Ürdün kralı ve halkından beklentimiz



Bilgi çağı imkanlarıyla dünyanın giderek küçülmesi, nüfusun artması, bilginin yaygınlaşması ve özellikle ziraat, hayvancılık ve sanatla sınırlı mesleklerin yüzü bulmadığı dünyada, yalnız hava yollarında binlerce mesleğe ulaşılmasından doğan ihtiyaçların giderek çeşitlendiği bir dünyada, üst düzey siyasi kadrolara halkın katılımı her zamandan daha fazla bir zaruret olmuştur.



Halkın siyasi iradeye katılımı için sistemin, illa Batı'nın kullandığı isim ve şekiller içerisinde olması elbette şart değildir. Ulaşım ve iletişimle küçülen, değişen ve değişmeye devam eden dünyanın aksine, insan fıtratındaki renkler, ahengini vahdette bulmak için devam etmektedir. Bu şartlarda mevcut bir sistemi intihal ve kopyalama ucuzculuğuna kaçmadan, kafa yorarak değişmez ahlak değerleriyle toplum huzurunu koruyup yaşatmak gerekmektedir. Materyalist düşünce, insanı maddeye bağlayıp, çıkarına kul yapmakta, insanı yücelten ahlak ve erdem ikliminden mahrum bırakmaktadır.

Bir İslami metot olan istişare ile karar verme şeklindeki iyilik ve barış yolunun en taze başarısını, İslam ülkesi Fas'ın kral ve halk fiilen göstermektedir. Fas Kralı Muhammed bir tarafta, diğer tarafta da dört felaket farklı tonlarla, "İbret!" diye feryat etti. Tunus, Mısır, Libya ve Suriye'de yaşananlar, tüm akıl ve idrak sahiplerine, en yüksek ses tonuyla, "İbret alan yok mudur!" diyen bir çağrı değil midir?

Zaman, mekan, fert ve toplum hayatında, her dem tazeliğini ve gücünü koruyan İslam ahlak ve hukukuyla oluşan eşsiz hayat tarzı, Müslüman'ın müşterek malı ve iki cihan nimetidir. Geçen asırların şartları gereği İslam diyarı Fas, anayasal monarşi ile yönetildi. Şimdi Kral, halkının katılımıyla yönetmek için kansız kavgasız istişareyle adımlar atıyor istikbale. 21. Asra monarşi olarak giren Müslüman ülkeler için önemli bir tatbikattır. Kral, halkıyla istişare ederek, bugüne kadarki hizmetlerine büyük ve tarihi bir değişim hizmeti katmıştır. Kral Muhammed, tahtına liyakatini gösterdi. Esat diktatörü, milletini perişan; kendini, ölmeden önce öldürdü. İnsan, layığını bulur. "Oğlum akıllı malı neylesin, oğlum deli malı neylesin?"

Şimdi Ürdün Krallığımızın önünde, tarihi büyük bir fırsatın saati işlemektedir. Ürdün Temsilciler Meclisi seçimleri 23 Ocak'ta. Değişim için eşsiz bir fırsat. Kaçan fırsat geri gelmez. Dünya değişirken, yolun üstünde yatılmaz. Değişen dünya şartları, halkın talepleri cevap bekler. Cevap bekleyen sorunların cevapsız kalması, tehlikeli sosyal hadiselere davetiyedir.

Sayın Kral Abdullah'tan beklenen vakit daralmadan heyetler oluşturarak müzakereye başlanmasını irade buyurmasıdır. Benim arzu ve kanaatim, işler zora dayanmadan uygun bir program içinde, görüşerek anlaşarak, aceleye getirmeden temsil yetkisi dışındaki icra yetkilerini meclis ve hükümete devretmesidir. Bu büyük değişimi, kansız kavgasız başaran Kral, temsil görevine devam etmelidir. Bundan sonra da, bu başarının ödülü olarak kral yine aileden olmalıdır. Bunun için aileden ve parlamentodan oluşturulacak bir seçim meclisi kurulabilir. Bundan iki önemli yarar doğar. Kral ailesi içinde temsil seviyesini yükseltmek için gayret doğar. Asıl yarar ise; Cumhuriyetler de, müdahaleci Cumhurbaşkanı sorun doğuruyor; sessiz kalırsa. 4-5 senede dünya tanıyamıyor. Ülkenin temsil gücünü kaybediyor. Bu konuyu, 2005 baskılı, "Egemen Halkın Siyasetnamesi" kitabımda, "Monarşiden Gerçek Demokrasiye - Demokrasi Kralı" bölümünde yazmıştım. (Sayfa, 2025-2070)

Sayın Kral Abdullah'tan beklentimiz, kansız-kavgasız ülkeyi ileriye taşımasıdır.

 

Hasan Aksay - Yeni Akit

Önceki ve Sonraki Yazılar