Mustafa Yürekli
Kudüs’teki Türkiye
Kudüs’teki Türkiye
İsrail İstihbarat ve Dışişleri Bakanı İsrael Katz’ın bir açıklaması var: Türkiye’nin Kudüs’teki faaliyetlerini durdurmaya yönelik tedbirler alınacağını söyledi. Neydi Türkiye’nin İsrail’i rahatsız eden Kudüs’teki faaliyetleri?
ABD ile İsrail hükümetleri, Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nden (UNESCO) ayrıldı. Ayrılığın gerekçesi ise UNESCO'nun "İsrail'e karşı olumsuz önyargıları güçlendiren kararlar alması" olarak gösterildi. 2011 yılıhnda Filistin'e "tam üyelik" veren ilk BM örgütü olan UNESCO, Filistin'deki varlıkları 'kültür mirası' olarak nitelemişti.
2011 yılından itibaren UNESCO'ya ödemelerini durduran ABD ile İsrail, 1 Ocak 2019 itibariyle kuruluştan ayrılma kararını yürürlüğe soktu. İki ülkenin UNESCO'dan ayrılma süreci bir yıldan uzun bir süre önce başlamıştı. 2011'de UNESCO'ya verilen yıllık ödemelerin kesilme kararı alındığında dönemin ABD Başkanı Barack Obama'ydı. ABD'nin kurucu ülke olduğu Paris merkezli UNESCO, özellikle tarihi eserleri ve kültürel varlıklarla gelenekleri korumaya aldığı "Dünya Miras Listesi"yle biliniyor.
Türkiye Mescid-i Aksa’nın da içerisinde bulunduğu surlarla çevrili eski şehrin bünyesinde Osmanlı’dan kalma tapuları bulunan evlere, dükkanlara, tarihi yapılara sahip çıkıyor. Bu Mescid-i Aksa’nın içerisindeki tarihi eserler de olabiliyor, mezarlıklar da ya da eski şehirdeki Filistinlilerin milyonlarca dolar verilse de satmayı reddettikleri evler de olabiliyor. İsrail’in gözü işte tam orada, Mescid-i Aksa ile eski şehrin içerisinde.
İsrail surların dışında kalan semtlerin tamamında ev yıkımı yapabiliyorlar, yıkılan evlerin arsalarını yerleşimcilere tahsis ediyorlar. Ama Eski Şehrin içerisinde UNESCO nedeniyle yıkım zor, tek çareleri Filistinlileri zorla çıkarıp atmak.Bunun yolu işgal belediyesinin kurallarından geçiyor. Mesela polis eve gelip, bakımı yapılmamış ya da penceresi kırılmış diye ceza kesebiliyor, ceza ise Filistinlilerin asla ödeyemeyecekleri kadar yüksek ücretler oluyor.
İşler bu noktaya gelmeden Türkiye devreye giriyor, Mescid-i Aksa’daki ve sur içindeki tüm yapıların bakımları, restorasyonları Türkiye tarafından yapılıyor. Bu sayede İsrail işgal belediyesinin o yapılara çökmesi için bahaneleri ortadan kaldırıyor. O bölgenin adım adım her sokağında her taşında Müslüman tarihin, Osmanlı’nın izleri var. Kanuni Sultan Süleyman’ın inşa ettiği Şam Kapısı ve surların önündeki caddenin adı bile hala Sultan Süleyman caddesi.
Türkiye sadece Kudüs’te değil Gazze’de ve Batı Şeria şehirlerinde de Filistinlilere yardım ediyor. Batı Şeria ve Gazze’de okul, hastane inşaatları başta olmak üzere ilaç ve gıda içeren insani yardımları gerçekleştiriyor. Başkonsolosluk, TİKA ve Kızılay başta olmak üzere onlarca Türk STK’sı da bu faaliyetlere katılıyor. Ama İsrail’i kızdıran bu yardımlar değil. Durdurmak istedikleri Türk faaliyetleri direk Kudüs’le ve direk Mescid-i Aksa ile alakalı.
Türkiye’nin bu faaliyeti İsrail’in Kudüs’ü bilhassa da eski şehri Yahudileştirme projesinin önündeki en büyük engel. Onlar ne kadar Yahudileştirmeye çalışsa da Türkiye de o kadar Mescid-i Aksa ve sur içinin Müslüman tarihini ayakta tutmaya özen gösteriyor.

Sosyal hafıza ve tarih bilinci
03 Mayıs 2026 Pazar 11:20İslam İş birliği Teşkilatı Tahkim Merkezi kuruldu, sıra Güvenlik Konseyi’nde
29 Nisan 2026 Çarşamba 23:22Kültür ve edebiyat
27 Nisan 2026 Pazartesi 07:20İstanbul’un geleceği ve Haydarpaşa Cami projesi
22 Nisan 2026 Çarşamba 17:32Barış ve insanlık cephesi
21 Nisan 2026 Salı 17:12Modern aile, seküler eğitim ve çocuklarda kimlik krizi
18 Nisan 2026 Cumartesi 12:45Medeniyet mimarı sanatçılar
12 Nisan 2026 Pazar 15:28İlâ-yi kelimetullah: İslam’ın zafer ve barış felsefesi
08 Nisan 2026 Çarşamba 14:39Kalbin zehiri: Nifak
07 Nisan 2026 Salı 19:02Tefrika büyük günahtır
04 Nisan 2026 Cumartesi 16:19
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.