Selami Kaytancı: ​​​​​Tam Bağımsız Türkiye!.

Selami Kaytancı: ​​​​​Tam Bağımsız Türkiye!.
Selami Kaytancı: 'CHP iktidarı, 1947’de Marshall Planı’nı imzalayarak Türkiye’deki uçak fabrikalarını, başka birtakım fabrikaları kapattırmış, zeytin ağaçlarını kestirmiş ve ülkeyi ABD’nin çiftliğine dönüştürmüştür..'

Tam Bağımsız Türkiye!..

Sevgili dostlar, sloganlar insanımıza her zaman cazip gelmiştir. Bir slogan, milyonları peşinden sürükler. Algı operasyonlarında sloganlar öylesine etkilidir ki, bir sloganla kitleleri peşinizden sürükleyip devrim bile yaptırabilirsiniz. Hele ki, kitle psikolojisinde, insanlar, atılan sloganların başını sonunu, gittiği geldiği yeri pek düşünmezler. Yeter ki, kitleleri galeyana getirebilecek, sürükleyecek sloganları bulun!..

Tecrübelerimle sabittir. Facebook’ta, bir konuyu enine boyuna tahlil eden, doğru teşhis ve tedaviler sunan uzun yazıların okur sayısı, beğeni sayısı, iki elin parmaklarını geçmezken, güzel bir slogan içeren bir CAPS, yüzlerce beğeni alıyor…

“Yaşasın tam bağımsız Türkiye!..” Ne güzel, ne cazip bir slogan değil mi?!.. Kim sevmez, kim peşine takılmaz, kim karşı çıkabilir bu slogana?!.. Bir zamanlar, özellikle sol kesimin ağzında sakız olmuş, peşinden milyonları sürüklemiş bir slogan!.. Hâlâ da cazibesini yitirmemiş bir slogan!..

Şüphesiz ki, sloganın güzelliği, doğruluğu, haklılığı yanında, o sloganı söyleyenlerin de samimiyeti, doğruluğu, durduğu yer önemlidir. Mesela, Abdülhamit Han’ı tahtından indiren şer güçlerin, birtakım hödüklerin, dilli düdüklerin diline verdikleri “hürriyet, adalet, müsavat…” sloganı da kulağa hoş gelen, insanı celbeden bir slogandı. Ama neticesinde koskoca imparatorluk yıkıldı ve ne hürriyet kaldı, ne adalet, ne müsavat ve ne de vatan!.. Sloganı ağızlarına sakız yapan gafiller de ağızlarında çiğnediklerinin sakız değil, necaset olduğunu fark ettiklerinde  iş işten geçmiş, tavşan yamacı aşmıştı

Haydin biz şimdi şu “Yaşasın tam bağımsız Türkiye!..” sloganına geri dönelim. Türkiye, nasıl olursa “tam bağımsız Türkiye” olur?!.. Peki, iyi de aga, yani Türkiye’miz tam bağımsız değil mi?!.. Değilse, Türkiye’mizi tam bağımsız olmaktan çıkaran şeyler nelerdir ve de kimler bizim bağımsızlığımıza set vurmuştur?!..

Sene 2018… Türkiye, ne yazık ki, bugüne kadar asla tam bağımsız olamadı; hep “tam bağımlı” bir ülke konumunda oldu!.. Çalı çırpı ile uğraşmadan, ormana bir bütün olarak bakalım. Bağımsızlığımıza evvela paramızdan başlayalım. Eller cebe!... Cebinizden bir kağıt Türk parası çıkarın!.. Üzerinde kocaman yazılarla “TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI” yazısını göreceksiniz.

Bir şey dikkatinizi çekti mi bilmem!.. “TÜRKİYE CUMHURİYETİ” değil de “TÜRKİYE CUMHURİYET” yazıyor, değil mi?!.. Diyeceksiniz ki, ne fark var?!.. Bir Türkçe – Edebiyat öğretmeni olarak, orasını da ben açıklayayım size: “Cumhuriyet” sözcüğünün sonuna getirilen “-i” eki, “iyelik – aitlik” ekidir ve bir şeye, bir yere, bir kişiye ait olma bildirir.

Yani?!.. Yanisi şudur ki: MERKEZ BANKASI, TÜRK MİLLETİNE AİT DEĞİLDİR!.. Peki, kime aittir, sahipleri kimlerdir ve de bizim olması gereken bankayı başkalarına kim vermiş, kim satmıştır?!.. Bir can alıcı soru daha: Merkez Bankası’nın bize ait olmamasının etkileri nelerdir?!..

Merkez Bankası, 1930’da CHP iktidarında, adı “Osmanlı” olan, ama Osmanlı ile uzaktan yakından alakası olmayıp Osmanlı’yı yıkan güçlerin elinde para basma yetkisine sahip “Osmanlı Bankası” yerine kurulmuştur. Başlangıçta adı “Cumhuriyet Merkez Bankası” iken, çok sonraları başına bir de “Türkiye” sözcüğü eklenmiştir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, başlangıçta %15’i devlete, %85’i ise çeşitli ortaklara ait bir kuruluş… Bu çeşitli ortakların kimlikleri ise, yıllardır bir sır!.. 1970’te, devletin payı %51’e çıkartılmış, %21’i de Ziraat Bankası’na verilmiş. Geri kalan %28’lik payın kime, kimlere ait olduğunu asla öğrenemezsiniz!.. İngilizler, Rockefellerler, Rotchiltler, Sabetayist baronlar… vs. çıkar karşınıza; ama kimin ne kadar payı var öğrenemezsiniz!..

Ak Parti iktidarı, 16 yılda devletin payını ancak %55’e çıkarabilmiştir.  Bu artışta, CHP’nin bankası olan İş Bankası’na bir miktar pay düşürülmüş ve bu artış sağlanmıştır. 25 Nisan 2001 tarihinde çıkartılan 4651 sayılı  kanunun 56. Maddesi ile, Merkez Bankası’na öyle bir yetki verilmiştir ki, evlere şenlik!.. “Bankanın temel amacı, fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler...”

Yani, Türkiye’de para politikalarını devletin - hükumetin kontrolünde olmayan Merkez Bankası belirler. Faizler, enflasyon, döviz dalgalanmaları… hep Merkez’in politikaları ile yön bulur. Bu kanuna göre, Merkez Bankası, 5 Kasım 2001’den itibaren Hazine ile kamu kurum ve kuruluşlarına avans veremeyecek, kredi açamayacak bir hüviyete büründürülmüştür!.. Düşünebiliyor musunuz, Merkez Bankası’ndaki “Hazine’nin payı yüzde 55”tir ama; Banka’nın Hazine’ye “avans” vermesi, ya da “kredi” açması engellenmiştir!.. Böylece; bir anlamda “başına buyruk” bir hüviyete büründürülmüştür banka!..

Cumhurbaşkanı, Başbakan, Maliye Bakanı… istediği kadar bağırıp çağırsınlar; “Enflasyonun düşmesi için, faizlerin inmesi gerekir!.. Merkez Bankası faizleri indirmelidir!..” diye yırtınsınlar!.. Faizle milletin kanını sömüren baronların bankasına söz geçiremezler!... “Dolar aldı başını gidiyor, Merkez müdahale etmelidir!..” diye yırtınsınlar, Merkez’in ortağı, CHP’nin bankası piyasadan harıl harıl dolar toplar da indirmek için müdahale etmez!..  Yükselen enflasyonun, doların faturasını, işin aslını bilmeyen halk da iktidara keser!.. Ne yazık ki, davul senin sırtındadır; ama tokmak, başkalarının elindedir!..

“Tam bağımsız Türkiye!..” ne güzel slogan, değil mi?!.. Sevsinler sizin tam bağımsız Türkiye’nizi!..  CHP’lilerin deyimi ile, “Siz, %95 oyla da gelseniz, iktidar olabilirsiniz; ama asla muktedir olamazsınız!..” Neden mi?!.. Çünkü CHP, ülkeye öyle prangalar vurmuştur, sistemi öylesine dizayn etmiştir ve bürokrasiyi öylesine eline geçirmiştir ki, size nefes bile alacak imkan bırakmamıştır.

Lozan’da ülkeyi İngiliz’e peşkeş çeken; milletin dinini imanını, kültür ve örfünü satan CHP iktidarı, Türkiye’nin maliyesini, ekonomisini 1931’de Merkez Bankası’nı kuran dış güçlere, 1947’de de İMF’ye ipotek etmiştir!.. Maliyesi, ekonomisi, parası bağımsız olmayan, bunlara hükmedemeyen bir ülke, “tam bağımsız” olabilir mi?!.. Asla!.. Sevsinler sizin “Tam bağımsız Türkiye”nizi!..

CHP iktidarı, 1947’de Marshall Planı’nı imzalayarak Türkiye’deki uçak fabrikalarını, başka birtakım fabrikaları kapattırmış, zeytin ağaçlarını kestirmiş ve ülkeyi ABD’nin çiftliğine dönüştürmüştür.  

Türkiye, güvenliğini, 1945’te CHP iktidarının onayladığı Birleşmiş Milletler teşkilatına ve 1952’de de birtakım alavere dalaverelerle üye yapıldığı NATO’ya terk etmiş ve yerli silah sanayiinin kurulmasına engel olunmuş bir ülkedir. Afrin Savaşı, göğsümüzü kabartan, acaba tam bağımsız oluyor muyuz dedirten nitelikte yerli silahlarımızın kullanıldığı, savunma sanayiimizde %70’lere ulaşan yerlilik oranı ile dev atılımlara şahit olduğumuz bir savaş olmuştur.

Bu kadar mı?!.. Hayır!.. CHP iktidarı, 1947’de eğitim sistemimizi “FULBRİGHT ANLAŞMASI” ile önce İngilizlere, sonra da ABD’lilere ipotek etmiştir!.. Eğitimimiz asla özgür olmadı; İngiliz ve ABD’lilerin vesayetinde şekillendi. Hâlâ da bu anlaşma yırtılıp atılamadı!..

Parası, ekonomisi, sanayisi, güvenliği, eğitimi düşmanlarının kontrolünde bir ülke!.. Sonra da “Tam bağımsız Türkiye!...” İşte, 24 Haziran Seçimleri, bu yüzden çok önemlidir!.. 24 Haziran’dan sonra, yeni sisteme geçilecek. “İktidar olup da bir türlü muktedir olamayan”ların muktedir olabilme imkanları doğacak. 2023 hedefi, “Tam bağımsız bir Türkiye” elde etme hedefidir. Parası, maliyesi, ekonomisi, güvenliği ve eğitimi ile tam bağımsız Türkiye elde etme savaşıdır.

24 HAZİRAN, TÜRKİYE’Yİ TAM BAĞIMSIZ GÖRMEK İSTEYENLERLE,

TAM BAĞIMLI GÖRMEK İSTEYENLERİN SAVAŞIDIR!..

“İki ay öncesi, dünyanın en hızlı büyüyen, en yüksek büyüme hızına sahip ülkesinde, birdenbire nasıl oluyor da ekonomik krizler yaratılıyor, döviz alıp başını gidiyor?!..” sorusunun cevabı, cebinizdeki paranın üzerinde yazılıdır!.. Ormanı görün, ormanı!.. Çalı çırpı ile uğraşmayın!.. Hani adam demiş ya: “İpin ucu puştun elinde!..” Bu dövizin ipi de birtakım deyyusların elindedir!.. O deyyuslar isterse döviz yükselir, isterse düşer!..

 

TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE OLANA KADAR, BU DOLAR, DOLAR DOLAR BOŞALIR!..

Buradan sevgili Muharrem’imize de bir çift söz söylemek istiyorum: Sevgili meslektaşım!.. Tavukçuluğa özendin, bir yumurta yumurtladın!.. Ama bu yumurta, tavuk yumurtası değil, horoz yumurtası gibi duruyor!.. “Recep Tayyip, partisini kurarken, Pensilvanya’ya gidip icazet aldı!..” dedin. Recep Tayyip seni ispata davet etti. Şimdi 24 Haziran’dan sonra açıklarım diyorsun, kıvırıyorsun!.. Etme, eyleme gözünü seveyim!.. Bak, eline ne güzel bir fırsat geçmiş. Çıkıp bu iddianı ispatlarsan, benim oyum da sana helaldir!..

Sevgili Muharrem’im, biliyorsun ki, CHP FETÖ’nün tam kontrolüne geçmiş, FETÖ’nün çiftliği olmuş bir partidir. Eğer Tayyip FETÖ’ye gidip icazet almışsa, yanına gelip giden dost ve düşman herkesi, donuna kadar kayıt altına alan FETÖ’de, bunların envai türlü kayıtları mevcuttur. Senin bu iddian doğru ise, FETÖ amcan ve ABD’li dostların şimdiye kadar sana bin türlü delil hazırlamış olmalılardı, değil mi?!.. Bu Kılıçtaroğlu’nun IQ’sü senden bir tık yüksek çıktı, seni dolmuşa getirdi. Sana tavsiyem, dolmuşa bin; ama dolduruşa gelme!.. Kargalar kıçlarıyla gülüyorlar, ayıp oluyor!..

24 HAZİRAN, CHP’DEN VE CHP’NİN ÜLKEYE VURDUĞU PRANGALARDAN KURTULUŞ SEÇİMİDİR!..

yazının devamı..

 

Kaynak:

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum