Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Toprak altında yatanlar için..



Savaşın, devrimlerin, darbelerin olanca şiddeti içinde haksız yere can verenlere borcumuzdur, 20.yüzyılla hesaplaşmak.

Bir de baktım, şimdiden 21. yüzyılın ilk on yılı çoktan geride kalmış bile; üstelik 20. yüzyılın hesapları hala kapanmamış. Bu çok trajik bir durum, bir toplum için.

Bakın Almanlara, Hitler olayını yaşadı, hızla o dönemin hesaplaşmasını yaptı ve bugünkü Alman toplumuyla Faşizm arasına mesafeyi koydu.

Hesaplaşma, toplumun canlı ve uyanık olduğunu gösterir. Bir millet, başına gelen felaketi idrak edemiyorsa, sorunu çok ciddi demektir; iğne batırılınca uyanmıyorsa, ölüdür çünkü.

20.YÜZYIL TARİHİMİZİN EN KARA DÖNEMİDİR

Herhangi bir yüzyılın başlangıç ve sonunu, yada karakteristiklerini, yaşanan olayların dünyayı etkileme gücüyle ölçeceksek eğer, insanlık için 20. yüzyılın ?savaşlar?, ?devrimler ve karşı devrimler? çağı olduğunu söylemek, kesinlikle yanlış olmayacaktır.

20. yüzyılda Batı kara, hava ve deniz alanlarıyla bütün bir yeryüzünü hükümranlığı altına alırken insanı ?nesne?leştirdi, malzeme olarak kullandı. Batılı toplumlar, ?yeni insanı?, modern insanı yaratmak için insan öldürmeyi meşrulaştırdı.

20. yüzyıl politikacılar çağıydı. En kaba haliyle yapılan kapitalist yada sosyalist politikalar çağı. Bu kaba politikanın en kirli yüzü, iki dünya savaşıdır. 20. yüzyıl dünya sanatının, özellikle dünya edebiyatının bu kaba politikayı ve iki dünya savaşını konu edinmesi kaçınılmazdı. Ne var ki Batı sanatı ve edebiyatı, akan kanların, feda edilen canların garip bir şehvetle dillendirilip insanın yerine mitlerin konduğu, kahramanlık pelerinine bürünmüş bayağılığa övgüler düzüldüğü hamasi destan ve hikayelerden söz etmez mi? Savaş karşıtlığı bile komiktir, çünkü çağın ruhu modernizme ciddi bir itiraz dahi değildir.

Batı?nın bütün bir yeryüzünü taşrası haline getirdiği bu 20. yüzyılda milletimiz çok büyük acılar çekmiştir. Bu yüzyıl, tarihimizin en karanlık, en buhranlı yüzyılıdır. İlk çeyreğinde koca bir imparatorluk yitirilmiştir.. Toprak kaybını can kayıpları, göçler, fakirlik, üst üste askeri darbeler izlemiştir..

SANATIMIZ YAKIN TARİHİMİZİ YANSITMIYOR

Savaş ve darbe atmosferleri, sanat ve edebiyat eserlerinde, tarihsel süreçlerin milletlerin kaderine yaptıkları etkileri göstermeleri açısından önemlidir. 20. Yüzyılda yaşadıklarımızı idrak edemeyişimizle sanat ve edebiyatta dünya çapında bir başarı gösteremeyişimiz arasında doğrudan bir bağlantı vardır. Bir başka deyişle sanatçılarımız, başımıza gelen felaketi anlayamadıklarından evrensel değerde kalıcı eser verememektedirler.. Yakın tarihimiz karanlık ve sanatımız onu yansıtmıyor..

Büyük felaketlerde, toplumun ve insan tekinin kaderini belirleyecek şekilde toplumsal, ekonomik ve siyasal koşullar asla önünde durma imkanı olmayacak, baş edilemeyecek şekilde değişirken sanatçıya (sanata, özellikle edebiyata) büyük iş düşer.. Sanatçılar insan psikolojisini ya da toplumsal etkileri vurgularken bir hesaplaşmayı da gerçekleştirir..

Savaşlar, devrimler, askeri müdahaleler insanın görev, sorumluluk, adalet, ehliyet, kin, nefret, korku, ihanet, kaçış, günah, vicdan azabı gibi insan ruhunun en çıplak haliyle gözlendiği, ancak çığlıklarla yatıştırılabilecek acıların dile getirildiği sahneleriyle sanatta ve edebiyatta irdelenir; sanat yaşanan felaketleri aklın ve vicdanın ışığı altına taşırken bir yandan da çağ hesaplaşmasını sağlar. Yazarlar, savaş, devrim ve darbe olaylarını anlatırken öyle sahneleri betimlerler ki dünya görüşlerini çarpıcı bir biçimde ortaya koyabilirler..

Oysa farklı bir toplumuz, Batı?dakilerden; farklı bir kültürümüz var, farklı kavramlarımız.. 20. yüzyılı bir Müslüman olarak idrak edip anlatmamız gerekmez miydi? Bunu yapamadık.

TOPRAK ALTINDA YATANLAR İÇİN YAZALIM

21. yüzyıla bir önceki yüzyılın hesaplaşmasını yapmadan girdik ve bu nereye kadar böyle gidebilir? Gitmez elbette. Milletimiz, geleceğe gözleri bağlı yol alacak değil.

Yakın tarihimiz karanlık. Bunun nedenlerini biliyoruz aslında. Üniversiteler, medya ve aydınlar egemenlerin yanındalar. Bürokratik oligarşinin iktidarını pekiştirme ve devam etmesi için çalışıyorlar aydınlar ve sanatçılar; kültür/sanat iktidarının nimetlerinden vaz geçemiyorlar.

Hesaplaşma estetik alanda gerçekleşirse, kültür/sanat alanında kotarılacak bir hesaplaşma yani, daha az sancılı olabilir. Yakın tarihin karanlık kalması, hesaplaşmanın sürekli ertelenmesi, kültür ve sanatımızı gittikçe yozlaştıracaktır.. Bilim, düşünce ve sanat, gerçeklerden kopuk, resmi ideolojinin oyuncağı haline gelmiş, yalan üretme makinaları olmaya devam edecektir..

Tarih biliminin, sosyal bilimlerin, sanatın ve özellikle edebiyatın gerçekleştireceği 20. yüzyılla hesaplaşmaya milletimizin çok büyük ihtiyacı vardır. Sanat ve edebiyat geçen çağla hesaplaşmayı gerçekleştirmezse, bu büyük iş, güncel alana hapsolacak, güncel politikanın ve medyanın istismarına terk edilecektir.. Çağla hesaplaşma politikacılara ve medyaya bırakılacak kadar basit değildir oysa.

Savaşın, devrimlerin, darbelerin olanca şiddeti içinde haksız yere can verenlere borcumuzdur, 20.yüzyılla hesaplaşmak.

Toprak altında yatanlar için,çocuklarımız için, milletimize ve tarihe karşı görevimizi yerine getirmek için yakın tarihimizi yazalım lütfen?

Mustafa Yürekli / Haber 7
mustafa.yurekli@gmail.com

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.