Mustafa Yürekli: Türkiye Pakistan stratejik ittifakı ABD’yi Afganistan’dan kovdu

Mustafa Yürekli: Türkiye Pakistan stratejik ittifakı ABD’yi Afganistan’dan kovdu

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Pakistan Cumhurbaşkanı Arif Alvi Vahdettin Köşkü'nde bir araya geldi. Yürekli, Haber 7'deki köşe yazısında ''Bu tarihi görüşme İslam aleminin ve insanlığın kaderini belirleyecek yüzyılın önemli olaylarından biridir.''

ABD 2001 Ekim ayında Afganistan’ı, ardından Mart 2003’te Irak’ı ve Mart 2011’de de Suriye’yi farklı gerekçe ve yöntemlerle işgal etti.

11 Eylül 2001 saldırısından sorumlu tuttuğu El Kaide ve Taliban’ı yok etmek gerekçesiyle, 7 Ekim 2001’de “Kalıcı Özgürlük Operasyonu” (Operation Enduring Freedom) adıyla Afganistan’ı işgal ederken, ABD başkanı George W. Bush, ABD liderliğinde NATO kuvvetlerinin işgal amacını “Haçlı savaşını başlatıyoruz!” sözleriyle açıkladı.

ABD-Pakistan İşbirliği

Oysa ABD Afganistan’ı işgal ederken, Pakistan’ı Afganistan sınırında askeri operasyonlarla işgale destek vermeye zorlamaktaydı. Pakistan bu süreçte ABD birliklerinin Afganistan’a havadan ve karadan ulaşımını sağladı.

ABD’nin stratejisi, Pakistan ve Afganistan’ı karıştırıp sosyal yapıyı yıkmak; Hindistan’ın Afganistan’daki varlığını artırmaktı.

ABD’nin işgal boyunca El-Kaide hedeflerine yönelik olduğunu belirterek yaptığı ancak sivillerin hayatını kaybettiği her insansız hava aracı saldırısı Pakistan’a zarar verdi. Pakistan’ın bizzat kendisi işgal boyunca yüzlerce terör saldırısının hedefi oldu.

Bu yüzden ABD-Pakistan işbirliği, Pakistan Talibanı’nın ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

Afganistan Krizi

Afganistan’da çoğunlukta olan Peştunlar, ABD tarafından haksız yere iktidardan uzak tutuldu, ülke yönetimine Batıcı azınlık getirildi.

ABD Irak ve Suriye’de de aynı şeyi yaptı, Sünni çoğunluğu iktidardan uzaklaştırıp karşısına alarak terörist ilan etti.

Müslüman aydınlar, Afganistan’daki krizin askeri yollarla çözülemeyeceğini, siyasi çözümün şart olduğunu söyleyip durdu. Pakistan da bu yönde politika izledi, Peştuların teşkilatlanmasını destekledi. Bu yüzden son dönemde de ABD Pakistan’ı sürekli “terör örgütlerine finansman sağlayan ülkeler” listesine almakla tehdit edip durdu.

Fakat Bush yönetimiyle başlayan yanlış politika, Obama yönetimi tarafından, Irak’ta başarılı olduğu yanılgısıyla, kontrgerilla yöntemini uygulamak üzere orduya devredilerek devam ettirildi. Yıllar süren askeri eğitimlerle dahi doğru düzgün bir Afgan ordusu kurulamamasına rağmen, ABD ordusu Afganistan’daki işlerini yolunda gidiyormuş gibi yansıttı.

Son olarak Trump yönetimi, ABD ordusunun, Afganistan’da savaşın askeri yollarla kazanılamayacağını ve Afgan ordusunun tek başına savaşma gücünün olmadığını da bildiği halde halkı ve yönetimleri yanılttığını ortaya koyan Afganistan Belgelerini görmezden gelirken, Pakistan’ı suçlamaya devam etti.

2008-2013 yılları arasında Pakistan Genelkurmay Başkanı olan Eşfak Kayani Başkan Obama’ya gönderdiği bir mektupta ABD’nin yıllardır Pakistan’ı nasıl gördüğünü şu cümlelerle anlatmıştı: “ABD, bizimle ilişkisini her zaman geçici ve bir alışveriş gibi gördü. Bizi günah keçisi yaptı; çantada keklik saydı; bizim çıkarlarımızı ve endişelerimizi önemsemedi.” Başbakan İmran Han da Afganistan’daki durumdan ötürü Pakistan’ın suçlanmasına yönelik, “günah keçisi” yapıldıklarını belirtti: “ABD, Afganistan’da ürettiği pisliği Pakistan’a temizletmek istiyor.”

Afganistan kaynaklı göç ve terörün tetikleyeceği sosyo-ekonomik ve güvenlik problemleri, Kuzey Afrika’dan Asya’nın Pasifik kıyılarına kadar yeni siyasi, ekonomik, etnik problemleri tetiklemesini amaçlayan ABD, tasarladığı iki cepheli Yeni Soğuk Savaş’ı yürütürken, eski dünya, Asya, Avrupa ve Afrika ülkeleri, kaynaklarını kaosun etkileriyle mücadele etmek için tüketsin istiyor.

Hindistan-ABD Nükleer Anlaşmaları

Amerika, 11 Eylül saldırılarılarının ardından uluslararası politikasını nükleer enerji yerine terörizm üzerine şekillendirdi. Bu yeni savaş modeli, ABD-Hindistan ilişkilerini geliştirdi. ABD Başkanı George W. Bush tarafından alınan kararla Hindistan’a yeniden askeri destek sağlanmaya ve yüksek teknoloji ürünlerin ihracatına başlandı.

2005 yılında iki ülke arasında imzalanan anlaşma ile ABD, Hindistan’ı ‘’sorumlu nükleer silaha sahip devlet’’ olarak tanıdı. Anlaşma sayesinde Hindistan, nükleere sahip olan devletlerden her türlü ekipman desteğini alma hakkı elde etti. Bu maddeye ek olarak, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu da Hindistan’ın nükleer tesislerini denetleme hakkına erişmiş oldu.

ABD’nin Hindistan’a karşı olan bu tavır değişikliğinin arkasında Hindistan’ın ekonomik ve politik olarak önemli bir potansiyel taşımasının olduğu düşünülürken; nükleer için önemli bir maden olan Toryum yataklarının da yüzde 25’ine sahip olmasının etkili olduğu kaydediliyor.

Son yıllarda ABD-Hindistan dostluğunun bir izdüşümü olarak Hindistan, Körfez ülkelerindeki siyasi, ekonomik ve istihbari varlığını büyük ölçüde artırmıştı. Son durum Pakistan’ın elini epey güçlendirecektir.

Pakistan, 1968 yılında imzaya açılan Nükleer Silahların Önlenmesine İlişkin Antlaşma’yı (Non-ProliferationTreaty, NPT) Hindistan ve İsrail ile beraber hiç imzalamayan üç ülkeden birisidir. NPT’nin temelinde; silahsızlanma, yayılmanın önlenmesi ve nükleer enerjinin barışçıl doğrultuda kullanılması yer alır. Pakistan, Hindistan’ın nükleer tehdidini ve antlaşmaya imza koymamasını gerekçe göstererek kendi nükleer programının engelleyecek olan antlaşmayı kabul etmez. Ekonomik, politik ve askeri alanlarda uygulanan tüm ambargolara göğüs geren Pakistan’ın bugün gelinen noktada yaklaşık 160 nükleer harp başlığına sahip olduğu tahmin ediliyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün 2020 raporuna göre, Pakistan en çok nükleer başlığa sahip olan 6. ülkedir ve ezeli rakibi Hindistan’ın önünde konumlanır.

ABD’nin Askeri Kayıpları

ABD, 2016 yılı itibariyle, Irak ve Afganistan’da toplam 2 milyon askerini dönüşümlü olarak görevlendirdi. Askeri ekipmanının %40’ını bu savaş sırasında Irak’a yığdı.

2018 Ekim ayı itibariyle Irak’ta öldürülen ABD askeri sayısı 4.550’ye ulaştı (ABD müttefikleri 323 asker kaybetti), yaralı sayısı 33.328’di. ABD Savunma Bakanlığı ile kontrat yapmış paralı askerlerden ölenlerin sayısı en az 3.793’tü. Yine 2018 Ekim ayı itibariyle Afganistan'da koalisyon askerlerinin toplam kaybı 3.542 idi ve ölenlerin 2.401’i ABD askeriydi. Savaşta 20 bin 431 ABD askeri de yaralanmıştı. Özel güvenlik şirketlerinin kayıplarıysa 3.937’ydi.

Ancak bağımsız kaynaklara göre bu savaşın kayıp rakamları gizleniyordu. Gerçekte ABD Ordusunun Irak’taki kayıplarının 50 bini, Afganistan’da ise 20 bini geçtiği iddia ediliyordu. Bu kayıplara, ABD adına savaşan paralı askerler ve özel güvenlik şirketlerinin kayıpları dâhil edilmemişti.

Öte yandan, savaştan dönen askerlerde görülen psikolojik rahatsızlıklar şaşırtıcı boyuttaydı. 2002-Aralık 2012 döneminde, savaşan 103.792 askere travma sonrası stres bozukluğu (post-traumatic stress disorder-PTSD) teşhisi, 253.330 askere bir tür Travmatik Beyin Hasarı (Traumatic Brain Injury-TBI) teşhisi konuldu.

Askeri kayıplar ve katlanılan maliyetler ABD için tam bir fiyaskoyu gösteriyordu. ABD’nin başı, asıl ordu müteahhitleri ve silah şirketleriyle belada. olacak görünüyor. Savaşlar sayesinde milyarlarca dolarlık kârlara alışan, on binlerce paralı askeri istihdam eden ve devâsa uçak, helikopter, tank vb savaş araçlarını ellerinde bulunduran ordu müteahhitleri ile silah şirketlerinin ABD’nin savaş bölgelerinden, Afganistan, Irak ve Suriye’den geriye dönüşüne izin vermeleri kolay olmayacaktır. ABD yarattığı canavarın esiri olmayla karşı karşıyadır.

ABD’nin Afganistan, Irak ve Suriye işgallerinde 7 trilyon dolar harcadığı söylemi tam bir algı yönetimidir. ABD ve koalisyon ortaklarının Afganistan, Irak ve Suriye’de milyonlarca insanı katletmesi, yaralaması ve sakat bırakması, şehirlerin ve alt yapıların bombardımana maruz kalması, milyonlarca insanın yurtlarını terk etmesine neden olunması önemli değildi, nasıl olsa hesap soracak bir merci yoktu. ABD katliamlarının Müslüman halkların nefretini artırması da problem değildi.

Türkiye Pakistan İttifakı

Sonuçta, ABD desteği olmadan Afgan ordusu diye bir şeyin olmadığı, iskambil kulesi gibi kolayca darmadağın olacağı ortaya çıktı. Pakistan açısından bu durum Afganistan’da hayalini kurduğu “stratejik derinliği” ikinci kez gerçekleştirme imkânı anlamına geliyor. Yeni Afgan hükümeti öyle veya böyle Pakistan’a daha müzahir olacaktır; yeni Afgan yönetiminin orta vadede Çin’le iyi ilişkiler geliştireceği ve Hindistan’a karşı olacağı söylenebilir. Bu da Pakistan açısından kısa vadede büyük kazanç.

ABD, Afganistan, Irak, Suriye işgalleri ve Arap Baharı’yla İslam alemini ateş topuna çevrdi. Ne var ki ABD ne Türkiye, İran ve Pakistan’ı yok oluşa giden bir bozguna düşürebildi ne de Afganistan, Irak ve Suriye’yi bölebildi.. Türkiye Pakistan ittifakı, ABD’nin Akdeniz, Karadeniz, Hazar ve Hint denizindeki oyunlarını bozuyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Pakistan Cumhurbaşkanı Arif Alvi Vahdettin Köşkü'nde bir araya geldi. Bu tarihi görüşme İslam aleminin ve insanlığın kaderini belirleyecek yüzyılın önemli olaylarından biridir. Bu görüşmenin önemi, alınan kararların sonuçları ortaya çıkınca daha iyi anlaşılacak.

Türkiye Pakistan stratejik ittifakı, ABD'yi Afganistan’dan kovdu, Çin ve Rusya'yla da baş edebilir. Hindistan ABD'nin üssü, tıpkı İsrail ve Ermenistan gibi. Karabağ zaferinden sonra Afganistan zaferi umudumuzu artırdı.

BM’nin âtıl hale geldiği bir dönemde ABD uluslararası toplumu bilinçli bir şekilde krizle karşı karşıya bırakmıştır. Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nı kontrol etmenin ötesinde, Avustralya’dan Avrupa Birliği’ne, Çin’den Hindistan’a kadar geniş bir coğrafyadaki ülkeleri ortak misyon etrafında bir araya getirecek şekilde Afganistan’a elini uzatması için şartlar uygun görünüyor.

İslam alemi, bu liderlikle bağımsızlaşıp bütünleşecek inşallah.

yazının devamı..

Kaynak:Haber Kaynağı

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler