Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Kalemle savaşmak...


Mustafa Yürekli, Nuri Pakdil'in çizdiği ve kendisinin de yürüdüğü yazarlık yolunu anlatıyor.

Yirminci yüzyılın son çeyrek kesitinde, insanlık, içine düştüğü bunalımda boğulma aşamasına geldi. Yurt içinde ve dışında bir karabasan gibi yoğunlaşan bir büyük bunalım içinde yetişiyorduk..

Tarih, hızlanmıştı. Bölgemiz, kıpır kıpırdı. Türkiye, Müslümanlar soy kırıma uğradılar diye Kıbrıs'a barış harekatı gerçekleştirdi, Batı'nın tepkisini çekti ve 12 Eylül askeri müdahalesine maruz kaldı. Rusya'da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Afganistan işgali sonrasında yıkılmak zorunda kaldı. İsrail, Kudüs'ü işgal edip başkent ilan etti; ABD ve Batılı ülkeler sessiz kaldılar. İran'da Humeyni devrimi gerçekleşti.

Bunalımı gün gün artan, insanı yoğun bir cehalete çeken ve aceleciliğe iteleyen bir çağ kesitinde yazar, biatle bir İslam büyüğüne bağlanacak, görev bilinci kazanacak ki milletimizin yabancılaşmaya karşı yürüttüğü savaşa katılabilsin..

Yazar, önce özünü bulacak, sonra da ülkesinde ve tüm dünyada bozgun çıkaran tüm karanlık güçlere karşı bayrak açacak.

Ancak yazar, umutsuz değildir verdiği savaşımda, hele yalnız hiç değildir. Nuri Pakdil, göreve çağırmaktadır yazarı: "İşte, yerli düşünceye bağlı yazarlar, bunalımın atlatılabilmesi, yılgıya düşülmemesi için, insanın var oluş hikmetini anlatmak için, bir kez daha yeniden açıklamak için, insanı onurlu ayakta dimdik durmaya çağırmak için yazıyorlar. Onurlu yaşamaya diktatörler engeldir." (Umudun Gereği)

Yazar, hakikatin sözcülüğünü yapmak ve adalete çağırmak için diktatöre gönderilmiştir. Yazarlık, yiğitliktir bu yüzden.

Bizim olan, bizim yerli düşüncemiz olan, kaynaklardan beslenen bir edebiyat da artık ürünlerini vermeye başlamıştır Türkiye'de: "Yerli düşünce, tarihi oluşumumuzda bizi şartlayan düşünce, yabancılaşmaya karşı koruyucu zırhımız yerli düşünce, ağır ağır, ama sağlam hareketlerle, yeniden kitaplara aktarılıyor.

Aslında bu, bir uygarlığın var oluş savaşıdır. Eylem, gün gün, yeni bölgelere doğru gelişiyor, yayılıyor.

Tüm Orta-Doğu ülkelerinde de, Batıya karşı direniş hareketleri görüyoruz.

Var olmak isteyen bir ulus, varoluş sorusunun sorulmasından kaçınamaz, bunu sürekli sorar yazarına, eylemcisine. Yazar, ulusunun varoluş sorusunu cevaplayan kişidir." (Soru ve Cevap)

Milletimizin varoluş sorusuna kaynaklara dayalı cevap verebilmek için ilahiyat fakültesinde öğrenim görüyordum. Soylu bir yazar olabilmek için İslami ilimleri öğrenmeye çalışıyordum. Edebiyat dergilerine şiirlerimi gönderiyordum, öykülerimi, denemelerimi.

1980 sonrasında bir yayın patlaması oldu.. İslamcı yazarlar ve düşünürler, birbirlerinden kopuk gibi görünseler de, ülkelerinde kendi kültürlerini özümsemiş eserler koymaktadırlar ortaya.

Nuri Pakdil'in Biat I'de bildirdiğine göre, Müslüman yazarlar, "Çağ içindeki ödevlerini anlamış yiğit kişiler"dir ve "Ortak uygarlığı oluşturan düşünce, kitaplarla, dergilerle yayılmaktadır." artık.

Umutla okuyup yazmak düşüyordu, biz genç yazarlara, yılmadan, bıkmadan, yorulmadan..

Nuri Pakdil, bir yazarın, yaza yaza savaşması olarak görür, bu yeni diriliş hamlesini: "Yazar, ne zaman yaza yaza savaşır? Devletin yapısındaki öz, kendi inancındaki özle çelişirse, daha ötede, devletin yapısındaki öz, yazarın inancındaki öze yabancıysa, her yabancıyla savaşmak insanın kaderinde var olduğu için.."

Devletin yapısındaki özün, inancımızın özüyle, milletimin özüyle ve medeniyetimizin özüyle uyumlu hale gelene dek.. Savaşacaktım.

Dergiler, kaleydi.

Kitaplar bitmek tükenmek bilmez cephanemiz..

Hakikatin hizmetinde, özgürlükten yana..

Kalemle, savaşacaktım.

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.