Adana operasyonlarında sıra kimde?

Adana operasyonlarında sıra kimde?


Adana güne yine sarsıcı operasyon haberleriyle uyandı. Bir yanda Çukurova Belediyesi’ne uzanan iddialar, diğer yanda kurgu trafik kazalarıyla yürütülen ve devasa meblağların döndüğü tezgahlar...

Tutuklamalar, cezaevine gönderilen şüpheliler ve yürütülen soruşturmalar işin vehametini net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Uyuşturucu, mafya, belediye, kurgu trafik kazaları...

Memleketi pislik götürüyor; kokuşma ve çürüme her yerde. Arkası gelecek mi? Kuvvetle muhtemel. Daha girilmedik kişi ve kurumlar var mı? Olabilir. Bu işin sağı, solu, dindarı kalmadı.

Hırsızın ve arsızın kimliğinin, inancının bir önemi yok; her biri bir şeylerin ardına sığınarak çalıyor, kılıfına uyduruyor, hakkı olmayan kazançlarla gününü gün ediyor. Kimi yurt içinde, kimileri yurt dışında yiyor, içiyor, yatıyor, kalkıyor.

Fotoğrafın geneline baktığımızda manzara sadece Adana ile sınırlı değil. Türkiye genelinde fon dolandırıcılıkları, belediye soruşturmaları, hal operasyonları, fahiş fiyat vurgunları ve spor camiasındaki kirli ilişkiler... Her alanda, her meslek grubunda ne yazık ki kirli işlere bulaşan birileri çıkıyor karşımıza.

Sosyal medyayı açın ya da sokaktaki insana kulak verin; herkes iyilikten, güzellikten, haktan ve hukuktan dem vuruyor. Herkes hırsızlığa, yolsuzluğa ve haksızlığa karşı en sert cümleleri kuruyor, ideal ilkeler sıralıyor.

Ancak pratik hayata, günlük akışa baktığımızda adeta memleketin çivisi çıkmış durumda. Söylem ile eylem arasındaki bu devasa uçurum, toplumsal güveni temelinden sarsıyor.

En gür sesle dürüstlük nutku atanların, en cilalı laflarla kitleleri büyüleyenlerin arkasından kelepçeler, adliye koridorları ve utanç verici dosyalar dökülüyor.

Bir kısım yapıların ve temsilcilerinin adları; yolsuzlukla, usulsüzlükle ve hatta kulaklara gelen cinsel istismar gibi ahlak dışı iddialarla anılır hale geldi. Bu noktada sormak zorundayız: Bu kurumlarda hiç mi gören, hiç mi duyan, hiç mi bilen yok?

Bir yapının içinde bu kadar yolsuzluk, ahlaksızlık ve yozlaşma dönerken; o kurumların çalışanları, müdürleri, yöneticileri veya mesai arkadaşları nasıl hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam edebiliyor?

Bu kötülüğe, bu ilkesizliğe şahit olup da susanlar; siz hiç mi Allah’tan korkmuyorsunuz?

Ancak günün sonunda hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmıyor. Bu işin bir dünya boyutu varsa, bir de ahiret boyutu var ki ne avukat işe yarar ne de yalancı şahitler; elleri ayakları dillenir de aleyhine konuşur ne yaptıysa...

Bir ahlaksızlığın, bir yolsuzluğun teşhir edilmesi için illa polisin, savcının kapıya dayanması ya da bir operasyonun patlak vermesi mi gerekiyor? Kapalı kapılar ardında fısıltıyla konuşulan gerçekleri sümen altı etmek, "kol kırılır yen içinde kalır" mantığıyla üzerini örtmeye çalışmaktır; bu ise o suça ve o vebale ortak olmaktır.

Toplumun artık bu cilalı sözlere, süslü vaatlere, sahte maneviyat gösterilerine ve aymazlığa tahammülü kalmamıştır. Ne belediyelerde ne hal idarelerinde ne de manevi sorumluluk üstlendiğini iddia eden kurumlarda bu çürümüşlüğün barınmasına izin verilemez.

Polisin veya yargının müdahalesini beklemeden, her kurumun ve her camianın kendi bünyesindeki bu ahlak yoksunlarını derhal temizlemesi gerekmektedir. Topyekün bir arınma artık kaçınılmazdır.

Bundan sonra insan ilişkilerimizde, siyasette, ticarette, gazetecilikte ve maneviyatta tek bir ölçütümüz olmalı: Çok konuşan değil, yaşantısıyla örnek olan!

Bize;
Çok konuşup çok çalanlar değil,
Çok konuşup çok dolandıranlar değil,
Sadece kürsülerde dürüstlük abidesi kesilip dinden, imandan, gençlikten, gelecekten bahsedip kapalı kapılar ardında zevk ve sefa peşinde koşanlar hiç değil...

Bize; işini ahlakıyla yapan, dürüst, özü sözü bir, namuslu ve erdemli yaşamıyla etrafına ışık saçan örnek insanlar lazım.

Sözün değerini yitirdiği bu kirlenmiş düzende; hayatıyla doğruyu gösteren, kötülüğe karşı susmayan ve dürüstlüğü bir maske değil bir yaşam biçimi olarak benimseyen gerçek insanlara her zamankinden daha çok muhtacız.

Geliyor gelmekte olan...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahmut Eraslan Arşivi