Mustafa Yürekli: İsrail, Yunanistan ve Ermenistan truva atları

Mustafa Yürekli: İsrail, Yunanistan ve Ermenistan truva atları

Türkiye doğuda Rusya’yla ve güneyde de İngiltere’yle ABD oyunlarını bozmaya çalışmaktadır. ABD, Irak işgaliyle Basra Körfezi ve Hint Denizi’ne; Suriye, İsrail ve Yunanistan üzerinden de Kızıl Deniz ve Akdeniz’e ağırlığını koymak istemektedir.

20. yüz yıl tarihi, özellikle 1950’den sonraki yakın tarih, bir bütün olarak ele alınınca algılanabilir, anlaşılabilir ve yorumlanabilir.  Sözkonusu tarihten bir kesit almak ve bir parçayı bütünden kopuk, bağımsız, tek başına değerlendirmeye çalışmak boş yere uğraşmak olmaktadır..

Özellikle 2000 sonrasını çözümlerken ve anlatırken önceki yüzyılın ikinci yarısı hesaba katılmayınca bütün yargılar dayanaksız kalacaktır. Örneğin İsrail, 1948’de kuruldu; İsrail tarihinin 11 Eylül 2001 sonrasını değerlendirirken nasıl 1950 – 2000 arasını göz önünde bulundurmak gerekiyorsa, aynı şekilde her devlet için de bu yakın tarihi bir bütün olarak ele alma gerekli..

İsrail’in Tarih Sahnesine Çıkışı

İsrail’i İngilizler değil, Amerikalılar kurdu.

Oysa İsrail, Yunanistan ve Ermenistan üçgeni, dört denizi, Akdeniz, Hint Denizi, Hazar ve Karadeniz’i içine alan bir İngiliz porejesidir. İki dünya savaşı nedeniyle gerçekleştiremedi.

Birinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Yahudileri, Amerika Birleşik Devletleri'ni Almanya'ya destek vermeye teşvik etmekle tehdit ederek Britanya hükûmetini 1917 yılında Balfour Deklarasyonu'nu kaleme almaya ve imzalamaya zorladı.

Balfour Deklarasyonu'ndan sonra ABD, İngilizlerin safında savaşa katıldı ve savaşın sonucunu belirledi. Her iki dünya savaşında da Yahudiler, ellerindeki medyayla kamuoyu oluşturup ABD hükümetinin savaşa katılma kararı almasını kolaylaştırdılar. ABD, uzaktaki iki büyük savaşa kontrollü bir şekilde katılarak dünya gücü oldu.

Bu iki olay, Balfour Deklarasyonu ve ABD’nin dünya gücü olması İsrail’i doğurdu. Batı işgali altındaki İslam dünyasının bağrında İsrail’in tarih sahnesine çıkışı, medya gücüyle iki dünya savaşından azami ölçüde yararlanmayı başarmalarıyla mümkün odu.

İsrail, Yunanistan Ve Ermenistan Üçgeni

İngiliz projesi olan ama günümüzde ABD’nin gerçekleştirmeye çalıştığı ‘İsrail, Yunanistan ve Ermenistan Üçgeni’ni hesaba katmadan İsrail gerçeği görülemez..

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Balfour Deklarasyonu’na dayalı olarak ABD tarafından kurulan İsrail, bütün gücünü Batı emperyalizminin eski dünyada ayakta tutmaya çalıştığı sömürü sisteminin üç ayağından biri olmaya borçludur. Küresel dünya sistemi çöktüğünde İsrail tarihin kızı olduğu gerçeğiyle baş başa kalacaktır.

Dolayısıyla ABD, Akdeniz’de gemi yerine İsrail’i kullanmaktadır, yani bir ABD sömürgesidir, Akdeniz karakoludur.

Tarihin en büyük felaketlerinden biri olmayı, kadın erkek demeden, çoluk çocuğu silah altına alarak kurduğu ordusuyla İsrail, ABD’ye gönüllü hizmet ederek gerçekleştirmektedir.

Yunanistan Ve Ermenistan

İngilizler, Birinci Dünya Savaşı sonunda Suriye’yi Fransa’ya bırakıp İran ve Irak’a yerleşmişti..

Doğu Akdeniz’i Fransa’ya kaptırdığından, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD’ye bıraktığı İran ve Irak’tan çekilmek zorunda kalan İngilizler, Kıbrıs’a yerleşmek zorunda kaldı.

1950’den beri Kıbrıs, ABD – İngiliz rekabetine sahne olmaktadır.

ABD’nin eli altındaki Yunanistan ve Kıbrıs solu, devrimle iktidarı ele geçirmişti. İki yerde de tam İngilizleri adadan kovacakken; Türkiye askeri harekat yapıp ABD’nin maşası solu Kıbrıs’ta ezdi. Türk solu, Nazım Hikmet’ten itibaren Yunanistan ve Kıbrıs soluyla dayanışmaya girerek ABD’ye hizmet verdi.

Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında İngilizler adada kalırken, Türkiye de adanın yarısına sahip olmuştur. Türkiye’ye bu harekatı yaptırmak için Rum faşistlerin sırtını sıvazlayan İngilizler, adada Müslüman kanı akıtmıştır..

Dolayısıyla bugün ABD, Kıbrıs’a çıkamayınca, Yunan  adalarına yerleşmektedir.

İngilizler bıraksaydı, Kıbrıs’a yerleşen ABD bu kadar İsrail ve Yunanistan’a yığınak yapmak zorunda kalır mıydı?

Bugün ABD, Akdeniz’de, Kıbrıs’ta İngiltere ile Hazar, Karadeniz ve Akdeniz üçgeni olarak muhayyel büyük Ermenistan’da da Rusya ile rekabet etmektedir.

Bu yüzden Türkiye ve Azerbaycan’a insiyatif kazandıran Karabağ savaşını, Rusya’nın ABD’yi kovma ve güneye inme politikası olarak okumak gerek.

Türkiye doğuda Rusya’yla ve güneyde de İngiltere’yle ABD oyunlarını bozmaya çalışmaktadır.

Kısaca ABD, Irak işgaliyle Basra Körfezi ve Hint Denizi’ne; Suriye, İsrail ve Yunanistan üzerinden de Kızıl Deniz ve Akdeniz’e ağırlığını koymak istemektedir.

Türkiye’nin Çılgınlığı

Türkiye, BMGK’da bulunan ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin ile savaş halindedir. Bu (şimdilik soğuk) savaş, BM’nin Türkiye’ye karşı kimi zaman İsrail’i, kimi zaman Yunanistan’ı, kimi zaman da Ermenistan’ı desteğiyle ki PKK/PYD büyük Ermenistan projesine taşeronluk yapmaktadır, yüzünü göstermektedir. Bu yüzden BM’de çözüm araması, meşrulaştırması; uluslararası ilişkilerde statükoculuk yapması çılgınlıktır.

Bugünün olaylarını, tarihi kökleriyle ele alınca, şu hususları tespit ediyorum:

1.Batı (ABD; İngiltere ve Fransa) ile Doğu’nun (Rusya ve Çin) ittifakı olan BM; büyük bir coğrafyaya yayılan ve nüfus derinliği olan İslam alemiyle savaş halindedir.

2.Dünya sistemi, Darülislam’ı işgal edip yapılandırdığından mekanizmalarını işbirlikçi kadroları kolayca iktidara getirerek çalıştırmaktadır. Türkiye gibi kontrolden çıkan ülkelerde muhalefet işbirlikçi stokudur; iktidar değişikliğini başaramayınca sivil/asker bürokrasiyi kullanıp devrim yapmaktadır..

3.İslam ülkelerinin başına gelen felaketler dağınıklıkları ve iktidardaki Batıcı kadrolar yüzündendir. İslam milleti, yetiştirdiği kadroları iktidara getirip bir an önce küresel güç halime gelemezse, yerel güç olarak emperyalizme karşı koyamaz. Afganistan, Irak, Suriye, Filistin ve Çeçenistan nasıl direnemediyse diğer ülkeler de direnemez..

4.Arap dünyasında İsrail, Türk dünyasında Ermenistan ve Balkanlarda Yunanistan emperyalizmin truva atıdır.. Tarihin kızları bu küçük ülkeler, küstahlık ve saldırganlık yapıp İslam milletini sık sık rahatsız etmektedir. Emperyalizmin maşası küçük ülkelerle uğraşmak yerine büyük bir askeri güç olarak İslam ordusunu kurmak ve ortak dış politika, ortak savunma yolunu tutmak gerekir.. Büyüme stratejisinin yanına mutlaka birleşme, birlik olma stratejisi de konulmalıdır.

5.Türkiyenin tarih boyunca dış politikası Batı, Doğu ve Güney olarak üç ayak üzerine oturmuştur. Bu üç ayaktan biri kırılırsa savunma politikası çöker; ülke, tehlikeyle burun buruna kalır.

yazının devamı..

 

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler