Mehmet Yürekli: Attila İlhan şiirinde Adanalı

Mehmet Yürekli: Attila İlhan şiirinde Adanalı

Attila İlhan’ı edebiyat dünyasına paraşütle indiren bir şiir var: Cebbaroğlu Mehemmed. Milli Mücadele'nin güney cephesini anlatmaktadır. Adana’da Osmaniyelilerin Fransızlara direnişinin destanıdır bu:

Attila İlhan’ı edebiyat dünyasına paraşütle indiren bir şiir var: Cebbaroğlu Mehemmed.

Attila İlhan, 1946 yılında, 20 yaşında lise son sınıf öğrencisi olarak Cebbaroğlu Mehemmed şiiri ile CHP şiir yarışmasında ikincilik ödülü almış, Faruk Nafiz Çamlıbel'i ve pek çok ünlü şairi geçmiştir bu dereceyle.  

O yarışmada Attila İlhan’ı geçen şair ise, Otuzbeş Yaş şiiri ile Cahit Sıtkı’dır.

Cahit Sıtkı ile Faruk Nafiz Çamlıbel arasında olma  durumu da edebiyat çevrelerinde dikkat çekti diye anlatılır.

Kısaca Cabbaroğlu Mehemmed edebiyat dünyasına Attila İlhan’ın destursuz girmesini sağlayan şiirdir.

Daha da önemlisi Attila İlhan, Cebbaroğlu Mehemmed şiirinde Milli Mücadelenin güney cephesini anlatmaktadır.

Adana’da Osmaniyelilerin Fransızlara direnişinin destanıdır bu:

"çıkmış dağlara kendiliğinden
cebbar oğlu mehemmed
fransız'a silâh çekmiş
hür yaşamak uğruna
ırz uğruna namus uğruna
ana için baba ve kardeş için
şu mübarek topraklar
şu mübarek vatan için
derken efendim
bir gün kaman'dan öte
uğrun uğrun haber ulaşmış
urfa'nın antep'in köylerine
gözü kanlı maraş beylerine"

Dizeler böyle akıp giderken..

Attila İlhan, Cebbaroğlu Mehemmed’de Çukurova ve Adana insanını güzel anlatmaktadır.

Şiir uzun. Sözü uzatmadan. Şiirle baş başa bırakmak istiyorum siz değerli okuyucularımı..

Bakın Adanalıyı Attila İlhan nasıl anlatıyor:

Cebbar Oğlu Mehemmed

 

kaman cıvarına bahar gelince

yıkılır ovadan apdal çadırları

yücesinde pâre pâre duman tutmuş

düdüldağ'ın yaylâsında mekân kurulur

hoş gelmişsin evvel bahar

nisan ayı içinde donanır dağlar

donanır yeşilinden alından

istasyon deresi kabarmıştır

hacıdağ'ın selinden

dağlar sıra sıradır eylim eylim

dağlar uzanır bir uçtan bir uca

dağlar bir birinden yüce

yamaçlarında kireç yakılır

bir ömür boyunca kahrı çekilir

kimse anlamamış sırrını hikmetini

bu bereket nereden gelir

 

başınızdan duman eksilmesin gâvurdağları

siz hikâyet eylediniz bana

bahçe kazasının kaman köyünden

cebbar oğlu mehemmed'in hikâyesini

 

yılların yücesinden şöyle bir seyran edelim

bir avuç toprağıma çöreklenmek için

yürümüş selâmsız sabahsız

destursuz girmiş memleketime

yedi çeşit frenk askeri

uğursuz bir hava çökmüş

üstüne memleketimin

uğursuz ve karanlık

çocuklar gülmemiş artık

sessiz sessiz ağlamış analar

oduna giderken vurulmuş

ve yahut harman yerinde

avuçları buğday kokan delikanlılar

ve nice gâvurdağı kızlarının

birer birer ırzına geçilmiş

yalvarmış ihtiyarlar allah'a

- rivayet şöyledir kim -

dumanlı bir güz akşamı

şu mor dağlar efendim

destur demiş de yürümüş

 

silkinip kalkmış ayağa

gel haberi öteden verelim

çıkmış dağlara kendiliğinden

cebbar oğlu mehemmed

fransız'a silâh çekmiş

hür yaşamak uğruna

ırz uğruna namus uğruna

ana için baba ve kardeş için

şu mübarek topraklar

şu mübarek vatan için

derken efendim

bir gün kaman'dan öte

uğrun uğrun haber ulaşmış

urfa'nın antep'in köylerine

gözü kanlı maraş beylerine

 

cebbar oğlu mehemmed

burcu burcu çam kokan bir yaz akşamı

omuz vermiş bir ağaç gölgesine

usul usul türkü söylüyor

 

                     - hasret kuşun kanadında

                     deli kuşlar uçun gayrı

                     yazımız böyle yazılmış

                     bu diyardan göçün gayrı -

 

kirveleri durdu ve süleyman

on sekiz adım gerisinde

şahin gibi tünemişler kayaların üstüne

avuçları sıcak bakışları ok gibi

deliyor her dokunduğu yeri

biri doğuya bakıyor diğeri batıya

iptida durdu görüyor geleni

yel midir toz mudur anlamıyor

lâkin bıyıkları terlemeden

çeteci olan garip ökkeş

çok geçmeden getiriyor haberi

tabur tabur üstümüze varıyor

düşman yola çıktı savranlı'dan

 

hemen mevzie sokuldu mehemmed

yanıbaşında durdu ve gerisinde süleyman

çeteler yer tutup pusu kurdular

kanlı geçit boyuna

düşman yanaşırken kaman köyüne

bekletmeden yaylım ateş açıldı

mermi kurşun yağmur gibi saçıldı

 

ilk seferinde on beş kişi vurdular

ve bir hayli düşman kırdılar

yamaçlarda koptu kızılca kıyamet

cesaretlerine söz yoktu ama

neyleyip nitsinler düşman daha çoktu

düştü birer birer bütün yiğitler

gürültüler boğazda sustu nihayet

 

demek diz üstü düşmüş mehemmed

kirvesi durdu'nun yanıbaşına

kanlar akar yarasından

al al olmuş çevresinden

köpük köpük gözlerini doldurur

bir başına mehemmed yedi düşman öldürür

mavzerinin namlusu hâlâ  sıcak

tutulmaz

ölümün derdi büyük yiğenim

çâre bulunmaz

 

aynı akşam doğurmuş karısı döne

mavi gözlü bir çocuk sarışın

bir avuç toprak sarmışlar altına

ve kemal koymuşlar adını

 

Attila İLHAN

yazının devamı..

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler