Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: 131 fonun 66'sı tamamen tasfiye edildi
ANKARA
Şimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Fon meselesinde tasfiye sürecinin öngördükleri hızda ve çerçevede gittiğini vurgulayan Şimşek, tasfiyeyle şeffaflık, etkinlik ve adalet gibi temel ilkeleri belirlediklerini söyledi.
Şimşek, ara ödeme için Türkiye Büyük Millet Meclisinde tasfiyeye ilişkin kanun teklifinin görüşüldüğünü hatırlatarak, kanun geçtikten sonra fonlardaki kaynakların durumuna göre 1 milyon liraya kadar ödemelerin hızlı şekilde yapılacağını bildirdi.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ve diğer bütün ilgili kurumların hazırlıklarını tamamladığına işaret eden Şimşek, tasfiyeyi "olağan" ve "olağanüstü" olmak üzere ikiye ayırdıklarını ifade etti.
"131 fonun 66'sı tamamen tasfiye edildi"
Olağan tasfiyenin mali yapıları nispeten yönetilebilir olan portföy yönetim şirketleri için uygulamaya konulduğuna dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti:
"Toplamda 7 portföy yönetim şirketinin bünyesindeki 131 fon tasfiyeye alındı. Tasfiyeye alınan 131 fonun 66'sı tamamen tasfiye edildi. 7 portföy yönetim şirketinden 3'ünün tam tasfiyesi tamamlandı. 45 bin 747 hesaba 40,8 milyar lira ödendi ve normal tasfiye başarılı bir şekilde gerçekleşti. Normal tasfiyeye tabi ve tasfiyesi tamamlanan 3 portföy yönetim şirketinde para piyasası fonu yatırımcıları bırakın zarara uğramayı, 17 Eylül'e göre ortalama yüzde 1,43 ilave temettü getiri aldılar. Hisse senedinin değerleri şişirilmiş olduğu, yani şirketin temellerinden bağımsız ve fiktif bir şekilde değerler arttığı için hisse senedi yoğun fonlarda yatırımcılar 17 Eylül'deki portföy değerinin ortalama yüzde 58'ini alabildiler. Yani yüzde 42 daha düşük bir ödeme aldılar ama bu tamamen hisse senetlerinin değerlerinin düşüşünden kaynaklanıyor. Hisse senedi fiyatları şişkin olmayan fonlar yine daha yüksek şekilde geri dönüş aldılar."
"Hafta sonu itibarıyla 7 portföy yönetim şirketinden 4'ünün normal tasfiyesi tamamlanacak"
Bakan Şimşek, geçen hafta SPK'nin Hedef Portföy Yönetim Şirketinin fonlarını da normal tasfiyeye tabi tutmaya karar verdiğini belirtti. Hedef Portföy Yönetim Şirketinde 31 fonun olduğunu, bunun 4'ünün para piyasası fonu olduğunu dile getiren Şimşek, "Toplamda 23 bin 925 hesap var. Kurumlarımızın amacı, bu hafta itibarıyla Hedef Portföy Yönetim Şirketini de normal tasfiye sürecine tabi tutup bu süreci tamamlamak. Muhtemelen bu hafta sonu itibarıyla 7 portföy yönetim şirketinden 4'ünün normal tasfiyesi tamamlanmış olacak. Bu niye önemli? Çünkü hem şeffaf hem etkin hem de adil bir şekilde bu süreç yönetiliyor." dedi.
"Atlas'ın sahipleri bir süredir tasfiyeci kurumla diyalog içindeler"
Geriye nispeten büyük 3 portföy yönetim şirketinin kaldığı bilgisini veren Şimşek, "Tera, Pusula ve Atlas bugün itibarıyla olağanüstü tasfiyeye tabi. Atlas'ın sahipleri bir süredir tasfiyeci kurumla diyalog içindeler ve dışarı çıkarılan birtakım varlıkları, değerleri veya fon kaynağını geri iade etme konusunda bir irade ortaya koymuş durumdalar. Bir müzakere süreci var. Sahiplerine ilişkin tedbirler alındı. Tasfiyeden sorumlu kurumun bize söylediğine göre fondan bir miktar kaynak dışarı çıkarılmış, o kaynağın geri iadesinden bahsediyoruz." ifadesini kullandı.
Şimşek, TBMM'deki kanun teklifi kabul edildikten hemen sonra olağanüstü tasfiyeye tabi şirketlerde 1 milyon liraya kadar küçük yatırımcıları ve para piyasası fonu yatırımcılarını önceliklendirecek şekilde süreç izleneceğini belirterek, "Burada da yaklaşık 390 bin hesap, 1 milyon liraya kadar ödeme kabiliyeti olursa temizlenmiş olacak. Bu normal tasfiyeye tabi olan hesaplardan bahsetmiyoruz, olağanüstü tasfiye." diye konuştu.
"Gönüllü iade etmezlerse hukuki süreç Adalet Bakanlığı'mız tarafından işletilecek"
TMSF, Adalet Bakanlığı ve Merkezi Kayıt Kuruluşunun birlikte çalıştığını, geliştirilen algoritmayla bu fonların doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte piyasa bozucu faaliyetlere iştirak edenlerin ve buradan kazanım elde edenlerin hepsinin belirlendiğini vurgulayan Şimşek, şunları söyledi:
"Bunlar liste halinde TMSF'ye ve Adalet Bakanlığına verildi. TMSF'nin yönettiği süreçte 131 fon için 131 tane hesap açtık. Artı, bir tane de genel iade hesabı açtık. 132 tane hesap açıldı. Bu 132 hesaba iki kanaldan kaynak gelecek. Gönüllü iadeler. Burada bir süreç işliyor. Eşik değerlerin hepsini belirledik. Verilerin hepsi duruyor ama önce reel olarak 10 milyon lira ve üzeri buradan kazanım elde edenlere başvurulacak. Bir algoritma var, TEFE-TÜFE ile uyarlanacak. Buradan nemalanan şirketler ve kişiler davet edilecek. Çünkü bunların manipülasyona iştirak durumu veya değerlendirilmesi söz konusu olabilir. Gönüllü iade ederlerse sorun yok, etmezlerse tabii ki hukuki bir süreç Adalet Bakanlığı'mız tarafından işletilecek."
"Bizim için sermaye piyasaları çok değerli"
Şimşek, vatandaşların fonlarda kalan haklarının saklı olduğunu ve hukuken üzerine gideceklerini belirterek, birlikte hareket edenlerin kişisel mal varlıklarına da başvurulacağını bildirdi.
Sermaye piyasalarının bu süreçten çok daha sağlıklı bir yapıyla çıkacağını dile getiren Şimşek, "Geçici tasfiye düzenlemesini Meclise gönderirken Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak kalıcı reform düzenlemesine de çalışmıştık, bir taslağa dönüştürmüştük. Fakat haklı olarak 'Tasfiyeyi önceliklendirelim, kalıcı yapısal düzenlemeleri ise biraz daha sakin kafayla yapalım.' dedik. Çünkü bizim için sermaye piyasaları da çok değerli." dedi.
Bakan Şimşek, sermaye piyasalarının gelişmesini sekteye uğratacak yaklaşım içine de girmeyeceklerini ifade ederek şöyle konuştu:
"Piyasa bozucu faaliyetler, koordineli hareketler, içeriden bilgiyle yapılan alışverişler, bütün bunlara ilişkin çok kapsamlı, yaptırımları ciddi şekilde artıracak, yaptırımlar öncesinde gözetimi, denetimi güçlendirecek yaklaşım içine gireceğiz. Bir kere şunu açıkça söyleyeyim, ilgili kurumlarımızın kurumsal kapasitesini güçlendireceğiz. Bu niye önemli? Çünkü piyasa çok sofistike, çok gelişmiş algoritmalar, birlikte hareketler var. Bizim de bu teknolojileri kullanmamız gerekecek. O nedenle bizim düşüncelerimizden bir tanesi, bu üst kurullardaki insan kapasitesini, kaynağını güçlendirmek. Gerekirse ücret düzenlemelerinden tutun, kadro karşılığı sözleşmeli statüden tutun, gerekirse bizim Vergi Denetim Kurulu'muzda yanlış hatırlamıyorsam bugün itibarıyla 7 bin 100'ün üzerinde müfettişimiz var, oradan birkaç yüz deneyimli vergi müfettişini kanunla, belirli bir sürece tabi tutarak ilgili kurumlarımıza aktaracağız. Burada bağımsız düzenleyici denetleyici kuruluşlar var ve bunların kapasitesinin çok güçlü olması lazım. Mevzuat açığımız varsa o da giderilecek."
"Daha ileri bir düzenlemeye çalışıyoruz"
Denetimi, gözetimi yapacak kurumların da kapasitelerinin güçlü şekilde yeniden tasarlanacağını ve güçlendirileceğini söyleyen Şimşek, "Hazine ve Maliye Bakanlığında yetişmiş insan kaynağı var. Biz kanuni düzenlemeyle bu alanlara önemli bir geçici veya kalıcı insan kaynağı aktaracağız." ifadesini kullandı.
Yeni düzenleme hazırlıklarına ilişkin de bilgi veren Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:
"Şeffaflığı artıran, manipülasyonların yapılmasında kullanılan açıkların çoğu fon rehberiyle kapatıldı. Bu önemli bir adım ama yeterli değil. Dolayısıyla daha ileri bir düzenlemeye çalışıyoruz ve bu düzenlemeleri inanıyorum ki parti grubumuz nihai şeklini verip TBMM'ye bu sene içinde sunar ve kabul görür diye ümit ediyoruz. Fon rehberinin uygulanması ertelenmeyecek. Çünkü doğru bir karar ve uyum konusunda herkes hesabını kitabını ona göre yapsın. Zenginlerin kendi paralarıyla aldıkları riskler ki dünyada buna özel fon deniliyor, bizde de serbest fon deniliyor, serbest fonlar TEFAS'a açılmasa bugünkü düzeyde zaten hiçbir sorun yaşanmayacaktı."
"Fon meselesinin bir daha yaşanmaması için ne gerekiyorsa yapılacak"
Aşırı regülasyon riskini de dikkate alacaklarını vurgulayan Şimşek, sektörle de diyalog içinde olacaklarını ifade etti.
Şimşek, "Ben arkadaşlara 'Sektörde manipülasyona bulaşmamış, 20 önemli büyük fonun yöneticileriyle bir araya gelelim, onları dinlemek istiyoruz.' dedim. Çünkü bu düzenlemeleri sektörle de istişare edeceğiz. Ama eğer fon rehberi sürecinde, SPK'nin bana verdiği bilgiye göre sektörün taleplerini dikkate alsaydık rehber diye bir şey çıkmayacaktı." dedi.
Koordineli işlemlere yönelik sürekli yaptırım ve fiili dolaşım oranlarının kendileri açısından oldukça önemli olduğunu vurgulayan Şimşek, şunları kaydetti:
"Açıklanan fiili dolaşım oranlarının bağımsız bir kurumca doğrulanması bizim açımızdan çok önemli. Çünkü zaten manipülasyonun önemli bir kısmı, bu fiili dolaşımdaki sıkıntılardan kaynaklanıyor. Fiili dolaşımın oranı yeterli mi, değil mi o hususlara çalışılıyor. Vatandaşa satılacak fonların TEFAS'a açık olup olmaması hususu değerlendiriliyor. Sonuçta, kapsamlı bir düzenleme hazırlanacak. Sektörle muhtemelen önümüzdeki ay içinde istişareler de yapılacak. Sonra da nihai kertede grubumuz tarafından Yüce Meclis'in iradesine sunulacak. Bu türden fon meselesinin bir daha yaşanmaması için ne yapılması gerekiyorsa yapılacaktır. Çünkü sermaye piyasaları bizim değer verdiğimiz, reel ekonomi açısından kritik bir alan. Bu tamahkarlara, sahtekarlara bırakmayacağımız kadar değerli bir alan."
"Çıkan para mevduata geçti"
Sorunlu alanı karantinaya alarak, bulaşıcılığı kısıtladıklarını, doğrudan etkilerin sınırlı olacağını ve dolaylı etkilerin de olabileceğini anlatan Şimşek, "Sistemik risk yok derken, genelde bir veya birkaç kurum veya piyasanın belli bir alanında ortaya çıkan bir sorunun yayılarak, ekonomiyi topyekun risk altında bırakması durumu yok." diye konuştu.
Şimşek, bankacılığa bulaşıcılık riskinin, neredeyse yok denecek düzeyde olduğuna işaret ederek, bankaların söz konusu problemli fonlara doğrudan olan riskinin 1,3 milyar lira olduğunu bildirdi. Bankacılık sektöründe yaklaşık 56 trilyon liralık bir aktif olduğunu aktaran Şimşek, bankacılık sektörüne sirayet etmesinin, bankacılık sektörü için bir risk oluşturmasının şu an itibarıyla söz konusu olmadığını vurguladı.
Benzer şekilde, reel sektörün bu fonlarla etkileşiminin, aktiflerin on binde dokuzu olduğuna değinen Şimşek, "Bunlar düşük rakamlar, dolaylı etkileri ben küçümsemiyorum. Bu fon problemi, birçok başka küresel soruna denk geldi. Dolayısıyla borsaya, fiyatlara yansıması normal fon piyasasındaki sorunların yansımasının çok ötesine taştı. Bu arada, fonlardan bir miktar çıkış oldu. Geçen hafta cuma itibarıyla fonlardan çıkış, büyük oranda durdu. Eylül başından bu yana fonlardan net çıkış yaklaşık 647 milyar lira, bunun 287 milyar lirası yabancıların çıkışı. Riskten bir kaçınma var, fakat o da durdu. Bu kalıcı bir çıkış mı, dönüşü olacak mı, ayrı bir konu ama burada en önemlisi çıkan para mevduata geçti. Eylül başından bu yana Türk lirası mevduat artışı 685 milyar lira. Türk lirası mevduatın toplam mevduata oranı, yüzde 62'ye çıktı." ifadelerini kullandı.
Şimşek, özel sektör tahvil piyasasının toplam büyüklüğünün 1 trilyon lira, bu yıl sonuna kadar 1 trilyon liralık toplam tahvil stokunun vadesi gelecek olan kısmının tamamının da 26,5 milyar lira olduğunu kaydetti. Oransal bakıldığında çok cüzi bir alan olduğunu dile getiren Şimşek, şöyle devam etti:
"Buna rağmen ilkesel kararımız var, kamu kaynağı kullanılmayacak diye. Bankalarla Kredi Garanti Fonu (KGF) şu anda iletişimde. Kredi Garanti Fonu'na net bir şekilde şunu söyledik: 'Biz Hazine olarak taraf olmayacağız, kaynağımızı kullandırmayacağız, yani garanti vermeyeceğiz.' KGF kendi öz kaynaklarından, bu manipülasyona bulaşmamış, özel sektör tahvillerine ilişkin bir kredi çerçevesi oluşturursa buna olumlu bakarız."
"MSCI'nın açıklaması oldukça yapıcı"
Şimşek, özel sektör tahvillerine ilginin azaldığını, KGF'nin kendi öz kaynaklarıyla bir paket konusuna çalışıldığını, sektör temsilcileriyle bir araya geleceklerini anlattı.
MSCI'nın (Morgan Stanley Capital International) Türk hisse senetlerine yönelik belirli endeks değişikliklerini dondurduğunu açıklamasına da değinen Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"MSCI'nın açıklaması oldukça yapıcı, süre vermesi önemliydi. Dolayısıyla sağlıklı işleyen bir fon piyasası, borsa, yani sermaye piyasaları açısından bu talepler son derece makul. Onların sorun olarak ifade ettiği hususların üzerine gideceğiz, zaten gidildi. Fon rehberiyle çok güçlü bir adım atıldı. Mevzuat, şeffaflığı artıracak önemli bir konu, yaptırımlar önemli bir konu ama uygulamada etkinlik en kritik konu. Uygulamada etkinlik için ilgili düzenleyici ve denetleyici bağımsız kurumlarımızın kapasitesini, mevzuatı nasıl güçlendiririz? Bireysel inisiyatiflerin ötesinde algoritmalarla, yani zamanında müdahaleyi nasıl sağlarız hususu dahil olmak üzere, bu konular çalışılacak. Güvenilir, sürekli yaptırım ve ağır yaptırım hususu kalıcı düzenlemeler içinde var. Ağustostan bu yana, Amerikan Merkez Bankası faizleri artırdı. Faizleri daha da artırması gerektiğine ilişkin piyasanın güçlü bir beklentisi var, küresel finansal koşullar sıkılaşıyor. Borsada bir değer kaybı var ama bunları bundan bağımsız düşünemezsiniz. MSCI endeksinin tamamına bakarsanız, yüzde 4 aşağıda. Bütün gelişmekte olan ülkelerden şu son dönemde çıkış var, riskten kaçınma var."
Şimşek, petrol fiyatlarında mayıstaki zirvenin tekrar yakalandığını, bunun etkisinin reel ekonomiye, gelişmekte olan ve petrol, doğal gaz ithal eden ülkelere olumsuz yansıdığına işaret ederek, gelişmiş ülkelerde faiz oranlarının son 20-25 yılın zirvesine çıktığını bildirdi.
"Önceliğimiz tasfiye sürecini şeffaf ve adil yönetmek"
Dünya piyasasındaki gelişmelere de dikkati çeken Şimşek, gelişmekte olan pek çok ülke borsasında yüzde 23'lere kadar düşüş olduğunu aktardı.
Türkiye ekonomisinin, son 3 yıldır şoklara karşı rüştünü ispat ettiğinin altını çizen Şimşek, şöyle konuştu:
"Uyguladığımız program sayesinde, şoklara karşı dayanıklılığımız çok güçlendi, bunu işin uzmanları söylüyor. Standard & Poor's ve Fitch, bu konularda açıklama yaptı, hepsi bu sürecin daha sağlıklı bir sermaye piyasası açısından olumlu gördüğünü, reel ekonomiye kalıcı, sistemik bir riskin olmayacağını ifade etti. Aklı başında herkes diyor ki, 'Türk sermaye piyasası, çok daha güçlü, sağlıklı bir zemine kavuşacak ve bu sağlıklı işleyiş dünyadan da kaynak çekecek, Türkiye'den de insanların güvenli bir şekilde tasarruflarını değerlendirdiği bir alan olacak.' Gelinen noktada bizim şu anda önceliğimiz, bu tasfiye sürecini etkin, şeffaf ve adil şekilde yürütmek. Buna ilişkin Meclis'ten kanun çıkar çıkmaz, ben sürecin başka ülkelerle karşılaştırılamayacak kadar hızlı ve güvenli şekilde gideceğine inanıyorum. Nitekim normal tasfiyede zaten hiçbir sorun yaşanmadı. Hisse senetlerinin değeri iner, çıkar bunlar geçici gelişmelerdir. Önemli olan reel ekonomidir." şeklinde konuştu.
Şimşek, Türkiye'de sadece para politikası değil, makroihtiyati tedbirler üzerinden de bakıldığında, ciddi bir politika tepki alanı bulunduğuna işaret ederek, ekonomide ciddi bir yavaşlama olursa karşılık verebileceklerini söyledi.
Maliye politikasında da çok ciddi avantajları bulunduğunun altını çizen Şimşek, "Geçen sene gelişmekte olan ülkelerin bütçe açığının milli gelire oranı neredeyse yüzde 6, bizde yüzde 2,9. Gelişmekte olan ülkelerde bu sene ortalama bütçe açığı yüzde 5,8, bizim bütçedeki tahminimiz ki temkinli bir tahmindir, altında da olabilir yüzde 3 civarı. Gelişmekte olan ülkelere göre bizim bütçe açığımız yarı yarıya daha düşük. Kamunun iç ve dış borç, brüt borç stokunun milli gelire oranı yüzde 22 civarı, gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 78'ler civarı. Küresel, jeopolitik gelişmelerin ve içerideki bu fon meselesinin reel ekonomiye dolaylı etkileri olabilir. Bu dolaylı etkileri yönetmek için bizim politika geliştirme alanımız güçlü." ifadelerini kullandı.
"Kamu kaynağını kullandırtmayacağız o bizim ilkemiz"
Şimşek, bu dönemde ihracatçıların finansmana erişimini artırmak için günlük kredi limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya çıkarttıklarını, imalatçı KOBİ'lere 250 milyar lira sübvansiyonlu kredi vermesinin önünü açtıklarını, YTAK'ta ciddi bir kaynak olduğunu, reel sektörde istihdamda ilave programlar oluşturduklarını ve bu alanlara odaklanmaya devam edeceklerini anlattı.
Küresel arka planın zorlu olduğuna işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi neredeyse bir ateş çemberindeyiz. Çok büyük ihtimalle geçici bir yavaşlama olsa da bu ciddi bir şekilde dezenflasyonisttir ve politikada tepki alanımızı genişletecektir. Biz bu süreçleri seyretmeyeceğiz, seyretmiyoruz. Fon konusunda biz dedik ki 'Kamu kaynağını kullandırtmayacağız' o bizim ilkemiz, biz reel ekonomiyi destekleyeceğiz. Bu sıkıntıları aşmak için ve küresel sıkıntıların Türkiye'ye sirayet etmesini sınırlamak için sürekli programı gözden geçiriyoruz ve güçlendiriyoruz. Ama zorlukların da farkındayız, zorlukları, fon piyasasındaki gelişmeleri de küçümsemiyoruz. Bunlar bizim mutlaka tedbir alıp, bir daha asla yaşanmaması için çok güçlü bir irade ortaya koymamız gereken bir alan. Bu konuda da zerre tereddüt yok, ne gerekiyorsa yapılıyor. Buna bulaşanlar, ortak hareket edenler, piyasa bozucu faaliyetler içine girenlerin hepsi hakkında adli makamlar gereğini yapıyor. Sermaye Piyasası Kurulumuz 7/24 çalışıyor, biz kurumlarımızı güçlendireceğiz."
"Çeşitlendirme çabalarımız devam edecek"
Şimşek, AB ile hukuki bir zeminleri olduğunu vurgulayarak, (Made in Europe) AB'nin küçük hesaplarla, Türkiye'yi dışlayabileceğine inanmadığını dile getirdi.
Herhangi bir alanda, bir bölgeye veya bir ülkeye aşırı bağımlı olmanın, ulusal bir güvenlik riski olduğunun altını çizen Şimşek, şunları ifade etti:
"Bizim önümüzdeki orta-uzun vadede, sürekli şekilde risk azaltma, çeşitlendirme yapmamız lazım. Avrupa'yla çok derin bir ekonomik ve hukuki bir entegrasyonumuz var, ben kimsenin buna zarar vereceğine inanmak istemiyorum. Eninde sonunda Türkiye önemli bir ekonomi. Bugün kim ne derse desin Türkiye nüfus, satın alma gücü paritesi itibarıyla, yani bütün boyutlarıyla şu anda dünyanın en büyük ekonomilerinden biri. Ben inanıyorum ki, hiç kimse Türkiye'yi tamamen dışlayan bir yaklaşım içine giremez. Biz şu anda, Kanada ile serbest ticaret anlaşmasını müzakere ediyoruz. Japonya ile Uzak Doğu ile Körfez ülkeleriyle konuşuyoruz. Afrika ile çok ciddi inisiyatiflerimiz var. Bunları niye yapıyoruz sanıyorsunuz? Biz Türkiye'nin ekonomisinin veya herhangi bir alanının bir bölgeye veya bir ülkeye veya birkaç ülkeye bağımlı olmasını risk olarak görüyoruz. Onun için, bu çeşitlendirme çabalarımız devam edecek."
Kaynak:AA
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.