Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Medyanın zavallı laiklik anlayışı..

 

 

Medyanın İslam?a ve dindarlara karşı sergilediği bu ?ağır ve kesif? cehaletin ana nedeni laiklik anlayışıdır. Türkiye?de merkez medyada laikçiler hakim, onlar da laikliği ?İslam düşmanlığı? olarak yorumluyor.

Burası Türkiye. Müslüman halkı cahillikle itham etmeyi alışkanlık haline getiren, ancak her yazısında ciddi cehalet örnekleri sergileyen sözüm ona ?aydın?lar ve gazeteciler var bu ülkede.

Bu ülkede medya minareyi kuleyle, ezanı da şarkıyla karıştırabilir. Durup Türk basın tarihine baktığınızda göreceğiniz cehalet örneklerine çok şaşıracaksınız.. ?Hac bu sene de Kurban Bayramına rastladı...? türünden haberler, arşivlerde mevcuttur.

Son olarak Eyüp Camii?nde, hutbeden önce okunan iç ezanı bilmeyen bir medya leşkerinin; ?12.25?te okunması gereken ezan, 12.40?ta okunmuştur. İmam efendi Başbakanı beklemek için (Erdoğan cumayı burada kılmıştı.) ezanı 15 dakika geç okumuştur...? 

 (12 Şubat 2010)  haberiyle basının cehalet galesine ilginç bir katkıda bulunuldu. İstanbul Müftüsü Prof. Mustafa Çağrıcı, konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, bahse konu köşe yazısının, vakit ezanı ile cuma günü okunan iç ezanın birbirine karıştırılmasından kaynaklandığını belirtmiş... Ezanı imam efendinin değil, müezzin efendinin okuduğunu da bilmeyen bu bahtsız gazetecimiz; cahil cesaretiyle, öküz altında buzağı arıyor ve bir biçimde Başbakanı işin içine çekmeye çalışıyordu!

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Diyarbakır Ulu Camii'nde Cuma namazı öncesi yaptığı vaazda, halkımızı Kur'an-ı okumaya, anlamaya, Kur'an'ın ahlak değerlerini yaşamaya ve yaşatmaya, çocuklarımıza öğretmeye çağırmıştır. (7 Şubat 2010) Bu arada ülkemizin en az okuyan ve en çok televizyon izleyen ülkeler arasında olması gerçeğinden hareketle 'akşamları televizyonları yarım saat daha az seyredin, televizyonunuzu yarım saat kapatın, kendinize ve çocuklarınıza zaman ayırın, Kur'an'la buluşun, Kur'an'ı ve sünneti evinize misafir edin' tavsiyesinde bulundu. Bardakoğlu'nun sözleri din üzerinden polemik konusu yapıldı.

Bir gazetede yer alan 'Bardakoğlu Bir Taş Attı' başlıklı haberde, konunun ağırbaşlılık, sağduyu ve ciddi bilgilerle ele alınmadığı, aksine insanların zihninde şok etkisi yapacak şekilde hazırlandığı belliydi. Haberin üslubuna baktığımızda 'İbadet mi, dizi mi? Aşk-ı Memnu mu, Kur'an okumak mı?' sorularıyla konuya başka bir boyut kazandırılmak istenmesi dikkat çekiciydi.

Sorulara verilen cevaplar arasında 'İnsanların evlerinde ne yapacağı Diyanet'i ilgilendirmez', 'Takkesini taksın, sussun', 'Kur'an içtimaya çıkar gibi okunmaz', 'Bu ülkede dine saygı var, özel hayata yok', 'Matbaaya karşı çıkmakla aynıdır', 'Diyanet karar veremez' gibi yargıların bulunmasının, konuya önyargılı yaklaşıldığının işareti olduğu da görülüyordu..

Prof. Dr. Ali Bardakoğlu?nun bu 'Akşamları televizyonları yarım saat daha az seyredin. Kur'an'la buluşun' açıklamasına karşı, kimi köşe yazarları Diyanet İşleri Başkanı?nın bu sözlerini, 'insanlara zorla kitap okuma' ya da 'televizyon seyredilmesini yasaklama' biçiminde anlayarak tepki gösterdi.

Haşmet Babaoğlu, Sabah'taki köşesinde ?Diyanet İşleri diye bir makam varsa, o makamdaki kişinin topluma Kur'an okumayı tavsiye etmesinden daha normal bir şey olabilir mi? Bardakoğlu, herhalde, 'Var mısın Yok musun?' kumarını veya 'Aşk-ı Memnu' dizisini tavsiye edecek değildi!? dedi.

Şair Prof.Dr.Hilmi Yavuz, bu medya olayına ilişkin ?Cehaletin densizliğinin nadanlığa dönüştüğü bir Türkiye'de yaşıyoruz. Başkan, cevap vermekle bu mikâplı cehaleti ciddiye aldığını gösterdi. Tekrar ediyorum: Keşke cevap vermeseydi! Rahmetli Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın, bu ülkede sık sık tekrarlanan bu tip olayların faillerine tepki gösterildiğinde, onlar için, 'bırakın, kendi karanlıklarında boğulsunlar!' derdi...? demekten kendini alamadı köşe yazısında. (Zaman, 14 Şubat 2010)

Hilmi Yavuz, medyanın sergilediği cehalete tepki gösteriyordu: ?Asıl mesele şudur: Türkiye'de bugün, özellikle medyada ağır ve kesif bir cehalet hâkimdir. Bu cehalet, daha çok, İslam konusunda, maalesef, en basit düzeyde bile bilgi sahibi olmayan birtakım zevatın, kendilerini ahkâm kesme mevkiinde görüyor olmalarının getirdiği cahil cesaretidir..? Bu sözleri ben söylesem, abarttığım düşünülecektir. Oysa medyaya hakim olan bu ?ağır ve kesif bir cehalet? darbe dönemlerinde, özellikle 28 Şubat döneminde toplum hayatına büyük bir baskı olarak yansıdı..

Hilmi Yavuz, medyanın İslam konusunda gösterdiği cehalet örneklerini de hatırlamadan edememiş: ?Hatırlayanlarınız mutlaka vardır: Bundan birkaç yıl önce, yine bir köşe yazarının, Zincirlikuyu Mezarlığı'nın giriş kapısının alınlığındaki 'Bütün canlılar ölümü tadacaktır' ayetini, 'her sabah önünden geçerken moralim bozuluyor, kaldırılsın bu saçmalık!' diye tepki gösterdiğine de tanık olmuştuk. Hiç şüphe yok, o köşe yazarı, bu sözlerin bir ayet-i kerime olduğunun farkında değildi. Ama buna rağmen, bu konuda ahkâm kesmekte bir sakınca görmemiş olması, bir tek şeyle açıklanabilir: Rahmetli Uğur Mumcu'nun, bu güne kadar duyduğum en güzel 'cehalet' tarifiyle: 'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak'la!..? Basın tarihimize baktığımızda, merkez medyanın toplumun dini hayatına ve dindar kesime karşı, cahilce, densiz, düşmanca, suçlamacı, çatışmacı ve yargılayıcı sözkonusu tutumunu sık sık tekrar ettiği görülecektir..

Medyanın İslam?a ve dindarlara karşı sergilediği bu ?ağır ve kesif? cehaletin ana nedeni laiklik anlayışıdır. Türkiye?de merkez medyada laikçiler hakim, onlar da laikliği ?İslam düşmanlığı? olarak yorumluyor. Bu gerçeği, Hilmi Yavuz da tespit ediyor: ?Türkiyede okuryazar takımının büyük bir kısmı, İslam dinine ilişkin en basit düzeyde bilgiden, maalesef, yoksundur. Dahası, İslam konusunda bilgi edinmeyi de, 'zul' saymaktadırlar. [Ayraç içinde belirteyim: Kelimenin doğrusu 'zul' değil, 'zül'dür!]. Laikliği, Müslümanlığa ait herhangi bir şeyle ilgilenmeye 'tenezzül' etmemek biçiminde yorumlama alışkanlığı, giderek bir norm haline geliyor. Asıl zavallılık, buradadır..?

Medya, bu ağır ve kesif cehalete dayalı zavallı laiklik anlayışıyla yıllardır İslam?a ve dindar kesime düşmanlık yapıyor ve yalan yanlış haberlerle dini hayata saldırılar düzenliyor. Basın tarihine İslam düşmanlığı olarak yansıya sözkonusu zavallı laikliğin bu çirkin örneklerini acı duyarak izliyoruz.  

Mustafa YÜREKLİ

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.