Mustafa Yürekli

Mustafa Yürekli

Türkiye boşluğu kaç ülkeyle dolar?

21. yüzyılın ilk çeyreğinde dünya sistemindeki en önemli sarsıntı Türkiye’nin dış politikada statükocu, vesayetçi uygulamalardan çıkıp bağımsızlığa yönelmesinin 15 Temmuz 2016 başarısız askeri darbe girişimi nedeniyle önlenememiş olmasıdır.

İslam aleminde, 20. Yüzyılın ikinci yarısında, 1950 sonrasında dünya sisteminin içinde gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı ve D8 gibi entegrastyon çalışmaları, Türkiye’nin bağımsız dış politika girişimlerini ciddileştirmektedir. 

İslam aleminin görüntüsünü şöyle netleştirebiliriz: Çift kutuplu dönemde, kapitalizm (ABD, İngiltere ve Fransa) ve sosyalizm (Rusya ve Çin) çatışması üzerine kurulu sistem hiçbir zaman günümüzdeki kadar gerilmedi. Devletler oyununda ABD, AB, Rusya ve Çin, kıtalar arasında mekik dokuyarak ülke kapma, stratejik noktaları işgal etme telaşındayken; İslam alemini temsilen Türkiye’nin uluslararası rekabete katılmasını  engelleyemediler.

BM, güvenlik kurulu masasındaki Rusya’nın yayılmacı politikalarıyla hala baş edememektedir. Dünyada çıkan çatışmalara muhakkak müdahil olup masada kendine yer bulmak üzerine kurgulanan Rus stratejisinin bir diğer ayağı ise Rus çıkar bölgelerinde karışıklıklar çıkarmaktır.  Daha önce Çeçenistan ve Kırım’ı işgal eden Putin, aynı stratejiyle şimdi de Kaliningrad üzerinden Avrupa’yı kontrol etmenin peşinde; Kaliningrad’ın yolu ise iç karışıklıkların yeni merkezi olan Belarus’un işgalinden geçiyor.

Türkiye, diğer devletlerin de desteğini alan İslam dünyasının BMGK’undaki beş ülkeden büyük olduğunu ifade ederek meydan okumasını yapmış bulunuyor.. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM’deki statükonun yenilenmesi gerektiğini sık sık dile getirmesi bütün dünyada, özellikle İslam aleminde karşılık buluyor.

Türkiye’nin liderliğinde İslam İşbirliği Teşkilatı, zorunlu hale gelen bir askeri paktı ilan ederek BM’deki dünya koalisyonunun ortağı olmak üzere.. İslam İşbirliği Teşkilatı, kıyısı olan İslam ülkelerinin Akdeniz’deki güvenliğini ve haklarını korumak zorunda. Çünkü İslam ülkelerindeki yönetimler, Akdeniz’i Avrupa’nın elinin altına bırakacak politikalarla meşruiyetini yitireceğinden sürdürülemez hale gelecek; Müslüman halklar, öz yönetimlerinin uygulayacakları bağımsız, güvenli, adaletli politikalarla Batı’dan kopuşun küresel çapta öncülüğünü yapacak, BM’nin çöküşünü hızlandıracaktır.

Son bir asırda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın basiret ve cesaretiyle nihayet deniz stratejisini belirleyen Türkiye, Hazar Denizi ve Karadeniz’de; Hint Denizi ve Basra Körfezi’nde, Kızıl Deniz, Süveyş Kanalı ve Akdeniz’de, İslam aleminin haklarını savunmaktadır. Türkiye, Batı’nın Ermenistan, Kürdistan ve İsrail projelerini deşifre edip Irak ve Suriye’deki bölücü oyunları bozarak emperyalizmi darülislamdan püskürtme ekseninde Pakistan, Endenozya, Malezya ile yeni direniş hattını inşa etmektedir.

Türkiye, 2010 Gazze filosu saldırısı sonrasında İsrail ile ilişkilerini dondurdu.. ABD ve İsrail, Batıcı iktidarların yönettiği Türkiye’nin İslam alemini temsil özelliğini yarım asır istismar etmişti. Türkiye’nin Akdeniz’de sınırlarını ve haklarını savunması, dünya güçlerinin beklemedikleri ve şaşkınlığa düştükleri bir sorun olarak ortaya çıktı. Türkiye’de Batıcılık, İsrail’le diplomatik ilişki kurmanın ötesinde açıktan korumalığını yapmak anlamına da gelmekteydi.

ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ağustos'ta İsrail ile BAE'nin "ilişkilerini tamamen normalleştirmek" için anlaşmaya vardıklarını duyurmuştu. BAE, 1979’da Mısır’ın, 1994’te de Ürdün’ün ardından İsrail ile normalleşme anlaşmasını varan üçüncü Arap ülkesi oldu.

Oysa İsrail ile başta Körfez devletleri olmak üzere pek çok Arap ve Müslüman ülkenin gizli görüşmeler yaptığı, diyalog gerçekleştirdiği yıllardır biliniyordu ama göz bunlar gerçeğe yakın iddialar olsa da kanıtlanamadığı için net bir şey söylenemiyordu. Gerek İsrail ve gerek diğer ülkeler bu durumu sürekli yalanlarken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sözde normalleşme sürecinde peş peşe itiraf gibi açıklamalar yapmakta.. Netanyahu ülkesinin diplomatik ilişkiye sahip olmadığı bazı Arap ve Müslüman ülkelerin liderleriyle kamuoyuyla paylaşılmayan çok sayıda gizli görüşme yaptıklarını söyledi. 

Netanyahu, Umman ve Çad'ı ziyaret ettiğini hatırlatarak, "Bu görüşmeler (Umman ve Çad ziyareti) kamuoyuyla paylaştığımız adımlar ama İsrail ile ilişkilerini normalleştirmek isteyen birçok Arap ve Müslüman ülkelerin lideriyle kamuoyuna paylaşmadığımız görüşmeler oldu." ifadelerini kullandı. Bir itiraf niteliğinde olan Netanyahu'nun bu sözleri, malumun ilamı olmuş oldu. Zira Netanyahu ve diğer ülkeler görüşmeleri her zaman yalanlıyordu.

Türkiye, İsrail ile ilişkilerini dondurunca dünyada dengeler altüst oldu, tamamen bozuldu.. Gizli ilişkileri açığa çıkarmakla söz konusu dengesizlik giderilemiyor. 

Donald Trump, Kosova'nın İsrail ile ilişkilerini normalleştireceğini, Sırbistan'ın da büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyacağını açıkladı. Trump, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda "Orta Doğu'da barış için bir başka önemli gün: Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan Kosova ile İsrail, ilişkilerini normalleştirme ve diplomatik ilişkiler kurma konusunda anlaştı. Çok iyi. Daha fazla İslam ve Arap ülkesi yakında bunu takip edecek." değerlendirmesinde bulundu.

Amerikan medyasına yansıyan haberlerde her iki ülkenin de anlaşmaya ara buluculuk yapan ABD yönetiminin ricasına karşılık, İsrail ile ilişkileri normalleştirme ve geliştirme noktasında karar aldıkları belirtildi. Beyaz Saray'da Trump'ın da katılımıyla gerçekleştirilen törende Kosova ile Sırbistan ekonomik normalleşme konusunda anlaşmaya varmış ve ortak metne imza atmışlardı.

Türkiye’nin bayrak açarak BM’de Batı karşıtı etkinliklerin odağı haline gelmesi, Doğu Akdeniz’de yoğaltılmaya boyun eğmemesi ve Yunanistan’la girdiği pozisyonla NATO’nun varlığını tartışmalı hale getirmesi, uygulamadaki yeni stratejisinin somut sonuçları.

İsrail Başbakan Netanyahu’nun ülkesinin diplomatik ilişkiye sahip olmadığı bazı Arap ve Müslüman ülkelerin liderleriyle kamuoyuyla paylaşılmayan çok sayıda gizli görüşme yaptıklarını söylemesinin ardından ABD’nin arabuluculuk çabalarının gündeme gelmesi, Türkiye’nin bıraktığı boşluğu doldurmak için sürdürülen nafile çabaların göstergeleridir, denilebilir.

Bakalım İsrail ile ilişkilerini dondurarak uluslararası ilişkilerde Türkiye’nin açtığı boşluğa kaç devlet sığacak ya da NATO Yunanistan’a kurban mı edilecek göreceğiz.. 

haber7.com / yazının devamı..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.