Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Tarihin nabzını tutmak



Hz.İsa?ın (a.s) dünyaya teşrif etmelerinden yüz yıl önce, tarihin en büyük askeri olan Sezar günlük hayatında neler yaşadıysa, 1815?te iktidardan düşen Napolyon da gündelik hayatında aynı şeyleri yaşadı; yaşama araçları çok da farklı değildi, seri atış yapamayan ateşli silâhlar dışında.

Kur?an-ı Kerim sevgili peygamberimiz Hz.Muhammet?e (s.a.v.) vahyedilmeye başladığında yeryüzündeki insanoğlunun nüfusu kaçtı?

Hz.İsa (a.s.) doğduğunda Roma cihan imparatorluğuydu ve yaklaşık 300 milyon nüfuslu bir dünya üzerinde kurulmuştu. Dolayısıyla Hz.Peygamber?in (s.a.v.) İslam?ı tebliğe gönderildiği dünyada Ademoğlunun nüfusu 300 milyon civarındaydı..

1453?te Yeni Çağ başlarken bile arz üzerinde ancak 400 milyon insan yaşıyordu: Asya?da 275, Avrupa?da 70, Afrika?da 40, Kuzey ve Güney Amerika?da 15, Okyanusya?da 1 milyon kadar Ademoğlu vardı.

1808?de şehit ettiğimiz Üçüncü Selim, ondan bin yıl önce, 809 yılında ölen Harun Reşit?ten, her ikisi de Hz.Muhammet?ten (s.a.v.)pek de farklı bir hayat yaşamadı. En hızlı haberleşme araçları güvercin ve en hızlı ulaşım aracı da at ve atın çektiği arabaydı. Yedikleri ve giydikleri neredeyse hiç değişmemişti, giysilerinin kumaşı, hayvansal ve bitkisel gıdaların hazırlanışı aynıydı..

1789 Büyük Fransız İhtilâli, ?Yakın Çağ?ın başlangıcı sayılıyor; dünyamız artık 800 milyondur. ?Yakın Çağ?da (1789-1918), kültür, sanat ve teknolojide bütün bir insanlık tarihi boyunca görülmemiş büyüklükte hamleler yapıldı. Batı medeniyeti, maddi boyutta o derecede hızlı gelişti ki, İslam medeniyetine meydan okudu ve insanlık olarak başımız döndü: Telgraf, telefon, petrol, havagazı, elektrik, ampul, fotoğraf, sinema, sesin kaydedilebilmesi mümkün oldu. Buharlı gemiler, demiryolları, otomobil ve karayolları, 20. asır başlarında radyo ve televizyon gibi keşifleri hazırladı. Havacılık kuruldu ve gelişti.

Üçüncü Selim?in halefi, 1839?da ölen İkinci Mahmut için Harun Reşit?le aynı hayatı yaşadı diyemeyiz. Bu padişahın oğlu 1861?de ölen Sultan Abdülmecit için de Harun Reşit?le aynı hayatı yaşadı diyemeyiz... Batı?nın üstünlüğünü kabul edip Tanzimat?ı ilan ederek Batı medeniyetine boyun eğecekti. Sultan Mahmut buharlı gemiyi, Sultan Mecit demiryolunu, telgrafı, havagazını gördü. Bunları Türkiye?ye de getirdiler.

1918?de, Birinci Dünya Savaşı?nın sonunda, Modern Çağ başlangıcında insanoğlunun nüfusu 1.9 milyar ve on iki yıl sonra, 1930?da 2 milyar oludu.

1914?te yeni medeniyetin kurucusu bulunduğunu iddia eden Avrupa medeniyeti, toptan intihar teşebbüsünde bulundu. Biz Türkiye?yi bile peşinden sürükledi. Bu toptan intihar teşebbüsü tekrarlanınca (1939-1945), bir daha aynı gurur tuzağına düşmemek için Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği gibi tarihin en büyük siyasî ve askerî birlikleri kuruldu. Avrupa, 2 asır kadar yürüttüğü dünyaya yön vermek iddiasını, Birleşik Amerika?ya bıraktı. İkinci dünya Savaşı?nın sonunda, 20. Yüzyılın ilk yarısı biterken, 1950 yılında, insanlık 2.5 milyardı.

SSCB?nin çöküşü, 1989?da Berlin Duvarı?nın çöküşünde somutlaştı. Tek kutuplu dünyada, 1995?te, 6 milyar oldu insanlık. Ademoğlu artık yeryüzünde 7 milyarı bulmak üzere.

21. yüzyıla girerken teknik bilginin, kültür ve sanatın önüne geçtiğini görüyoruz. Teknik ilerlemenin şaşırtıcı hızı yanında derin kültür, tefekkür ve sanat, ancak 19. yüzyıl seviyesini muhafaza etmek gayretinde görünüyor. Gerçi teknik ilerlemenin avantajlarından bu kültür sanat çabaları da nasibini alıyor. Fakat deha, duraklama döneminde. Geçen asırların en büyük çapta kültür ve sanat dahilerinin derecesine ulaşılamıyor. Edebiyattan musikiye, felsefeden diğer hemen hemen bütün kültür alanlarına göre böyle. Manevî değerlerin, daha açık ifade ile yüksek ahlâkın geçen yüzyıldaki çizgisini kaybettiği de gerçektir. Çeyrek asır ara ile iki cihan savaşı, insan soyunun manevi yapısında büyük yaralar açtı.

Maddî kalkınmaya gelince, insanlık olarak tarihin en müreffeh dönemini yaşadığımız diğer bir gerçek. Sanırım hiçbir tarihçi aksi iddiada bulunmaz. İsteyen; daha çok, daha iyi, daha bol isteyen nesiller yetişti.

Osmanlı İmparatorluğu?nun tarih sahnesinden çekilmesiyle İslam medeniyeti de tamamen çökmüş oldu. Bir lokma bir hırka anlayışı, artık maziye karıştı.

Müslümanlar, modern medeniyetin olumlu olumsuz yönlerini değerlendirip kendilerini yeniden ifade etmek zorundalar.. İnsanlığın geldiği teknik, ekonomik düzeyi sorgulamak zorundayız.

Tarihin nabzını tutmak zorundayız. Nasıl bir dünyada yaşamak istiyorsak açıkça anlatmalıyız?

Mustafa Yürekli - Haber 7

mustafayurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.