‘Dünya; küfür ile ayakta durur da, zulüm ile durmaz.’*

 

Cihan bağında ey dil,

Budur maksûd-i ins ü cin:

Ne senden kimse incinsin,

Ne sen bir kimseden incin.

 

Cenab-ı Hak Kur’an da; kâfirleri kendisinin ve mü’minlerin düşmanları olarak bildirmiştir. Peygamber ve insanların düşmanları ise şeytanlardır.

Hiç şüphesiz ki, bizde bu dünyada yaşıyoruz. Diğer milletlerden huzursuzluk bakımından hiçbir farkımız yok, biraz fazlamız var dersek yalan söylemiş olmayız. Çeşitli ideolojik çarpışmalar, bu ideolojik fikirler etrafındaki kümelenmeler, kümelerin birbirine karşı husumetleri’ Öte yandan bir ruhî buhran; ruhî buhrandan doğan terörist bir ruh hali. Gittikçe birbirini sevmeyen, nefsine dönük insan ve taklitten öteye geçemeyen münevver tipleri’ Neticede marazî bir cemiyetin, ruh halini belirten gündelik taze olaylar. Yani çeşitli cinayet şekilleri, gayri ahlaki davranışlar, rüşvet ve yolsuzluk halleri ve Müslüman Milletine yakıştırılamayan birçok hadiseler; hasta bir toplumun hastalığının teşhisine yeter ve artar bile’


‘Onlar zulme uğradıklarında yardımlaşıp haklarını alırlar.’**



"Halkı sâlih ve muslih (ıslahatçı) olduğu halde Rabbin bir haksızlık ile memleketleri (yıkıp) helâk etmez."***

 



Bir devleti, yalnız küfrü sebebiyle helâk etmesi, Allah'ın sünnetinden değildir. Fakat devlet, küfrüne zulüm eklerse durum farklı olur’

 


Zulme karşı durmak

‘Takvâ, her işte Hakk’ın rızasını aramaktır ve bunu yapana muttaki denir’

Hakk’ın rızası ise halkın rızasındandır’

Halkı memnun etmek, Hakk’ın hoşnûdisini ve en büyük sevabı istilzam eder. Bu da nâsın hukukuna azami itina ile mümkündür’

Ferdin manevi kazancı, ancak bu sayede temin edilir. Cemiyet ise her türlü afetlerden ancak bu sayede kurtula bilir. Cenâb-ı Hakk’ın Kur’an-ı Kerim’inde: ‘Sizden yalnız zulmedenlere münhasır kalmayan felâketten korkunuz.’ (Enfâl, 25)mealindeki inzârı, insanı düşündürmek için kâfidir. İşte bu afet, başkasının hakkı çiğnenirken lâkayd kalmanın cezasıdır. En büyük cihad, en makbul amel-i sâlih merhum Mehmet Akif’in dediği gibi:

‘Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.’

Beytinden adaletin temin için zulme karşı durmaktan ibarettir’’ (1)

 


Filistin'de, Suriye'de, Irak'ta, Mısır'da, Myanmar’da, Pakistan’da, Doğu Türkistan’da... ve şimdi bayram öncesi Müslüman milletlerden akan oluk oluk kan, tüm insanlığı ve yerli işbirlikçileri bu kan gölünde boğacak ve yok edecektir’.


Günümüzde cahiliye ruh yansıması Siyonizm şeklinde yansıyor, dünya faiz sisteminin sembolü olan Kapitalizm ile hayvani suç şebekesi olan emperyalistler, dünya gençliğine, insanlığına uyuşturucu yetiştirip pazarlayarak yeryüzünde bozgunculuk yapmaya devam ediyorlar’


İşte Batı medeniyetinin suç şebekesi olan Emperyalistler, insanların, bir milletin iradesini zorla silahla çalacaksınız, onların gösterdiği barışçı gösteriler üzerine de şiddet kullanacaksınız, katliam uygulayacaksınız, insanları öldüreceksiniz’


Ve bunların Müslüman milletlerin gözü önünde yaşanmış olması gerçekten çok düşündürücü olduğu kadar da, bütün dünyaya karşı Emperyalistlerin güç gösterisinin ilamından başka bir şey olmadığını iyi bilmeliyiz’


Dünyadaki İslam milletine ve Filistin’deki zulme vicdan sahibi, iman sahibi mü’minler destek veremedi ki, Yahudi-Hristiyan kültürü ile Roma-Yunan mirasının bir yansıması olan Batı medeniyeti ve Batılı halklarda şiddet ve katliama sessiz kalarak bozgunculuğa zemin hazırlamaya devam etmişlerdir’


Yani, Batı dünyası kendi halklarından başka hiçbir halka insani ve İslami yaşama hakkını tanımazlar’



İşte bu Emperyalist fasıklar, yeryüzün de fitne ve fesat saçıyorlar!..

O fasıklar öyle kimselerdir ki, yürekleri kanatıp, gönülleri sızlatmaya devam etmektedirler’ ve devam edeceklerdir’

 

 


‘Filistin’de, Mısır’da, Irak’da, Suriyede, Doğu Türkistan, Myanmar’daki zulme vicdan sahibi, iman sahibi mü’minler destek veremez’



Bu hakikat Müslümanlık adına, İslam adına utanç vericidir. Sadece Filistin’de olup biteni değil, dünyanın herhangi bir yerindeki zulme Müslümanın tepki göstermesi, mazlumun yanında yer alması, onun üzerinden o zulmü, haksızlık ve adaletsizliği ortadan kaldırmak için en azından bir çaba içerisinde olması, kalbinin onun yanında yer almaması İslam’ın her Müslüman’a yüklediği bir vazifedir’



İslam dünyasında olup bitenlere karşı bu insanların ve biz Müslümanların neden bu kadar duyarsız olabildiğini her birimizin sorgulaması gerekiyor. Müslümanlara düşen, dünyanın neresinde olursa olsun zulmün ortadan kalkmasına çalışmak, hakkın, adaletin, ahlakın, erdemin, faziletin, geçerli ve egemen olması için büyük bir çaba göstermek, gözyaşını dindirmek, bir yerde kan akıyorsa ona engel olmaktır’



Dolayısıyla İslam dünyasında olup bitenler sadece siyasi krizler değil ayrıca bir ilim, fikir ve düşünce krizidir. Bu ilim, fikir ve düşünce krizi de aşılamadığı için mevcut kurumlarımızla, mevcut müesseselerimizle bu da aşılamadığı için bütün bunlar yaşandı’



Bu karabulutların İslam coğrafyasının üzerinden biran önce dağılmasını, Filistin’de, Mısır’da, Irak’ta ve Suriye’deki ve dünyanın muhtelif yerlerindeki kardeşlerimizin, mazlumların bir an önce haklarına, hukuklarına, iradelerine kavuşması en büyük temennimizdir. Ve büyük bir âlimimizin söylediği meşhur bir söz vardır; ’Zalimler için yaşasın cehennem’’ İnsanların kanları üzerinden, insanların gözyaşı üzerinden hiç kimse hükümranlık kuramaz. Kursa bile o zulüm ile hiçbir zaman abad olamaz. Aheste aheste Allah mazlumun hakkını hep zalimden almıştır, alacaktır bu dünyada almasa bile ahirette onlar perişan olacaklardır...’ (2)





Evet, Günümüz şartlarında Hakka kul olmak, gönül rahatlığıyla bu meşgale içinde ibadet etmek; Rahmet, zahmet mukabilinde olduğu gibi, hizmetin en makbulü de meşakkatli olanıdır. Hz. Peygamberimiz şöyle buyurdu: ’Sizden sonra sabır günleri gelecek, o günlerde dininde sabru sebat göstermek, ateşi avuçlamak gibidir. O günün bir salihine elli salih mü’min ecri verilir.’

Yani, her külfetin karşılığı fazlasıyla ecir ve lûtuf olacaktır. Nitekim Efendimiz bir hadisi şerifinde: ’ Fitnelerin vücuduyla beraber Allah’a ibadet, bana hicret gibidir.’ buyurmuştur.




Bize bizden yakın olan Rabbil-'âlemîn şöyle buyuruyor:

‘Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: "Allah'ın yolu asıl doğru yoldur." Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah'tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır.’ (3)




‘Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz’’ (4)




‘Allah sizin düşmanlarınızı çok daha iyi bilir. Allah dost olarak yeter. Allah yardımcı olarak da yeter.’ (5)

"Sakın Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma, gözlerini dışarı fırlatacağı bir güne kadar onları ertelemektedir."




İslam milleti acilen uyanışa geçmelidir. Kalbine doğan ilahi ilham ile ileriyi ve her şeyin iç yüzünü görebilmelidir. Yani her şey de Hakk’ı görüp, Her şey de Hakk’ı işitmelidir’

Cenâb-ı Hak’tan bütün insanlara hidayet ve mü’min kullarına imân-ı kamil ihsan buyurmasını tazarru ve niyaz ediyorum.

 

Selim Elçi, adanapost

27.07.14, Adana



Kaynakça:

*Koçi Bey

** Şûrâ,42/39

***Hûd,11/117

  1. Mahir İz
  2. Prof. Dr. Mehmet Görmez
  3. Bakara,2/120
  4. Nisa,4/144
  5. Nisa, 4/45
  6. İbrahim, 14/42

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.