Ahmet Taşgetiren

Ahmet Taşgetiren

Saadet: Yeniden yola çıkıyor...

 

Bugün Ankara'da Saadet'in kongresi var.

Saadet bu kongreyi sancılı bir sürecin içinde yapıyor.

Genel başkan dahil, birçok il-ilçe yönetimi dahil yoğun istifalar oldu.

Bu süreçte Saadet çizgisi, AK Parti'den sonra, ikinci bir partileşmenin doğumuna yol açmış oluyor.

Bu partilerden birisinin iktidar olması, ikincisinin "iddialı" söylemlerle yola çıkmış bulunması, bu siyasi misyonun rahminde bereketli bir toprak bulunduğunu da gösteriyor denebilir.

Tayyip Erdoğan ve arkadaşları içeride tutulamadı, Numan Kurtulmuş ve arkadaşları tutulamadı.

Bu, tutulamayanların "siyasi hırs"ı ile mi izah edilmeli, yoksa tutamayanların "toparlayıcılık zaaf"ı ile mi? Bunun farklı değerlendirmeleri her zaman yapılacak.

Erbakan Hoca, Saadet için "ibre" misyonu ifa etmeye devam ediyor. Eminim birçok insanın içinden "O yaşına rağmen"li cümleler kuruluyordur. Ben, bu cümlelerin pozitif değerlendirmelerle bağlanmasını isterim. Evet, o yaşına rağmen kürsüye çıkıyor, söz söylüyor, dünyayı tahlil ediyor ve hedef gösteriyor. Bir insanın son nefesine kadar bir misyonun içinde aktif olarak var olması ancak takdir edilebilir.

Erbakan Hoca'nın bu misyonu Saadet bünyesinde "Biat" ölçüsünde bağlılıklara mazhar olmuştur.

Ama siyaset, "mutlak doğrular"ın her zaman ifade edilebileceği bir alan olmayabilir. Ya da şöyle söyleyelim: Farklı doğrular çıkar ortaya... Uhud Savaşı öncesinde, Hz. Peygamber (s.a.v.) ile ashabın düşünceleri farklılaştı, Hazreti Peygamber, ashabın görüşü istikametinde karar verdi.

Saadet çizgisinde bu farklılaşmalar derin kırılmalara yol açtı. Bu bir sorun bence. Ve yarınlarda, şayet Erbakan Hoca'dan sonra da "Biat" müessesesi işleyecekse, Saadet çizgisini yine yoklayacak olan bir sorun.

Bu kırılmalarda dikkat edilir mi bilmem, Tayyip Erdoğan ve arkadaşları ayrılırken, merkezde kalan ve ayrılanları yargılayanların bir kısmı, bugün ayrılanlar arasındadır. Ne oldu, hangi hakikat değişti?

Erbakan Hoca'nın bu yaşına rağmen kürsüde olmasının takdire şayan bir şey olduğunu ifade ettim. 1960'lardan beri Türkiye siyasetinin önemli bir unsuru Erbakan Hoca.

Peki bu siyasi çizgiyi iktidara getirmek diye bir mesele olmalı mı?

Ve bu noktada, diyelim bu misyon içinden çıkan AK Parti'nin elde ettiği başarı önemsenmeli mi? Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının ancak "davaya ihanet ederek" iktidara gelebildikleri mi düşünülmeli, yoksa, bir misyonun reel siyasi dilini oluşturarak onu iktidar yaptıkları mı?

Bir süredir Türkiye'de Numan Kurtulmuş hareketinin dikkat çektiği bir vakıa. Görülüyor ki Numan Kurtulmuş da siyasi dil olarak bir karşılık buluyor. Nasıl yorumlanmalı bu? Toplum yozlaşmış da bu insanlar bu yozlaşmaya mı tekabül ediyorlar, yoksa bu siyasi söylemler, toplumun arayışına mı denk düşüyor?

Sanırım şu anda Saadet, en çok, AK Parti ve Numan Kurtulmuş ile benzerliklerini ve farklılıklarını tartışma noktasındadır.

Ben, şu anda da Saadet bünyesinde yüreği büyük dava heyecanı ile çarpan, her yaştan yüz binlerce insan bulunduğuna inanıyorum. Evet, her yaştan, 7'den 70'e... Kadın, erkek... Salonlar eminim ki hâlâ "Mücahid Erbakan" sloganları ile inleyecek.

Ama bu heyecanı, 73 milyonun dünyası ile paralelleştirecek bir "siyasi dil" nasıl inşa edilecek? Bence bu sorun, şu andaki Saadet'in de sorunu olacaktır.

Erbakan Hoca'yı bu yaşına rağmen kürsüye çıkıyor gördüğümde içimden kutlamak geliyor ama saatler boyunca söylediği şeylerin "Türkiye toplumu"nun yüzde kaçında karşılık bulduğunu düşündüğümde hüzünleniyorum. İnsanlara "akıllarının ereceği ölçüde" konuşmak tavsiye edilmiş. Siyasetçi "İnsanlar bizi anlamıyor" diyemez, insanların anlayacağı dili bulmak, siyasetin ana kuralıdır.

Onun için Saadet, şimdi yeni bir Tayyip, Abdullah, Bülent, ya da Numan bulacak ve Türkiye'nin "Oldukça Genç" nüfusu ile iletişim sağlamaya çalışacak.

......

Bu ayrılışlarda derin kırılmalar olur, bilirim. Genelde merkezdekiler "Hakkı ve hakikati" temsil eder, ayrılanlara karşı "Davaya ihanet etmiş" gibi yargılamalar olur. Bir tür, Tebük Savaşı'na katılmayanlara karşı uygulanan "Boykot" örnek alınır. "Bizans'ın çocukları" söylemleri oradan çıkar. Bunlar bana göre sağlıklı değil. Çünkü kimse özellikle siyasette mutlak hakikati temsil etmiyor. Bir de şu: Bugün yargılayanlar, yarın yargılanan konumuna düşebiliyor.

.....

Anlaşılıyor ki misyon, siyasi zeminde, böyle farklı kulvarlarda ifa edilecek. Türkiye 73 milyon ve daha ulaşılacak milyonlarca insan var. Nasıl başarılır bilmem ama eğer aynı misyon ekseninde siyaset yapılacaksa, birbirine rakip olmamayı başarmak bana göre işin püf noktası...

Saadet'e başarılı bir kongre ve başarılı bir yolculuk diliyorum.

 

Ahmet TAŞGETİREN

atasgetiren@bugun.com.tr

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.