Mehmet Yürekli: Erdem Bayazıt’ın şiirinde Adanalı

Mehmet Yürekli: Erdem Bayazıt’ın şiirinde Adanalı

Çukurova ve Adana insanını eserlerine yansıtma bakımından listenin başlarında yer alan Erdem Bayazıt, Mavera dergisinin kurucu şairi olduğundan abilerim Mustafa Yürekli ile Ahmet Yürekli’nin ilişki halinde olduğu büyüklerindendi; dolayısıyla aile büyüğü..

Adanalıyık Allah’ın adamıyık..

Bu sözü söyleyince bal yemiş gibi olurum. Ağzım tatlanır, keyfim yerine gelir; bu söz bana güç verir, kişiliğimi sağlamlaştırır ve kimliğimi yeniler. Gafletle söylense bile şifadır, yararlıdır.

Kendimi bildim bileli kimliğimde Adanalılık övünç unsurudur. İçerden bakışla şehir Adana, vatan İslam ülkesidir, Darülislam’dır; Türkiye, İslam ülkesinde, kuzey batıda Asya ile Avrupa arasında köprü olan bir bölgedir ve bu üç sosyal yapı arasında kuşkusuz parça bütün ilişkisi vardır.

Adanalı olmak, bir kültür hadisesidir. Adanalılığın ne olduğunu kavramak için yıllarca edebiyata yansımasına dikkat ettim; şiir,  roman, hikaye, hatırat, gezi yazısı.. Edebiyat türlerinin ne olduğuna aldırmadan herhangi bir edebi metinde, özellikle güneyli yazarların eserlerinde Adana ve insanının yansımasını görmek hep heyecan vermiştir. Adana ve Adanalıların sanat ve edebiyattaki imgelerini deneyimlemek, toplamak ve sevmek vazgeçemediğim zevklerimdendir.

Çukurova ve Adana insanını eserlerine yansıtma bakımından listenin başlarında yer alan Erdem Bayazıt, Mavera dergisinin kurucu şairi olduğundan abilerim Mustafa Yürekli ile Ahmet Yürekli’nin ilişki halinde olduğu büyüklerindendi; dolayısıyla aile büyüğü olarak algılamışımdır hep. Erdem Bayazıt, Çukurovalıydı, Kahraman Maraşlı’ydı, bölge insanıydı.. Erdem Bayazıt, Çukurova ve Adana insanını coşkuyla anlatır.  Severek okuduğumuz ‘Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair’ şiiri, insanımızın ruhunu iyi yansıtmaz mı?

Hatta iddia edebilirim ki ‘Gamdan dağlar kurmalıyım / Kayaları kelimeler olan /
Kırk ikindi saymalıyım’ dizelerini en iyi Adanalılar anlar.. Hangi Adanalı genç olarak ‘Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim / Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş / Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine / Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin / Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan / Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde / Örneğin Hint Okyanusu gibi derin / İsyanın kapkara sularına dalan.’ dizelerinde kendini bulmaz? Adanalıların aşkı, öfkesi ve isyanını böyle güzel anlatan kaç şiir vardır? Erdem Bayazıt’ın şiirini özünü oluşturan betonlaşmaya isyan Çukurova’da anlam ve ruh kazanır demeden edemeyeceğim bu dizeleri okuduktan sonra.

Erdem Bayazıt, Adanalılığı ovadaki ırgatı da ihmal etmeden o kadar ince detayına kadar anlatır ki hayran kalırsınız: ‘Cesur otobüs pencerelerinden / Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen / Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında / Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının / Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken / Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.’

Erdem Bayazıt, doğup büyüdüğü Çukurova’da kurar imge dünyasını ve şiirinin öznesi de insanımızdır:  ‘Güzler bilirim ülkeme dair / Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir / Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha / Kalbim gibi / Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri / Titreyen kenar mahalle çocukları / Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için / Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.’

Zaten Akdeniz kıyısında dolaşırken ve Toros dağlarının eteklerinden inerken seslenen Erdem Bayazıt, Çukurovalının şiirini yazdığını saklamaz, açık açık söyler: ‘Kadınlar bilirim ülkeme ait / Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak / Göğüsleri Çukurova gibi münbit / Dağ gibi otururlar evlerinde / Limanlar gemileri nasıl beklerse / Öyle beklerler erkeklerini / Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.’

Erdem Bayazıt, Çukurova ve Adanalılığın güçlü sosyal sorumluluk, hakkaniyet ve adanmışlık duygularıyla dokunmuş cesaretin açık sözlülük boyutuna varışını şiir olarak algılar ve bunu özellikle vurgular: ‘İsyan şiirleri bilirim sonra / Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden / Harfler harp düzeni almıştır mısralarında / Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır / Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda / Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.’ dizelerini, Adanalının hak arama ve adalet talebi olarak anlayamaz mıyız? 

Bence Adanalılığın en güzel tanımı, ‘Müslüman yürekler bilirim daha / Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet’ dizelerinde yapılmaktadır.

Nur içinde yat Erdem Bayazıt üstadımız, Çukurovanın yiğit evladı! Allah rahmetiyle kuşatsın seni. Sözü daha da uzatmadan ‘Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair’ şiiriyle baş başa bırakacağım sizi.. Bakalım siz daha neler bulacaksınız? Erdem Bayazıt’ın şiir dünyasına açtığım bu pencere dilerim bütün şiirlerini okutur.

Sana, Bana, Vatanıma, Ülkemin İnsanlarına Dair

“Telgrafın tellerini kurşunlamalı”
Öyle değildi bu türkü bilirim
Bir de içime
-Her istasyonda duran sonra tekrar yürüyen-
Bir posta katarı gibi simsiyah dumanlar dökerek
Bazan gelmesi beklenen bazan ansızın çıkagelen
Haberler bilirim mektuplar bilirim.

Gamdan dağlar kurmalıyım
Kayaları kelimeler olan
Kırk ikindi saymalıyım
Kırk gün hüzün boşaltan omuzlarıma saçlarıma
Saçlarının akışını anar anmaz omuzlarından
Baştan ayağa ıslanmalıyım
Gam dağlarına çıkıp naralar atmalıyım.

İçimde kaynayan bir mahşer var
Bu mahşer birde annelerinin kalbinde kaynar
Çünkü onlar yün örerken pencere önlerinde
Ya da çamaşır sererken bahçelerinde
Birden alıverirler kara haberini
Okul dönüşü bir trafik kazasında
Can veren oğullarının.

Bir de gencecik aşıkların yüreklerini bilirim
Bir dolmuşta yorgun şoförler için bestelenmiş
Bir şarkıdan bir kelime düşüverince içlerine
Karanlık sokaklarına dalarak şehirlerin
Beton apartmanların sağır duvarlarını yumruklayan
Ya da melal denizi parkların ıssız yerlerinde
Örneğin Hint Okyanusu gibi derin
İsyanın kapkara sularına dalan.

Nice akşamlar bilirim ki
Karanlığını
Bir millet hastanesinde
Dokuz kişilik kadınlar koğuşu koridorunda
Başını kalorifer borularına gömmüş
Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiplerden
Haber sormaya korkan
Genç kızların yüreğinden almıştır.

Bir de baharlar bilirim
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği
Anadolu bozkırlarında
İstanbul’dan çıkıp Diyarbekir’e doğru
Tekerleri yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğu ile içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz bir baş kayması ile görülen
Evrensel kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.

Yazlar bilirim memleketime özgü
Yiğit köy delikanlılarının
İncir çekirdeği meselelerle birbirlerini kurşunladıkları
Birinin ölü dudaklarından sızan kan daha kurumadan
Üstüne cehennem güneşlerde göğermiş mor sinekler konup kalkan
Diğeri kan ter içinde yayla yollarında
Mavzerinin demirini alnına dayamış
Yüreği susuzluktan bunalan
İçinden mahpushane çeşmeleri akan
Ansızın parlayan keklikleri jandarma baskını sanıp
Apansız silahına davranan
Nice delikanlıların figüranlık yaptığı
Yazlar bilirim memleketime özgü

Güzler bilirim ülkeme dair
Karşılıksız kalmış bir sevda gibi gelir
Kalakalmış bir kıyıda melül ve tenha
Kalbim gibi
Kaybolmuş daracık ceplerinde elleri
Titreyen kenar mahalle çocukları
Bir sıcak somun için, yalın kat bir don için
Dökülürler bulvarlara yapraklar gibi.

Kadınlar bilirim ülkeme ait
Yürekleri Akdeniz gibi geniş, soluğu Afrika gibi sıcak
Göğüsleri Çukurova gibi münbit
Dağ gibi otururlar evlerinde
Limanlar gemileri nasıl beklerse
Öyle beklerler erkeklerini
Yaslandın mı çınar gibidir onlar sardın mı umut gibi.

İsyan şiirleri bilirim sonra
Kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden
Harfler harp düzeni almıştır mısralarında
Kimi bir vurguncuyu gece rüyasında yakalamıştır
Kimi bir soygun sofrasında ışıklı sofralarda
Hırsızın gırtlağına tıkanmıştır.

Müslüman yürekler bilirim daha
Kızdı mı cehennem kesilir sevdi mi cennet
Eller bilirim haşin hoyrat mert
Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır
Her kırışığı sorulacak bir hesabı
Her çizgisi tarihten bir yaprağı anlatır.

Bütün bunların üstüne
Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim
Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
Can kuşum, umudum, canım sevgilim.

yazının devamı..

 

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler