İrfan Küçükköy

İrfan Küçükköy

Mücadele Birliği Hareketi’nde İlkler

Kitap: Mücadele Birliği Hareketi’nde İlkler
Hazırlayan: İrfan Küçükköy

Yazı No: 1

Bu kitaptan 130 sayfa kadar zaten yazdım. Kitabın devamını birlikte yazacağız
(Birinci Konu: MUCADELE BİRLİĞİ HAREKETİ (genel tanıtım) Bunu yakında sundum. Onun içi bu yazıdan, küçük alıntı ile iktifa edeceğim.)
“Mücadele Birliği, bir önderler hareketidir. Önderler ürete ürete gelişmiştir. Bu manada kültürel, sosyal bir kadro hareketidir. Konya, Afyon, Ankara ve İstanbul’da bir anda başlayan Hareket (1964), Türkiye’nin her ilinde, ilçesinde Milli ve Mukaddesatçı davamıza rehberlik sunan on binlerce, hatta yüz binlerce dava adamı yetiştirmiştir.”
"Zor bir işe giriştiğimin farkındayım. Ancak tarihe vesika bırakmak gerekir. İleride hareketimizin tarihçesini yazmak isteyenlere de, model almak isteyenlere de müracaat kaynağı bırakmak gerekir."
Benim bu gayretimin iki hedefi var. Birincisi bu isimler bir kitap sunmak, ikincisi Mücadele Birliği Arşivini oluşturmaktır. Bu konuyu kaç defa ifade ettim


Yazı No: 2

Mücadele Birliği Hareketi'nde Kurucu Önderlerin Vasıfları

Mücadele Birliği Hareketi ilk önderlerin gayretleri ile davayı cansiperane yüklenmeleri ile sevgi ve saygı bağlamında hiyerarşize olmalarıyla neşvünema bulmuştur. Ben, bu ilklere “KURUCU ÖNDERLER” ifadesini kullandım. Bununla, bu büyük hareketi oluşturanlar ile, illerde ilk başlatanları, illerde sorumluluğu üstlenenleri kastediyorum.

1-Kurucu önderlerin birinci özellikleri teslimiyetleridir. Bunu samimiyetten de üstün bir vasıf sayıyorum. Dava böyle gerektirdiğine inandığı için Aykut Edibali, 1959’da girdiği Hukuk Fakültesini 1974’te bitirmiş, Yavuz Aslan Argun Hukuk Fakültesini yarım bırakmış,senelerce hapiste kalmış, gönlünden fütur geçirmemiş, diğer arkadaşlarımız teklif üzerine, memuriyetlerinden istifa ederek, zor şartlardaki hayata ev halklarını, çoluk ve çocuklarını da sokarak İstanbul’a taşınmışlardır. Bir bakıma hicret etmişlerdir. Arkadaşlarımızın ufacık bir tereddüdü olsaydı bu büyük feragat gerçekleşemezdi.

İlklerin kafalarında davalarından başka hiçbir hedef yoktu. Mehmet Çetin Abi, Ankara İlahiyat Fakültesi’ni, Kemâl Yaman Konya Yüksek İslâm Enstitüsü’nü birincilikle, diğer arkadaşlarımız okullarını yüksek başarı ile bitirmişlerdir. Önlerine ne hedefler çıkmıştı. Hiçbirine dönüp bakmadılar bile. Şahsen ben, teşkilât çalışmaları içinde bulunduğum gençliğimin baharından kırk yaşıma merdiven dayayıncaya kadar, kendi özel hayatımla ilgili hiçbir program yapmadım. Plân uygulamadım. Hatırıma bile gelmedi. Gelemezdi, çünkü Mücadele Birliği Hareketi’ni hayatımız olarak kabul ediyorduk. Doğru muydu, yanlış mıydı değerlendirmesini yapmıyorum. Mücadele Birliği hareketi ile ne kadar özdeşleştiğimizi anlatmak üzere kendimi örnek verdim. Diğer ilkler, kurucu arkadaşlarımız da aynı idiler. İllerdeki ilklerden de çok etkileyici davranış örneklerine şahit oldum. Bu yüksek fedakârlık, feragat davamızın yücelmesinde etkili olan amillerdendir.

2-Kurucu önderlerin diğer bir özellikleri, liderlerine ve birbirlerine olan sonsuz güvenleridir. Bu, davalarına imanın güçlü bir tezahürüdür. Bu sevgi ağıdır ki birbirimizin yetişmesine vesile olmuş, aramızdaki ilgi ve yüksek seviyeli dostluk duygularını perçinleştirmiş, güçlendirmiştir. Biz bir programa bağlanmadık, zaten yoktu, bir teşkilata bağlanmadık, çünkü henüz teşekkül etmemişti. Biz, davamızı birlikte üstlenirsek başarıya ulaştıracağımıza inandık. Biz birbirimize inandık. Bu kutlu yola böyle çıktık. Öyle oldu ki güçlü muhalefetin sesini yükselttiği dönemlerde bizler kendimize güvendik. Güçlü muhalefeti güvenle aştık. Muhalefet güçlü diye kalbimize azıcık fütur girmedi. Teşkilatlanmada güven çok önemlidir. Güven, haklı veya haksız bir defa zedelenirse, bir daha tamiri mümkün değildir. Güven cam gibidir, bir defa kırıldı mı, yapıştırılması mümkün değildir. Tamir olsa bile sırıtır durur.

3-İlk önderlerin vasıflarından biri de kuruculuk özeliklerine sahip olmalarıdır. Bu çok önemli bir özelliktir. Teşkilatlar, kuruculuk özelliklerine sahip önderlerin elinde gelişme gösterebilir. Kurulu düzeni iyi yönetmek, yüksek seviyede bile olsa teşkilâtçı için yetmez. Teşkilâtlar, kurucu özelliklerine sahip önderlerin rehberliğinden çıktığı anda, gelişme trendini düşürmek zorunda kalır. İlkler, kurucu özelliklere sahip arkadaşlarımızdı. Dağılma sürecine girmeden önce bütün ilklerin, liderler ve önderlerin kafasında hep “Ne yaparız da teşkilâtı büyütürüz?” hedefi vardı. Bunun heyecanı, coşkusu, azmi, gayreti vardı. Bu heyecan, bu coşku Mücadele Birliği Hareketini büyütmüştür, devleştirmiştir.

Aykut Edibali derin tefekkürü ile, Yavuz Aslan Argun kontrol edilemez heyecanı ile, Mehmet Çetin Abi sessiz sedasız büyük hamle gücü ile, Necmettin Erişen sınır tanımaz aktiviteleri ile, Kemâl Yaman saygı telkin eden davranışları ile, Mevlüt Baltacı en zor şartlarda bile doğru bildiği görüşleri haykıran dürüstlüğü ile, Hasan Elmas sadakati ile, İhsan Ramiz Bayram çevresini davamıza kanalize eden canlılığı ile ve arkadaşlarımın ifadesiyle ben, ön sezilerimle ve isabetli görüşlerimle, kurucu özelliklere sahip kişilerdik. Necmettin Erişen benim için “Kafası proje makinası gibi” derdi.

Teşkilâtın gelişmesi için ha bire projeler üretiyor, plânlar yapıyor, zemine ve imkânlarımıza göre uygulamaya koyuyorduk.

Kuruculuk özelliği çok önemlidir. Bu idarecilik, yöneticilik özelliğinden farklıdır. Kuruculuk yöneticilik özelliğini de içinde taşır. Her kurucu, yüksek seviyede yöneticidir. İllerdeki ilkler de, bu önderler de kuruculuk özelliklerine sahip arkadaşlarımızdı. Bir bakıma arkadaşlarımızın illerindeki başarıları, kuruculuk özellikleri seviyesine göre olmuştur.

4-Kurucu Önderler, hatta bütün mücadeleciler, yüksek cesaret sahibi kahramanlardır. Asıl cesaret hayatın zorluklarına karşı tahammül edebilmektir. Bitişik komşum, akraba muhitindeki aileler, refah içinde bir hayat sürdürürken, arkadaşlarımız, fakr-u zaruret içinde bir hayat standardına cesaretle tahammül etmişler ve kendi rızaları ile sabır göstermişlerdir. Romanlara konu olacak tarzda zorluklara tahammül örneği sergilemişlerdir.

5-İlk önderler, dinî yaşayışta titizlik sahibi idiler. Sadece farzları ve zaruri prensipleri değil sünnete uygun hayat sergilemek konusunda da büyük gayret sahibi idiler. Bu noktada kimsenin şüphesi olmasın. Liderlerimiz Konya’ya geldiklerinde akşamlara kadar, sabahlara kadar çalışır, bir bakıma yatsı abdesti ile sabah namazlarını kılardık. Dinî emirleri zarurete binaen değil heyecanla uygulardık. Bizim dinî heyecanımıza muttali olan kişiler, hayatlarımızı ashab hayatına benzetirlerdi.

Birkaç yönden ilklerin vasıflarını tanıtmaya çalıştım. Tabii ki bu özellikleri çoğaltmak mümkün. Enteresan olan taraflardan biri de dağılış sürecinin başlangıcına kadar ilklerin çok az fire vermiş olmalarıdır. Gerek Konya’da, gerek Afyon’da, Adana’da, Ankara’da ve diğer illerde ilkler; çok az fire vererek çalışmaları sürdürmüşlerdir.
Kusursuz insan olmaz. Önemli olan küçük kusurlara dev ayna tutmamaktır. Elbette insan olarak biz ilklerin de hataları vardı. Onları burada irdelemeyi yersiz buluyorum. Sırf hataları dedi-kodu alanına çekenleri kınıyorum.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.