Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Solcu niçin aydın olamaz?

 

Türkiye’de solcu olmak, aydın olmanın önündeki en büyük engeldir.

Solculuk, insanın önce dürüstlüğünü aşındırır. Dürüstlük eriyince, hiçbir erdem kalmaz geriye. Sonra vatan ve millet sevgisini. Solcu olmanın insanda kişilik bırakmayışını, insanı bozup yabancılaştırmasını üç temel tavrı üzerinden açıklayacağım.

Türk solunu Kemalizm eleştirisini yapamamak bitirdi. İsmet İnönü’nün 1945 – 50 arasında Amerikancı politikalarını anlatmaktan Attila İlhan’ın dilinde tüy bitti ama anlamadılar. Kemalizmin Türkiye’yi Batı dünyasının bir parçası tutma rolünü hiç sorgulamadılar.. 1945 öncesinde Türkiye İngiltere’nin sömürgesi ve ileri karakolu değil miydi? Emperyalizmin dayatması olan devrimleri savunarak halkın yanında olunmazdı elbette. İslam’a ve tarihimize en azından Kemal Tahir gibi şöyle bir kendi gözleriyle bakma zahmetinde bulunmadılar, kendi akıllarıyla düşünme ve kendi vicdanlarıyla yargılamayı göze alamadılar.

İkinci olarak Türkiye’de solcu olmak, öncelikle Sovyetler Birliği’nin güdümüne girmekti. Türk solu, hiçbir zaman şöyle ciddi, çaplı ve derinlemesine bir Sovyetler Birliği eleştirisi yapamadı. Sovyetler Birliği’nin güdümüne girmek, Türk solunun dürüstlüğünü çok aşındırdı: İkinci Dünya Savaşı sonrasında Yalta ve Potsdam'da dünya, ABD, İngiltere ve Sovyetler Birliği arasında paylaşılırken Türkiye ve Yunanistan'ın durumları hassastı. Bu iki ülkenin aynı anda birlikte ABD’nin etki alanına girmesi imkansızdı. Stalin, Türkiye’yi ABD’ye kaçırmak için Boğazlar'da üs ve Kars-Ardahan bölgesinden toprak istedi. Türk solu, Sovyetler Birliği’nin bu isteklerini hiç sorgulamadı. Sovyetler Birliği’nin Orta Asya’daki Müslüman halkları ezip sömürmesini hiç dert edinmedi ve sorgulamadı. Soğuk Savaş döneminde Truman Doktrini’yle Amerika’nın sömürgesi ve “ileri karakolu” olmanın zorunlu sonucu dinci ve milliyetçi çizgide bir antikomünizmin resmi ideoloji haline geldiği teranesine bir türlü doyamadılar. İslamcılığın emperyalizm ve Batı karşıtlığını görmezden geldiler hep. Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgalini bile sorgulamadılar bu yüzden. Hatta Türk soluna göre Afganistan şanslıydı, çünkü aynı şekilde Sovyetler Birliği’nin tanklarını bekleyen Türkiye’den önce oraya girmiş, Afgan halkını özgürleştirmişti. Attila İlhan, “Hangi Sol?” kitabında Sovyetler Birliği’nin güdümünde olmasının Türk solunu köksüz, özentici ve öykünücü duruma düşürdüğünü açıkça anlattı ama kar etmedi.  

Son olarak Türk solu İslamcılığın emperyalizm ve Batı karşıtlığını görmezden geldi hep. Necmettin Erbakan’ı her linç girişiminde bu sömürü düzenini desteklediler. İran devrimine karşı dürüst davranmadılar, oturup Amerika’nın ezmesini beklediler. Ne İranlı sosyalistlerle ciddi bir ilişkiye girdiler ne de Arap sosyalistlerle.. Filistin’e gitmeyi denediler, kulakları çekilince oradan da geri durdular. Türk solu halka öylesine yabancılaştı ki bürokratik oligarşinin ülkede darbe ortamı hazırlamasında kullanmasını bile sorun etmedi. Türk solu, ayrılıkçı Kürt ve Alevi politikasının büründüğü kurt postu oldu 1960 sonrasında.. Bugün Kürt politikasına yığılıp kalmalarının nedeni de hep kullanılıp atılan maşa olmasındandır..

Türkiye’de solcu niçin aydın olamaz?  Dürüst olmadığı için. Dürüst olsa bana “Türkiye’de sermaye niçin solcudur?” sorusunun cevabını verir.. 

 

Mustafa Yürekli - Haber7

mustafayurekli@gmail.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.