Altın Koza, Milletin Parası ve Bitmeyen Sanat Maskeli Provokasyonlar

img-1859.jpeg

Altın Koza, Milletin Parası ve Bitmeyen Sanat Maskeli Provokasyonlar

Bir şehir düşünün… Büyükşehir statüsünde olmasına rağmen, hizmet noktasında hâlâ bir ilçe görünümünün dışına çıkamamış. Yolları, altyapısı, kentsel dönüşümü, mimari ve fiziki yapılanması yıllardır beklenen seviyeye ulaşamamış. Hangi parti gelirse gelsin Adana’nın bu makus talihi bir türlü değişmiyor.

Ancak ne hikmetse, iş hizmete ve altyapıya gelince “bütçe yetersizliğinden” dem vuran yerel yönetimler; kültür-sanat, konser ve festival adı altında düzenlenen birçok organizasyona trilyonlarca lirayı nereden, nasıl buluyorlarsa buluyorlar?
Yıllardır düzenlenen Altın Koza Film Festivali’ni ele alalım… Sormak lazım: Bu festival yıllardır bu şehre ve bu milletin insanına ne kazandırdı?

Festival biter bitmez unutulup giden, Adana’nın fiziki ve ekonomik yapısına dişe dokunur hiçbir katkısı olmayan kültür-sanat adı altındaki bu etkinlikler için harcanan kaynaklar, tüyü bitmemiş yetimin hakkı değil midir? Hangi kriterlere göre seçildiği belli olmayan konuklar, kime ne faydası olduğu tartışmalı organizasyonlar ve arkasında bırakılan devasa bir israf bütçesi…

Üstelik mesele sadece bütçe ve hizmet yetersizliği de değil.

İşin daha acı ve can sıkıcı tarafı, kamu bütçesiyle ağırlanan bazı isimlerin, milletin parasını alıp yine milletin inancına, değerlerine ve kutsallarına dudak büken üstten bakmayı ve hakaret etmeyi bir gelenek haline getirmiş olmasıdır. Bunun son örneğini yine Altın Koza sahnesinde gördük. Ahir ömründe yaşlılığın ve sağlık sorunlarının gölgesinde kalmış İlyas Salman gibi isimleri, milletin karşısına çıkarıp konuşturuyorlar.

Peki, çıkıp kültürümüze bir katkısı olacak, sanat ve sanatçı adına gençlere yol gösterecek bir konuşma mı yapıyor? Hayır tam tersine saçmalıyor kültür sanat dışında her şeyi konuşuyor…

Sanat hayatı boyunca rol aldığı filmlerde muhafazakâr halkın duygularını ve ekran karşısındaki ilgisini sömürerek ekmek yemiş birinin; bugün geldiği noktada her fırsatta İslam’a, Müslümanlara ve milletin manevi değerlerine üst perdeden bakması, Allah ve ahiret inancını inkar eden konuşmalar yapması kültür müdür, sanat mıdır?

İlk film çektiği dönemlerde birçok İslami kavram ile rol kesen İlyas Salman; "Ben ateistim, inancım yok, bu kavramlarla bu filmde oynamam ikiyüzlülük olur" demedi. Eğer o dönemde “Ben ateistim, Allah’a ve ahirete inanmıyorum” diyerek bu işlere soyunsaydı, belki de bugün asgari ücretle geçinmeye çalışan ortalama bir vatandaş olacaktı. Ekmek yediği yere ve bu milletin inancına, değerlerine saygısızlık eden, konuştukça saçmalayan bir kişinin yaptığı sanatçılık mıdır?

İnançsızlığını bir marifetmiş gibi sunmaya çalışan, konuşurken dahi ayakta durmakta zorlanan isimleri kamu kaynaklarıyla getirip ödüllendirmek, milletin karşısına konuşmacı olarak çıkarmak hak mıdır, helal midir?

Sadece belediyeleri veya belediye başkanlarını değil, bu tablonun önünü açan mekanizmayı da sorgulamak zorundayız. Kültür ve sanat; toplumu ayrıştıran, millete tefrika sokan, LGBT, ateizm ya da deizm propagandasına dönüştürülen bir kalkan olamaz. Ama maalesef tüm bunlar kültür-sanat adı altında, belediyelerin etkinlikleriyle topluma empoze ediliyor. Toplumun birliğine, dirliğine, maneviyatına ve kardeşliğine kasteden, insanları tahrik eden hiç kimseye; hele de devletin, belediyelerin ve bürokratların eliyle imkan sağlanmamalı ve bu rezalete bir son verilmelidir.

Eğer bu ülkede kültür ve sanat konuşulacaksa, bu iş belediyelerin siyasi şov ve israf alanı olmaktan derhal çıkarılmalıdır. Yerel yönetimler asli görevleri olan yola, altyapıya ve kentsel hizmete odaklanmalıdır.

Gerçekten sanat ve sanatçı keşfedilecekse, kimin ülkeye ve sinemaya katkı sağladığı tespit edilecekse bu görev Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ait olmalıdır. Bakanlık, Türkiye genelinde şeffaf ve kamuoyunun katıldığı bir anket yapar; halkın ve uzmanların oylarıyla gerçekten hak eden kişilere sembolik, sade ama prestijli ödüllerini verir.

Milletin parasıyla milletin inancıyla alay edilmesine, sahnelerin birer ideolojik propaganda merkezine dönüştürülmesine artık bir son verilmelidir. Bu milletin sırtından geçinip, bu milletin kutsallarına sövenlere plaket ve para dağıtma devri kapanmalıdır.

Çünkü bu halkın harcanacak tek bir kuruş israf parası da, incitilecek tek bir manevi değeri de yoktur. Artık yetsin!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahmut Eraslan Arşivi