Erdemle ve İyilikle Yola Devam Edebilmek

Erdemle ve İyilikle Yola Devam Edebilmek
Yeryüzünde iyilik ile kötülüğün mücadelesi tarihin her döneminde sürmüştür. Temel sorumluluğumuz; iyiliğin sesini ve etki alanını güçlendirerek kötülüğün ve olumsuzlukların zemin bulmasını önlemektir. Bu doğrultuda iyilerin sahada aktif olması, erdemli çalışmalarını aralıksız sürdürmesi ve topluma rehberlik eden yapıcı bilinci yaşatması büyük bir önem taşımaktadır.

Bugün maalesef kötülüğün sahası aktiftir; alkol, uyuşturucu, kumar, fuhuş, haksız kazanç ve faiz gibi birçok gayrimeşru unsur ne yazık ki kurumsallaşmıştır. Hatta yasallaşan bazı olumsuzluklar, vesikalı bir biçimde toplumsal bünyeyi zedelemektedir.

Günümüzde toplumumuz da haklı olarak kanaat önderlerinden, sanatçılardan, siyasetçilerden ve iş dünyasından; dürüstlük, şeffaflık ve güven beklemektedir. Bizler bu beklentiye en güzel şekilde karşılık vermeli; toplumun güven duyacağı, yapıcı, birleştirici ve ilkeli bir duruşun temsilcisi olmalıyız.

Sosyal medyada ve çeşitli mecralarda odak noktasını şaşırtarak sürekli Müslümanları ve onların kurumlarını hedef gösteren, yapıları ve oluşumları dağıtmaya, fitne çıkarmaya çalışan kimseler bulunmaktadır. Bilinmelidir ki bu zihniyet, Hucurât Suresi’nde işaret edilen ahlak anlayışından uzaktır.

Müslümanlar arasındaki ihtilafları körükleyenleri ciddiye almadan, büyük bir ciddiyetle işimize odaklanmalıyız; zira fitne çıkarmak manevi ve toplumsal tahribat açısından ağır bir vebaldir.

Biz Müslümanların sorumlulukları oldukça fazladır. Misyon sahibi kişilerin kendi içinde tutarlı, istikrarlı ve ilkeli bir birlikteliğe ihtiyacı vardır. Kötülüğün bertaraf edilmesi için öncelikle kardeşlik hukukuna riayet edilmeli ve iyiliğe odaklanılmalıdır.

Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de, Fussilet Suresi 34. ayet-i kerimede şöyle buyrulmaktadır:
"İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel olan şeyle sav; o zaman seninle aranızda düşmanlık bulunan kimsenin sanki sıcak bir dost olageldiğini görürsün."

Hz. Muhammed (sav) de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
"İyiliğe öncülük eden, onu yapan gibidir." (Tirmizî, İlim, 14)

Medeniyetimizin köşe taşları olan âlimlerimiz ve kanaat önderleri, iyiliğin sadece ferdî değil, toplumsal bir huzur anahtarı olduğunu her daim vurgulamışlardır:

İmam Gazalî (k.s.): "İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Kalpleri kazanmanın en emin yolu, karşılıksız bir tebessüm ve samimi bir iyilik elidir."
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî: "Gül bahçesi gibi ol; diken olsan bile seni sevenleri yaralama. İyilik et ki, kötülüğün bile kılıcı kınından çıkamasın."

Yunus Emre: "Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle baktı / İki cihan bedbahttır, kim gönül yıkar ise" diyerek sevgiyi merkeze almış ve eklemiştir: "Ben gelmedim davanız için, benim işim sevgi için / Dost’un evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim."

Mehmet Âkif Ersoy: İyiliğin ve fedakârlığın toplumsal dirilişteki rolünü şu mısralarla dile getirmiştir: "Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, / Dinmez idka, sünnet idka, hele hele geğerim! / Yerden kesilen göklere kanat açar, / Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?"

Sezai Karakoç: "İyilik, sadece bir lütuf değil; insan kalabilmenin, insanlık onurunu ayakta tutmanın tek yoludur" diyerek iyiliğin çağımızdaki aktif duruşuna dikkat çekmiştir.

Bu şuur ve sorumluluk bilinciyle; kısır tartışmaları ve ayrıştırıcı ihtilafları bir kenara bırakarak ortak değerler ve toplumsal ittifaklar etrafında birleşmeliyiz. Birlikteliğimizi pekiştirecek, ortak akılla ve istişareyle kalıcı adımlar atmalıyız.

Yüce Rabbimiz Saff Suresi 4. ayetinde bu dayanışmanın ruhunu şöyle vurgular:
"Şüphesiz Allah, kendi yolunda duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf hâlinde mücadele edenleri sever."

Gelinen noktada Müslümanlar tutarlı, örnek ve nitelikli bir yaşam tarzı ortaya koyarsa, insanlık Nasr Suresi'nde işaret edildiği üzere huzur iklimine yönelecektir. Zaten insanlığın en acil sorunlarının çözümü, İslam’ın evrensel ilkelerinde saklıdır. Bu ilkeleri topluma yaşantısıyla aktaracak olan yine Müslümanlardır.

Umutsuzluğa yer yoktur! Topluma umut vermeye, yapıcı diyalog yollarını açık tutmaya devam etmeliyiz. İyiliğin evrensel değerlerine yürekten inanmalı; bu değerleri somut, faydalı ve kucaklayıcı icraatlarla hayata geçirmeliyiz.

Çünkü asıl marifet; hayatın zorlukları karşısında, karşılığını yalnızca Yaratıcı'dan bekleyerek iyilik yapmaya, merhametle yaklaşmaya ve insanlığa umut olmaya kararlılıkla devam edebilmektir.

Hz. Yakup'un evlatlarına söylediği şu ilahi fermanı rehber edinmeliyiz:
"Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin; çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez." (Yûsuf, 87)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahmut Eraslan Arşivi