Öğrencilerin yüzde 85'i güvenli şifre oluşturamıyor
Ankara
Dernek tarafından hayata geçirilen "Güvenli Dijital Dünya Okul İstasyonları Projesi" ile eğitimde "deneyim temelli öğrenme" modeli merkeze alınarak öğrencilerin dijital riskleri yalnızca teorik olarak değil, doğrudan deneyimleyerek öğrenmesi sağlanıyor.
Projede uygulanan "oyunlaştırılmış öğrenme" yöntemi sayesinde öğrenciler, sosyal mühendislik saldırıları, dijital dolandırıcılık ve manipülasyon teknikleri gibi karmaşık risk senaryolarını interaktif görevler aracılığıyla deneyimliyor. Bu model, bireyin karar verme süreçlerini gerçek zamanlı ölçme imkanı sunuyor.
Geliştirilen istasyonlarda kullanılan simülasyon tabanlı eğitim modeli, gerçek hayatta karşılaşılabilecek dijital tehditlerin kontrollü bir ortamda yeniden kurgulanmasını sağlıyor. Bu sayede öğrenciler, riskli durumlara karşı doğru refleksleri güvenli bir öğrenme alanında geliştirme fırsatı buluyor.
Dernek Başkanı Kurtuluş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dijital platformlardaki çocukların maruz kaldığı riskleri teorik veriler yerine sahadan aldıkları davranışsal sistemlerle ölçtüklerini belirtti.
"Güvenli Dijital Dünya Okul İstasyonları Projesi" ile davranışsal refleksleri ölçtüklerini vurgulayan Kurtuluş, bilişsel farkındalık ile davranış refleksleri arasında "bir uçurum" olduğunu kaydetti.

Kurtuluş, Ankara'da 8-13 yaş aralığındaki 1000 öğrenci üzerinde yaptıkları araştırmanın sonuçlarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:
"1000 öğrenci içerisinde biz önce bir soru yönelttik. 'Güvenli şifre belirlemeyi biliyor musunuz?' dedik. Öğrencilerden 168 tanesi 'ben bu konuda biraz zayıf olabilirim' dedi. Kalanların hepsi güçlü şifre belirleyebildiğini söyledi. Fakat bizim davranışsal modelleme yöntemiyle uygulamış olduğumuz güvenli dijital dünya istasyonlarına girdiklerinde aslında gördük ki 852 öğrenci tam olarak güvenli şifre belirleyemedi. Bu ne demek biliyor musunuz? Çocuklarımız dijitalde savunmasızlar."
Karekod (quishing) saldırılarına ilişkin araştırmanın verilerini de paylaşan Kurtuluş, 1000 öğrenciden 927'sinin karekod mağduriyeti yaşadığını bildirdi.
Kurtuluş, çocukların masum gibi görünen karekodları tarattıklarında ciddi risklerle karşılaştıklarını vurgulayarak, "Aynı zamanda 60 çocuğumuz phishing yani oltalamada hata yaptı. Siber dünyada bir hata büyük, ciddi, titizlikle araştırılması gereken noktalara ulaşıyor. Bu noktada çocuklarımız büyük mağduriyetler yaşıyor ve karşı tarafa da yaşatıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Ailelere "mikro ebeveynlik" tavsiyesi
Çocukların siber dünyadaki yalnızlıklarını gidermek için ebeveynlere büyük görevler düştüğünü dile getiren Kurtuluş, genel tutumlardan vazgeçilerek "mikro ebeveynlik" yöntemleri ve stratejilerinin kullanılması gerektiğini bildirdi.
Kurtuluş, ebeveynlerin çocuklarına sadece "güvenli şifre belirle" demek yerine birlikte bir cümle oluşturup bunu akronimlere ayırarak ve içine simgeler yerleştirerek şifreleme yöntemi geliştirmeleri gerektiğini kaydederek, şöyle devam etti:
"Bugün Anadolu Ajansı buraya geldi. İsterseniz bu cümlenin sesli harflerini alabilirsiniz ya da sessiz harflerinden oluşturabilirsiniz. Bugün buraya "Anadolu Ajansı geldi" cümlesinin içerisindeki Anadolu Ajansını çıkarıp diğer kelimelerdeki sesli harfleri ya da sessiz harfleri alabilirsiniz. Ya da 2 3 2 yöntemi gibi bir örüntü bulursunuz. Yani ikinci harf sonra üçüncü harf, ikinci harf, üçüncü harf gibi oradan bir şifreleme yöntemi çıkarırsınız. İçerisine de noktalama ve simgeleri yerleştirirsiniz. Bu şekilde güvenli bir metot oluşturmuş oluruz."
Çocuklarla her hafta en az 10 dakika dijital senaryolar üzerinde çalışılması tavsiyesinde bulunan Kurtuluş, "Gerçek dışı bir aramaya maruz bırakın çocuğunuzu. Çocuk açıyor mu açmıyor mu? Ya da sahte hesapları gösterin, bu sahte mi gerçek mi ayırt etmesini sağlayın. Web siteleri üzerinde hangisi gerçek hangisi sahte bunlar üzerinde çalışmalar yapın. Çocuklar bir yabancıyla temas etmemesi gerektiğini üç katmanlı bir soruyla öğrenmeli: 'Bu kim? Ailem bunu tanıyor mu? Ben bu telefon görüşmesini açtığımda bana zarar gelecek mi?'"
Kurtuluş, ebeveynlerin gerekirse çocuklarını test etmek için farklı hesaplar kullanabileceğine işaret ederek, "Tehdit karşısında çocuk nasıl bir davranış sergiliyor? Gelip aileyle mi paylaşıyor yoksa içine mi kapanıyor? Lütfen bunları tespit etmek için gerekirse siz casus olun. Ebeveynlerin çocuklarıyla beraber bu yolda yürümeleri gerekiyor. Aksi takdirde bu çocuklar bu platformlarda doğdular ve doğmuş oldukları bu platformda yalnızlar. Bizler bu yalnızlığı gidermek için mutlaka çocuklarımızla beraber olmalıyız." şeklinde konuştu.
Kaynak:AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.