1. HABERLER

  2. SEÇİM 2018

  3. Yaratıcı hikmeti dilediğine verir
Yaratıcı hikmeti dilediğine verir

Yaratıcı hikmeti dilediğine verir

Ataullah İskenderi 'nin meşhur eseri "Hikem" yeniden, şerhiyle birlikte yayımlandı. Eseri anlayabilmek için, asgari bir tasavvuf bilgisine sahip olmak gerekiyorHikem-i...

A+A-

Ataullah İskenderi 'nin meşhur eseri "Hikem" yeniden, şerhiyle birlikte yayımlandı. Eseri anlayabilmek için, asgari bir tasavvuf bilgisine sahip olmak gerekiyor


Hikem-i Ataiyye Şerhi Ataullah İskenderi Sufi Kitap 545 sayfa

MURAT ERGÜN

Hikem, kelime manası itibariyle hikmetler anlamına geliyor. Hikmetse, felsefe, din ve ahlak gibi insana dair alanların tümüne sirayet ediyor. Hikmet, Kur'an-ı Kerim'de Allah vergisi olarak tarif edilmektedir. Nitekim Bakara Suresi'nde "Allah hikmeti dilediğine verir; kime de hikmet verilirse, ona bol bol hayır verilmiş demektir." ayet-i kerimesi geçmektedir. İslam peygamberi Hz. Muhammed de "Hikmetin başı Allah korkusudur." demekte hikmetin yayıldığı meclisi güzel bir meclis olarak göstermektedir. Söz gelimi İmam Gazali Esma'ül Hüsna Şerhi'nde hikmet için "Hikmet en yüce varlığı en değerli ilimle kavramaktır." demiştir. Yine hikmetle ilgili Muhyiddin Arabi, Füsusu'l Hikem'in giriş kısmında Allah'ın hikmeti dilediği insanların kalbine istidatları ölçüsünde tedricen indirdiğinden bahseder.

Ataullah İskenderi Hazretleri'nin bu kıymetli eseri hakkında denilmiştir ki: "Namazda Kur'an'dan başka bir kitap okumak caiz olsaydı, 'Hikem' okunurdu."

Galip Seratlı, Hikem'in şarihinden söz açarken onun âlim, arif ve seyyid olduğunu dile getiriyor. Bu eser, II. Abdülhamid'in emriyle iki cilt olarak basılıyor. Ataullah Hazretleri'nin hikmetleri önce nesre, ardından manzum bir metne çevrilmiş, velilerin sözlerinden alıntılarla, ibretli kıssalarla bu hikmetler şerh edilmiştir. Aynı zamanda edebi bir eser olan Hikem-İ Ataiyye Şerhi'nde, her hikmet şerhinin sonunda muhtelif şairlerin meselelerle ilgili beyitlerine de yer verilmiş.

Şarih, Ramazan aylarından Kur'an tefsirleriyle hemhâl olurken, tasavvuf hakikatlerini okurken bu esere de yönelme ihtiyacı duyuyor ve eseri şerhe başlıyor. Klasik bir edebiyat metninde gözlediğimiz gibi şarih eserinin baş kısmında II. Abdülhamid'e yani devrin padişahına övgüler düzüyor. Birinci cildin sonunda eseri nasıl ve hangi amaçla hazırladığını şu sözlerle ifade ediyor: "Hakikatler kitabı demeye layık olan bu 'Hikem-i Ataiyye' kitabı iki senedir Ramazan aylarının sahur vakitlerinde 'Sahurlarda bereket vardır, sahur vakitlerini değerlendirin!' hadis-i şerifinden faydalanarak nazım ve nesir olarak yazmakta olduğum şerh ve tercümenin birinci cildi H. 1315 senesi mübarek Ramazan ayının ikinci Perşembe gecesi Medine-i Münevvere'de tamamlandı. Kudsilerin tecelli yeri olan Ravza-i Mutahhara'nın minarelerinde müezzinlerin salat ve selamlarının miskiyle sona erdi. 'Vallhu veliyyü't- tevfik.'"

Ataullah Hazretleri ikinci cildin sonundan itibaren dostlarına yazdığı mektuplara yer vermiş. Bu mektuplar da tasavvuf hakikatlerini, seyr-i süluk bahislerini ihtiva ediyor. Şarih bu mektuplara da şerh düşmüş. Eserin belli bir kısmını burası dolduruyor. İkinci cildin sonunda da eserin şerhinin ne zaman bitirildiğine dair not düşülmüş. Ataullah İskenderi hakkında malumat da veren bu kısım Şazeli tarikatının velisi Ataullah İskenderi'yi okuduğumuz eserinin ardından daha yakından tanıma imkanı sunuyor.

Kısaca şarihten de söz açacak olursak, Hafız Ahmed Mahir, Kastamonu'da doğuyor. İslami ilimlere vakıf aynı zamada memurluktan gelen bir ailenin mensubu. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Kastamonu milletvekili olarak Meclis-i Mebusan'a giriyor. Darülfunun İlahiyat Fakültesi'nde ve Medresetü'l Vaizin'de tefsir ve kelam dersleri okutuyor. TBMM'nin ikinci döneminde de mecliste bulunan Hafız Ahmed Mahir 4 Eylül 1925'te memleketinde vefat etmiştir.

Kastamonulu Seyyid Hafız Ahmed Mahir'in dili oldukça ağır. Eserin herkes tarafından anlaşılması mümkün değil. İhtimal ki şarih de bunu istemiş. Ehil olmayan insanların elinde yanlış yorumlanmasına imkan vermemesi için dilini ağır tutmuş olduğu düşünülüyor. Kitabı günümüze kazandıranlar da bunu göz önünden kaçırmayarak sadeleştirmede aşırıya gitmemişler. "Asgari bir tasavvuf kültürüne sahip" insanlara hitap eden bu eserin, asıl üslubuna sadık kalınarak şerh edildiği de önsözde ifade ediliyor.

 

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.