Olumsuz Algılara Değil, Vicdanınıza Kulak Verin

Olumsuz Algılara Değil, Vicdanınıza Kulak Verin


​Birilerinin "yardım toplama" adı altında istismarda bulunduğu bir gerçek midir? Ne yazık ki evet. Ancak bu tür eylemleri kimin yaptığı ya da kimden güç aldığı hiçbir önem taşımamaktadır; zira usulsüzlük her yerde usulsüzlük, istismar her yerde istismardır.

​Peki, bu yolda gece gündüz demeden, işini samimiyetle, şeffaflıkla ve mevzuata uygun şekilde yürüten kurumlarımız yok mudur? Şüphesiz ki vardır.

​O halde sormak gerekir: İstismar edenleri tespit edip hukuki süreçlerle bertaraf etmek yerine, sırf birilerinin yanlışları yüzünden iyilik hareketlerinin tamamını hedef almak, yardım gönüllülerini ve hayırseverleri bu faaliyetlerden soğutmak ne kadar doğrudur?

İyilik mücadelesine zarar veren bu olumsuz algıya kapılarak "öz eleştiri" adı altında söz konusu algıyı beslemek ve insanları infaktan, yardımlaşmadan uzaklaştırmak büyük bir sorumluluk ve vebal değil midir?

​Burada asıl görev denetleyici mekanizmalaradır. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü gibi ilgili kurumlarımızın süreçlerde çok daha aktif rol alması; istismarcılara, çıkar odaklarına ve vurgunculara asla fırsat vermemesi gerekmektedir. Şeffaf çalışan yapılar ile suistimal edenlerin titizlikle ayırt edilmesi, toplumdaki iyilik hareketlerinin önünü açacaktır.

​İslam dini; yardımlaşmaya, dayanışmaya, zekat ve infak kültürüne büyük önem verir. Bizler, varlıkta da darlıkta da, gizli ve açık olarak yardımlaşmaya devam edeceğiz. Bu duruş yalnızca vicdani bir yaklaşım değil; inancımızın bir emri, Sevgili Peygamberimizin sünneti ve insan fıtratının vazgeçilmez bir gereğidir. İyiliğin inançlısı ya da inançsızı yoktur; fıtratının sesini dinleyen her insan doğallıkla merhametin yanında yer alır.

​Yıllardır insani yardım alanında aktif olarak yer alan biri olarak; yetimlere, yaşlılara, engellilere ve ülkemizde misafir olan farklı milletlerden ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya gayret ediyoruz. Eğer toplum olarak bu süreçlerin takipçisi ve destekçisi olmazsak, bunun vicdani ve manevi bir sorumluluğu olacağı unutulmamalıdır.

​Nitekim daha dün şahit olduğum bir süreç, bu hakikati bir kez daha gözler önüne serdi:
Doğu Türkistan’daki baskılardan kaçarak Suriye’ye sığınan, orada savaşın ve imkânsızlıkların ortasında ağır hastalıklarla mücadele eden bir ailenin dramına tanıklık ettik. Aylar süren zorlu bir mücadelenin ardından Adana’ya ulaşan kanser hastası 10 yaşındaki bir evladımız, tümörün yayılması ve tedavide geç kalınması nedeniyle ameliyatla tek bacağını kaybetti. Günlerce hastanede yatan bu masum çocuğumuz ve annesi, ciddi boyuttaki hastane masrafları sebebiyle zor durumda kaldı. Yapılan desteklerle masraflar karşılandı ve evladımızın tedavisine devam ediliyor. İlaç ve diğer giderleri için halen süreç takip ediliyor. İşte şahit olduğumuz yüzlerce insani hikâyeden sadece biri budur...

​Her kurumda veya yüzlerce yapı arasında yanlış yapan münferit kişilerin çıkması mümkündür. Ancak bu münferit yanlışları genele yaymak, toplumsal yardımlaşma ruhumuza vurulmuş büyük bir darbe ve haksızlıktır. Yanlış yapanları asla savunmayacağımız gibi; yetime, mağdura ve muhtaca uzanan ellere engel olunmasına da sessiz kalamayız.

​Toplumsal dayanışmadan, infaktan, mazlumlara sahip çıkmaktan ve iyiliği yaymaktan asla vazgeçmemeliyiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahmut Eraslan Arşivi