"Efendim, 20 senelik iktidar niye bu azgın azınlıkla baş edemedi?"
Tarihçi Şevki Karabekiroğlu: Birçok yorumda bilen de bilmeyen de şunu söylüyor: "Efendim, 20 senelik iktidar niye bu azgın azınlıkla baş edemedi?"
Okuyanlar varsa, bu konuyla ilgili iki kitap yazdım: Payidar ve Kurt Kapanı.
Payidar'da, 30 senelik padişahların mevcut kuşatmayı kıramadığını ve sonuç itibarıyla tahtlarını ve hayatlarını kaybettiklerini birçok örnekle anlattım.
Abdülhamid gibi bir deha bile 33 sene boyunca mücadele ettiği yerleşik vesayet zincirini kıramadı ve teslim olmak zorunda kaldı. Selanik'e sürgüne gönderildi. Vesayetçiler sistemi ele geçirdiler ve Osmanlı İmparatorluğu'nu da felakete sürüklediler.
Cumhuriyet döneminde, 1923 yılında başlayan tek parti iktidarı, 1950'ye kadar aralıksız şekilde radikal, sert ve acımasız bir değişim programı uyguladı. Kendi fikrine uygun olanları ekonomide, siyasette, yargıda, eğitimde, bilimde, askeriyede, istihbaratta ve emniyette; kısacası her yerde kilit noktalara taşıdı.
1950'de kurulan Menderes Hükûmeti bu oligarşik yapıya müdahale edemedi. Çünkü onların yerine koyacağı adam yoktu. Zaten partisi de eski CHP'lilerden oluşuyordu.
Daha sonra gelen iktidarlar da her ne kadar sağcı gibi görünseler de fikren CHP ile akraba olan yapılardı ve esaslı bir muhalefet oluşmamıştı.
Bir tek Özal zamanında CHP fikriyatına karşı ciddi bir hamle yapıldı. Ancak Özal'ın elinde mevcut bürokrasinin ancak yüzde 20'si vardı ve geriye kalan yüzde 80 ile bu şekilde mücadele edebildi. Bunu da tabii ki yürütemedi; kendisini zehirlediler.
Erbakan, 1974'te CHP ile uzlaşma yolu denedi ama başaramadı. 1995'te ise bir iktidarın yarısını oluşturacak kadar oy alıp sistemin diğer partileriyle koalisyon kurarak bir şeyler yapmaya çalıştı. Ancak dörtte birlik bir kuvvetle dörtte üçlük bir güce karşı gelmek imkânsız olduğu için o da başaramadı ve bıraktı.
Tek parti CHP'sine karşı Türkiye'de ilk kez 2002'de AK Parti ciddi bir alternatif olarak ortaya çıktı. Sistemin yaklaşık yüzde 80'ine sahip olan bürokrasiyle adeta çatışarak, savaşarak işleri bu noktaya getirdi.
Benim üniversitede çalıştığım yıllarda Cumhuriyet mitinglerine giden, başörtüsünü zorla açtıran adamların çoğu hâlâ görevde. Bunların aldığı asistanlar bile profesör oldu. Herhangi bir yargı kararı olmadan kimi yerinden değiştirebilirsiniz? Bugünden yarına bu tür kadroların yer değiştirmesi imkânsızdır.
Yargıda, tek parti iktidarının kök saldığı ve Moğultay döneminde zirveye çıkan bir hâkimiyet söz konusu iken muhafazakâr insanların bu alana ne kadar nüfuz edebildiğini tahmin etmek zor değildir.
Ekonomi derseniz, zaten yüzde 80'in üzerinde CHP zihniyetinin ve TÜSİAD'ın kontrolündedir. Bunlara karşı alternatif oluşturabilmeniz için onlar gibi bir sermaye ve güç sahibi olmalısınız. Böyle bir değişim bugünden yarına mümkün değildir.
O yüzden "20 senede ne yapıldı?" sözü anlamsızdır. Öyle zannediyorum ki Tayyip Erdoğan dışında hiçbir figür, bu yerleşik, klerikal ve oligarşik sistemi bu kadar zorlayamaz ve değiştiremezdi.
Kaynak:Adanapost
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.