Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Kılıçdaroğlu için kurtarılacaklar listesi



Uzunca zamandır Türkiye'de, siyasetin en çetin sınavını, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun verdiğinde şüphe yok.

Hele şu Dersim gündeminden sonra...
Memleketin gündemine bir Dersim tartışması gelsin de, CHP bundan sancılanmasın olmaz.
CHP'nin Genel Başkanı Dersimli olsun da, üstelik ailesinden 40 kişi Dersim kıyımında can vermiş olsun da, o bundan etkilenmesin olmaz.
CHP'nin Tunceli, namıdiğer Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün isimli zat, üstelik Kılıçdaroğlu'nun talebi ile CHP'den aday olmuş ve seçilmiş olan zat, Dersim işini kaşısın da buna CHP içinden isyanlar gelmesin olmaz.
Bütün bunlar bir araya gelince, Kemal Kılıçdaroğlu için zor günler başlıyor.
Şimdi onun;
-Bir kere daha ortadan yarılma riskine giren CHP'yi kurtarması lazım.
-Tek parti dönemini kurtarması lazım.
-O dönemin liderlerinden Celal Bayar'ın üstünü bir kalemde çizse bile, Mustafa Kemal Paşa'yı, İsmet İnönü'yü kurtarması lazım.
-Dersim'in acısını kurtarması lazım.
-Kendi ailesinden can verenlerin hatırasını kurtarması lazım.
-Hüseyin Aygün'ü kurtarması lazım.
-Kendi kendisini kurtarması lazım.
O kadar zor ki bu.
CHP'yi kurtarmaya kalksa, Dersim'i feda etmesi gerekiyor.
Dersim'i kurtarmaya kalksa CHP'yi feda etmesi gerekiyor.
Mustafa Kemal Paşa
'ya sahip çıksa İnönü'yü feda ediyor, ona sahip çıksa ötekini...
Hüseyin Aygün
'e sahip çıksa, CHP'nin bir yarısının isyanına mani olamıyor.
Bir yığın kombinezonun içinden kotarılmış olan kendi liderliği her halükarda topun ağzında...
Çıkıyor kürsüye, Tayyip Erdoğan'a vuruyor, vuruyor, vuruyor.
Kendisini bazen Sütçü İmam yapıyor, bazen Nene Hatun... Sütçü İmam Maraş'ta Fransızlar'la çarpışmış, Nene Hatun Erzurum'da Ruslar'la... Demek Tayyip Erdoğan'ı da ya Fransızlaştırıyor ya da Moskof...
İnsaf, iz'an, vicdan... Neredeysen çık ortaya diyorsunuz içinizden...
CHP grup salonundan alkış da geliyor yer yer.
Ama bu alkışlar, işin özündeki çapraşıklıkları ortadan kaldırmıyor.
CHP o CHP, tek parti o tek parti, Dersim o Dersim, acılar o acılar...
Onların hepsi yerli yerinde duruyor ve Kılıçdaroğlu'nun yakasına yapışıyor.
Kılıçdaroğlu
'nun açmazı ne?
Kılıçdaroğlu
'nun açmazı, CHP'nin Genel Başkanı olması...
Aynı şekilde Hüseyin Aygün'ün açmazı, CHP'den milletvekili seçilmesi...
Kılıçdaroğlu
bağımsız bir aydın olsa ya da başka partiden milletvekili olsa, Dersim konusunda ne CHP'yi sakınır ne tek parti dönemini...
Nitekim Hüseyin Aygün, CHP milletvekili olmadan önce, Dersim'le ilgili araştırmalar yapmış ve kim ne yaptıysa onları teker teker ortaya koymuş.
Şimdi, milletvekili olduktan sonra aynı şeyleri dillendirince CHP'nin klasik duvarına tosladı. Sonra da "ben aslında şöyle dediydim" türü savunmalar içine girdi.
Oysa kendisi ile birlikte de Kılıçdaroğlu'nu duvara toslattı.
Belki de Kılıçdaroğlu, böyle bir meselenin gündeme gelmesi için çok daha başka bir zamanı kollamaktaydı.
Genel başkanlığı sürecek, sürecek, sürecekti ve bir eşref saatte Dersim dosyasını açacaktı.
Hüseyin Aygün
bombayı erken patlattı.
Ortalık toza dumana büründü.
Bu noktada bir soru da şu:
Bu işin içinden Tayyip Erdoğan'a vurularak çıkılabilir mi?
Yani Kılıçdaroğlu en azından CHP'deki sancıyı dindirebilir mi?
Ben şöyle bir baktım, CHP grup toplantısında bazı milletvekilleri Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını bıyık altından gülerek izliyordu. Söylenenlere inanmamışlık yüzlerden, gözlerden açıkça okunmaktaydı.
Belli ki orada sancı sürecek... Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan öfkesi derin akıntının doğuracağı sarsıntıyı ancak kısa süreli olarak yavaşlatacak. Dersim fayı, başka fay hatlarıyla birleşe birleşe CHP'yi sallamaya devam edecek. Elhasıl işi zor CHP'nin ve de Kemal Kılıçdaroğlu'nun...
Bence bu işte, AK Parti cenahının olaya, Alevi camianın duygularını daha çok içselleştirerek yaklaşması sağlıklı olacaktır.


Ahmet TAŞGETİREN

atasgetiren@bugun.com.tr

Kılıçdaroğlu için kurtarılacaklar listesi

Uzunca zamandır Türkiye'de, siyasetin en çetin sınavını, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun verdiğinde şüphe yok.

Hele şu Dersim gündeminden sonra...
Memleketin gündemine bir Dersim tartışması gelsin de, CHP bundan sancılanmasın olmaz.
CHP'nin Genel Başkanı Dersimli olsun da, üstelik ailesinden 40 kişi Dersim kıyımında can vermiş olsun da, o bundan etkilenmesin olmaz.
CHP'nin Tunceli, namıdiğer Dersim Milletvekili Hüseyin Aygün isimli zat, üstelik Kılıçdaroğlu'nun talebi ile CHP'den aday olmuş ve seçilmiş olan zat, Dersim işini kaşısın da buna CHP içinden isyanlar gelmesin olmaz.
Bütün bunlar bir araya gelince, Kemal Kılıçdaroğlu için zor günler başlıyor.
Şimdi onun;
-Bir kere daha ortadan yarılma riskine giren CHP'yi kurtarması lazım.
-Tek parti dönemini kurtarması lazım.
-O dönemin liderlerinden Celal Bayar'ın üstünü bir kalemde çizse bile, Mustafa Kemal Paşa'yı, İsmet İnönü'yü kurtarması lazım.
-Dersim'in acısını kurtarması lazım.
-Kendi ailesinden can verenlerin hatırasını kurtarması lazım.
-Hüseyin Aygün'ü kurtarması lazım.
-Kendi kendisini kurtarması lazım.
O kadar zor ki bu.
CHP'yi kurtarmaya kalksa, Dersim'i feda etmesi gerekiyor.
Dersim'i kurtarmaya kalksa CHP'yi feda etmesi gerekiyor.
Mustafa Kemal Paşa'ya sahip çıksa İnönü'yü feda ediyor, ona sahip çıksa ötekini...
Hüseyin Aygün'e sahip çıksa, CHP'nin bir yarısının isyanına mani olamıyor.
Bir yığın kombinezonun içinden kotarılmış olan kendi liderliği her halükarda topun ağzında...
Çıkıyor kürsüye, Tayyip Erdoğan'a vuruyor, vuruyor, vuruyor.
Kendisini bazen Sütçü İmam yapıyor, bazen Nene Hatun... Sütçü İmam Maraş'ta Fransızlar'la çarpışmış, Nene Hatun Erzurum'da Ruslar'la... Demek Tayyip Erdoğan'ı da ya Fransızlaştırıyor ya da Moskof...
İnsaf, iz'an, vicdan... Neredeysen çık ortaya diyorsunuz içinizden...
CHP grup salonundan alkış da geliyor yer yer.
Ama bu alkışlar, işin özündeki çapraşıklıkları ortadan kaldırmıyor.
CHP o CHP, tek parti o tek parti, Dersim o Dersim, acılar o acılar...
Onların hepsi yerli yerinde duruyor ve Kılıçdaroğlu'nun yakasına yapışıyor.
Kılıçdaroğlu'nun açmazı ne?
Kılıçdaroğlu'nun açmazı, CHP'nin Genel Başkanı olması...
Aynı şekilde Hüseyin Aygün'ün açmazı, CHP'den milletvekili seçilmesi...
Kılıçdaroğlu bağımsız bir aydın olsa ya da başka partiden milletvekili olsa, Dersim konusunda ne CHP'yi sakınır ne tek parti dönemini...
Nitekim Hüseyin Aygün, CHP milletvekili olmadan önce, Dersim'le ilgili araştırmalar yapmış ve kim ne yaptıysa onları teker teker ortaya koymuş.
Şimdi, milletvekili olduktan sonra aynı şeyleri dillendirince CHP'nin klasik duvarına tosladı. Sonra da "ben aslında şöyle dediydim" türü savunmalar içine girdi.
Oysa kendisi ile birlikte de Kılıçdaroğlu'nu duvara toslattı.
Belki de Kılıçdaroğlu, böyle bir meselenin gündeme gelmesi için çok daha başka bir zamanı kollamaktaydı.
Genel başkanlığı sürecek, sürecek, sürecekti ve bir eşref saatte Dersim dosyasını açacaktı.
Hüseyin Aygün bombayı erken patlattı.
Ortalık toza dumana büründü.
Bu noktada bir soru da şu:
Bu işin içinden Tayyip Erdoğan'a vurularak çıkılabilir mi?
Yani Kılıçdaroğlu en azından CHP'deki sancıyı dindirebilir mi?
Ben şöyle bir baktım, CHP grup toplantısında bazı milletvekilleri Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını bıyık altından gülerek izliyordu. Söylenenlere inanmamışlık yüzlerden, gözlerden açıkça okunmaktaydı.
Belli ki orada sancı sürecek... Kılıçdaroğlu'nun Erdoğan öfkesi derin akıntının doğuracağı sarsıntıyı ancak kısa süreli olarak yavaşlatacak. Dersim fayı, başka fay hatlarıyla birleşe birleşe CHP'yi sallamaya devam edecek. Elhasıl işi zor CHP'nin ve de Kemal Kılıçdaroğlu'nun...
Bence bu işte, AK Parti cenahının olaya, Alevi camianın duygularını daha çok içselleştirerek yaklaşması sağlıklı olacaktır.

 

Ahmet TAŞGETİREN

atasgetiren@bugun.com.tr

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.