşkanımızdan ve adli kurumlarımızdan beklentimiz; mevki, statü, yakınlık, kimlik ve siyasi görüş gözetmeksizin manipülasyona karışan, göz yuman ve ihmali olan herkesin hesap vermesini sağlamaktır.
Yüzyıllık emeklerle, büyük umutlarla ve fedakârlıklarla inşa edilen daha adil bir gelecek beklentisini; gözü dünya hırsıyla dönmüş, çokluk yarışındaki bir çeteye kurban etmemek devlete düşen en asli görevdir.
Bundan sonra kime, ne anlatabiliriz?
Bu nasıl bir dünya sevgisi...
Kaynak:Adanapost
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.