TAZİYE

 

MANİSA SOMA'da yeni olmayan ama mütemadiyen yeniden tekrarlanan bir acıya şahit olduk.

Mevcut rakamlara göre 238 maden işçimiz geçici dünya yurdundan asıl yurda doğru yürüdü. Babalara, annelere, eşlere, çocuklara, ağabeylere, ablalara, amcalara, dayılara? Hülasa bütün bir yurda ateş düştü.

Bu ateş sadece kapsama alanını yakmadı. Derin bir sızı hissettik kalplerimizde. Bir çatlak oluştu beynimizde? İyi ile kötü arasında gelgitler yaşadık.

Yanan sadece yüreğimiz değildi. Aklımız, inancımız, değerlerimiz kısaca pek çok şeyimiz kor ateşlerde kavruluyor. Bizler de bir o yana bir bu yana savruluyoruz.

Kadere inanıyoruz ancak gerekli tedbirlerin neden alınmadığını, bu tür dramatik olayların "kader" deyip geçiştirilemeyeceğini hem İslami, hem insani hem de vicdani olarak haykırmak durumundayız. Sormak ve sorgulamak durumundayız.

Sezai Karakoç'un dediği gibi: "Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır".

 

Hz. Ömer'i hatırlıyoruz. Salgın hastalıklı bir şehre orduyu sokmadığı zaman: 


- "Ey Ömer Allah'ın kaderinden mi kaçıyordun?" denildiği zaman 
- "Allah'ın hastalık kaderinden sağlık kaderine kaçıyorum"
dememiş miydi?

Tedbir nerede ise takdir oradadır.

Tedbirin olmadığı yerde en kötü sonuçlar kader olarak algılanamaz, algılanmamalı.

Acımız Erciyes'in üstündeki kara bulutlardan daha fazla... Yeraltı karanlığından daha siyah ve zifiri, gecenin karanlığı bile az kalıyor yanında.

Ne desek de sustursak içimizdeki çığlığı?

Sadece daha önce farklı durumlarda yazdığım bir beyit takılıyor dilime.

?Ölen ölür, kalanlar gün bekler sıra bekler

Bebekler doğar doğmaz eceline emekler?

Rabbim vefat edenleri en ulu rahmet ve merhametiyle karşılasın.

Geride kalanlara ziyadesiyle "Sabr-ı Cemil" nasip etsin.

Yaralılara acil şifalar versin.

Prof. Dr. Asım YAPICI

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.