Fânî Âlemden Bâkî Olana Yöneliş
Fânî Âlemden Bâkî Olana Yöneliş; Dünyevî Bağlardan İlâhî Huzura: Namazın Ontolojik, Psikolojik ve Manevî Derinliği
(From the Transient Realm to the Eternal: FromWorldly Attachments to Divine Serenity — TheOntological, Psychological, and Spiritual Depth of Prayer)
H. Ali ERDOĞAN
ÖZET
Bu makale, İslâm’ın temel ibadeti olan namazın (salât), kulun dünyevî bağları bilinçli olarak kesintiye uğratması (infisâl) ve doğrudan Allah’a yönelmesi (ikbâl) yoluyla gerçekleştirdiği ontolojik dönüşümü ve psikolojik bütünleşmeyi derinlemesine ele almaktadır. “Dinin direği” (imâdü’d-dîn) olarak nitelenen namaz, sadece şeklî bir itaat değil; aynı zamanda insanı kesret âleminin dağınıklığından (teferruk) kurtarıp vahdet âleminde bütünlüğe (cem’) ulaştıran kapsamlı bir zikir, tezkiye ve tecdîd mekanizmasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’deki ilgili âyetler (Tâhâ 20/14; en-Nisâ 4/103; el-Ankebût 29/45; Hûd 11/87; Meryem 19/59; ayrıca Mü’minûn 23/1-2, el-Meâric 70/22-23 gibi) ve klasik tefsirlerin yanı sıra tasavvufî yorumlar ışığında, namazın vakitliliğinin hikmeti, “en büyük zikir” (ez-zikru’l-ekber) oluşu, ahlâkî kalkan vasfı, din kavramıyla özdeşleşen merkezî rolü ve ihmali hâlinde yol açtığı manevî çöküş incelenmektedir. Namaz, fânî ile ilişkisini periyodik olarak askıya alarak Bâkî ile bağı yenileyen, mü’mini sürekli bir manevî uyanışa (tecdîd ve teyakkuz) hazırlayan disiplinli bir varoluşsal pratiktir.
Anahtar Kelimeler: Namaz, Salât, Infisâl, İkbâl, Cem’, Teferruk, Zikir, Dinin Direği, Vakit, Kur’ân Tefsiri, Tasavvuf, Tezkiye, Tecdîd.
ABSTRACT
This article delves into the ontologicaltransformation and psychological integrationachieved through Islamic ritual prayer (salat), whereby the worshiper consciously interruptsworldly attachments (infisal) and turns directlytoward God (iqbal). Known as the "pillar of religion" (imad al-din), prayer transcends mereformal obedience; it serves as a comprehensivemechanism of remembrance (dhikr), purification (tazkiya), and spiritual renewal(tajdid) that liberates the human being from thefragmentation of multiplicity (tafarruq) andrestores wholeness (jam') in the realm of divineunity. Drawing on relevant Qur'anic verses(Taha 20:14; al-Nisa 4:103; al-Ankabut 29:45; Hud 11:87; Maryam 19:59; also al-Mu'minun23:1-2, al-Ma'arij 70:22-23) interpreted throughclassical exegesis and Sufi perspectives, thestudy examines the wisdom of its timedprescription, its designation as the "greatestremembrance," its role as an ethical shield, itssynonymous centrality with "religion" itself, and the spiritual decline resulting from itsneglect. Prayer is a disciplined existentialpractice that periodically suspends ties with theephemeral to renew connection with theEternal, thereby equipping the believer forperpetual spiritual vigilance and revival.
Keywords: Ritual Prayer (Salat), WorldlyInterruption (Infisal), Divine Orientation(Iqbal), Unity (Jam'), Fragmentation (Tafarruq), Remembrance (Dhikr), Pillar of Religion, Prescribed Times, Qur'anic Exegesis, Tasawwuf, Purification, Spiritual Renewal.
GİRİŞ
İslâmın ibadetler nizâmı içerisinde namaz (salât), hem en sık tekrarlanan amel olması hem de dinî literatürde “dinin direği”[1] metaforuyla ifade edilen yapısal merkezîliği nedeniyle vazgeçilmez bir konumdadır. Bu merkezîlik, namazın yalnızca şekilsel bir ritüel değil; kulun Allah ile ontolojik ilişkisini düzenleyen, varoluşsal bir eylem olduğunu gösterir. Fıkıh literatüründe namaz genellikle şartlar, rükünler ve sünnetler çerçevesinde ele alınırken; onun psiko-spiritüel boyutu –dünyevî kesret âleminden (teferruk) ilâhî vahdet âlemine (cem’) geçişi sağlayan “kopuş ve yöneliş” (infisâl ve ikbâl) dinamiği– nispeten daha az vurgulanmıştır.
Bu makale, namazın Kur’ân perspektifinden hareketle bu dinamiği çözümlemeyi hedeflemektedir. Temel tezimiz şudur: Namaz, insanın zaman-mekân içindeki dağınık varoluşunu toplayan (cem’ eden), kimlik ve anlamını Hakk’a yönelerek yeniden yapılandıran manevi bir mihverdir. Tasavvuf geleneğinde infisâl (dünyevî bağlardan ayrılış), ikbâl (Allah’a tam yöneliş), teferruk (dağılma) ve cem’ (bütünleşme) kavramları bu süreci en iyi ifade eden anahtar terimlerdir. Namaz, bu kavramları somutlaştıran bir disiplin olarak, gaflet içindeki insanı sürekli bir tecdîd(yenilenme) hâline hazırlar.
1. DÜNYEVÎ TELÂŞ VE GAFLETTEN KESİNTİ: NAMAZIN VAKİTLİ ÇAĞRISI VE İNFİSÂL MEKANİZMASI
İnsan fıtratı, dünyevî meşgaleler (gaflet) içinde aslî gayesini unutmaya meyillidir. Kur’ân’ıntemel hitabı bunu doğrudan adresler: “Muhakkak ben, evet ben Allah’ım. Benden başka ilâh yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl” (Tâhâ 20/14). Burada tevhîd ilanı ile birlikte namaz, “zikir” (hatırlama) vesilesi olarak emredilir; unutkan insan (insânun nesiyy – Meryem 19/67) için sistematik bir tezekkür aracıdır.
Namazın vakitlere bağlanması (“Namaz mü’minler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farz olmuştur” – en-Nisâ 4/103), bu hatırlatmanın disiplinli formudur. Klasik müfessirler (Râzî, Kurtubî, Zemahşerî), tevkîtin (vakit tayini) hikmetini, günlük akışa ruhânî “mola” noktaları yerleştirmek; gafleti kesmek ve ibadeti devamlı kılmak olarak açıklarlar.[2] Her namaz vakti, kulun fânî âleme dalmışlığından kopup (infisâl) Bâkî olanla buluşma çağrısıdır – bir “ân-ı infisâl”dir. Tasavvufta bu, “fark”tan “cem”egeçişin başlangıcıdır; insan kesretten sıyrılıp vahdete yönelir.
2. NAMAZIN ZİKİR BOYUTU: EN BÜYÜK ZİKİR VE AHLÂKÎ KALKAN
Namazın zikirle ilişkisi, en net ifadesini el-Ankebût 29/45’te bulur: “...Namazı ikame et. Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan (fahşâ) ve kötülükten (münker) nehyeder. Elbette Allah’ı anmak (zikrullah) en büyüktür (ekber).”
“İkame” fiili, namazın samimiyet, ihsan ve huşû ile devamlılığını vurgular.[3]
Ahlâkî vikâye (koruma) işlevi, bedensel tezahürlerin (rükû-secde) kalpte huşû oluşturmasıyla gerçekleşir; bu, iç direnç (imtinâ) üretir.
“Ez-zikru’l-ekber” ifadesi, müfessirlerce genellikle “namaz zikirlerin en büyüğüdür” şeklinde yorumlanır.[4] Namaz, kıraat, tesbîh, tahmîd ve duayı birleştiren en kapsamlı zikirdir; beden, dil ve kalbin katılımıyla bütüncül bir zikir hâline gelir.
Tasavvufî yorumlarda namaz, kalbin Allah ile sürekli rabıta (bağ) kurduğu bir mi‘râc olarak görülür; zikir burada sadece dil ile değil, varoluşsal bir hâl olarak yaşanır.
3. NAMAZIN DİN İLE ÖZDEŞLEŞMESİ VE MERKEZÎ KONUMU
Namazın önemi, bazen “din” kavramının pratik karşılığı olarak kullanılmasıyla zirveye ulaşır. Hûd 11/87’de Şuayb’ın kavmi, tevhidî düzeni “senin namazın” diye küçümser; tefsirciler burada “salât”ın genel anlamda “din”i ifade ettiğini belirtir.[5] Namaz, imanın amele döküldüğü ilk sahadır; dinin somut simgesi ve merkezî direğidir.
4. NAMAZIN İHMALİ VE MANEVÎ ÇÖKÜŞ: ZAYİ EDİLMESİNİN SONUÇLARI
Kur’ân, namazın zayi edilmesini (ḍayaʿû – Meryem 19/59) manevî yozlaşmanın başlangıcı olarak tasvir eder. “Zayi etmek”, terk etmekten öte; ertelemek, özensiz kılmak, önemsememek, hafife almak anlamlarını kapsar.[6] Bu ihmal, Ankebût 29/45’teki koruma fonksiyonunun tersine döner: Namaz kötülükten alıkoyarken, ihmali hevâya (şehvetlere) kapı aralar. Namaz, manevî hayatın sigortası; ihmali nefsin güdümüne düşme riskini artırır.
5. EK BOYUT: NAMAZIN PSİKOLOJİK VE ONTOLOJİK DERİNLİĞİ
Modern din psikolojisi çalışmaları, namazın psikolojik iyi olma ile pozitif ilişkisini gösterir: Düzenli namaz kılanlarda huşû, iç huzur ve stres azalması gözlenir; namaz, kendini tanıma ve içgörü sağlar.[7] Ontolojik açıdan namaz, insanın fânî varoluşunu Bâkî’ye bağlayan bir köprüdür; her rekâtta kul, “cem’” hâlinde kendini ve Rabbi’ni yeniden keşfeder.
SONUÇ
Namaz, Kur’ân perspektifinde sıradan bir ritüelden öte; insanın varoluşsal konumunu düzenleyen temel kurumdur. Vakitliliği, gafletten kurtaran planlı infisâl anlarıdır. En büyük zikir oluşu, kalbi dönüştürür ve ahlâkî kalkan vazifesi görür. Din ile özdeşleşecek kadar merkezîdir; ihmali sapmanın habercisidir. “Dinin direği” metaforu tam yerindedir: Nasıl bir çadır direksiz ayakta duramazsa, din de namazsız ayakta kalamaz.
Namaz, fânî ile her vakit bilinçli infisâl ve Bâkî ile ikbâl sayesinde, insanı daha diri, şuurlu ve ahlâklı bir hayata döndürür. Unutuşa meyilli nefis için vazgeçilmez bir tecdîd ve teyakkuz vesilesidir. Mü’min, namazla sürekli mi‘râcyaşar; fânî âlemden Bâkî olana yönelir.
DİPNOTLAR
[1] Hadis: “İslam’ın başı…, direği namazdır…” (Tirmizî, Îmân, 8; sıhhat tartışmalı olsa da yaygın metafor).
[2] Râzî, Mefâtîḥu’l-ġayb, 11:35.
[3] İbn Kesîr, Tefsîr, 6:93.
[4] Kurtubî, el-Câmiʿ, 13:344; Zemahşerî, el-Keşşâf, 3:428.
[5] Taberî, Câmiʿu’l-beyân, 15:497; Beyzâvî, Envârü’t-tenzîl, 3:112.
[6] Taberî, 16:290-291; Kurtubî, 14:197.
[7] Din psikolojisi çalışmaları (ör. namaz-psikolojik iyi olma ilişkisi üzerine incelemeler).
KAYNAKÇA
Beyzâvî, Nâsırüddîn. Envârü’t-tenzîl. Beyrut: Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-‘Arabî, 1418/1997.
İbn Kesîr. Tefsîrü’l-Ḳurʾâni’l-ʿaẓîm. Riyad: DâruTayyibe, 1420/1999.
Kurtubî. el-Câmiʿ li-aḥkâmi’l-Ḳurʾân. Kahire: Dâru’l-Kütübi’l-Mısriyye, 1384/1964.
Râzî, Fahrüddîn. Mefâtîḥu’l-ġayb. Beyrut: Dâruİhyâi’t-Türâsi’l-‘Arabî, 1420/1999.
Taberî. Câmiʿu’l-beyân. Kahire: Dâru Hecr, 1422/2001.
Zemahşerî. el-Keşşâf. Beyrut: Dâru’l-Kitâbi’l-‘Arabî, 1407/1987.
Ek: Gazâlî, İhyâʾu ʿulûmi’d-dîn (namaz bölümü); İbnü’l-Arabî, Fusûsu’l-hikem (cem’ ve vahdet yorumları); Modern: Din psikolojisi makaleleri (DergiPark vb. kaynaklar).
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.