Fiyat istikrarına halel gelmesin!

Akdeniz'deki Türkiye – Almanya gerginliğiyle birlikte kendini birden yukarı atan kur, yönünü aşağı çevirdi. Oluşan siyasi kriz ortamında 8 lirayı zorlayan dolar/TL, krizin aşılması ve banka aktif rasyosu ilkelerinin yürürlükten kaldırılmasıyla 7,50'ler yoluna yeniden yöneldi.

Ekonomide  bir uyanışın olduğu kesin… Ayağa kalkışın “vatan sevdası” olduğunu da kimse inkâr edemiyor. Anlık gelişmeler bizlere birer davet sunuyor ama davete icabeti sağlıklı olarak gerçekleştirebiliyor muyuz, bunu gelecek gösterecek.

Evet, hâlen salgın ve Akdeniz gerginliği kıskacındaki Türkiye ekonomisi; jeopolitik risklerin biraz da olsa geri çekilmesinin yanında Eylül ayı Para Politikaları Kurulu (PPK) toplantısında 200 baz puan ve ardından gelen 19 Kasım’daki 475 baz puanlık toplamda 675 baz puan faiz artışıyla üzerindeki kara bulutları dağıtmış görüntüsü sergiliyor.

Bilhassa 560’lara dayanmış 5 yıllık CDS’lerin bugün itibariyle 200 puan düşüşle 360’lara inmesi en azından ekonomi üzerindeki yüksek gerilimli elektriğin atıldığına işaret ediyor. Zirâ doğrudan olsun, portföy olsun bir yatırımcı, yatırım yapmak için öncelikle o ülkenin CDS’lerine bakıyor.

***

Türkiye’de şu anda gelinen nokta sadece faiz artışlarıyla sağlanmadı elbette… Eylül ve Kasım aylarında swap kısıtlamalarındaki gevşeme,  Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi’nin (BSMV) yüzde 1’den binde 2’ye çekilmesi, stopajların düşürülmesi, bankalar arası para piyasasında borç alabilme limitlerinin sıfırlanması, banka aktif rasyosu uygulamasına son verilmesi ve iki yılın ardından 10 yıllık tahvil ihracının yapılması normalleşme olarak algılanabilir.

Ancak bu yılın başından itibaren Borsa İstanbul’daki 3,5 milyar dolarlık yabancı çıkışına karşılık BIST 100 endeksinin yüzde 15 yukarıda olması ne ile ifade edilir, derseniz?.. Bunun tam karşılığı yerli yatırımcı… Yani milli duygular, derim. Bana sorarsanız ekonomide de ciddi anlamda millileşme ve karşı cepheye karşı savaş yani çata çat mücadele öne çıkmaya başlamış. İşin Türkçesi milli haslet ve hisler, para gücünü geçmeye yüz tutmuş… Flu da olsa fotoğraf bu!

***

Gelelim, dün fazla izahatını yapamadığımız banka aktif rasyosuna…

Mayıs ayından bu yana uygulamada olan ve zaman zaman üzerinde oransal oynamalar yapılan aktif rasyosu yılsonu itibariyle tamamen yürürlükten kaldırılıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) öyle uygun görmüş olacak ki, ekonomideki momentum kaybına rağmen bankaların sorunlu alacakları hafifletilecek ve finans sektörü daha korunaklı hâle getirilecek.

Anlaşılması gereken genel tarif bu diyebiliriz.

Olayı daha iyi kavramak için Borsa İstanbul’da banka hisselerine gelen yoğun alımların yanında sabah saatlerinde 8 lirayı biraz geçen dolar TL kurunda yeniden aşağı dönen hareketi, söz konusu gelişmeye bağlamak lâzım. Kurun 100 günlük hareketli ortalamasının 7,50’ler olduğu düşünüldüğünde, biraz inceleme yapanlar bahsettiğim alana doğru bir yönelişin izlerine rastlayabilir.

***

Geçmişte aktif rasyosu oranlarında yapılan değişiklikle sağlanan kredi büyümesinin dolarizasyonu desteklediğini söyleyenler yok değil. Ancak dolarizasyonun ülkemizde yeni bir olgu olmadığı malûmunuz… Yüksek enflasyonların yaşandığı yıllar öncesinden gelen bir bağımlılık… Bağımlı olan adamı yatıştırayım diye daha fazla müsekkin verirseniz, bağımlılığı daha fazla artar, hatta size zarar da verebilir. BDDK da baktı olacak gibi değil… Bir yandan enflasyonu azdıran, diğer taraftan dolarizasyon ateşine odun atan aktif rasyosu uygulamasına son verdi. Olayı bu şekil anlamak daha isabetli.

Bundan sonra beklenen şey şu:

Bankalar mevduat faizlerini yüzde 20’lere kadar çekecek… Yani ülkede faizler yükselecek. Faiz baskısı; enflasyonu daha doğrusu üretici fiyatlarını girdi maliyeti maharetiyle yukarı itekleyecek ama bugün itibariyle 225 milyar dolara yaklaşan döviz mevduatlarında da bir çözelti görevi üstlenecek…

***

Olur mu? Bilinmez… Bugünden bir şey söylemek zor… Dolarizasyonu çözeceğiz derken bir gözün de enflasyon üzerinde olması gerekiyor ki, fiyat istikrarına halel gelmesin! TL’nin satın alma gücü ne yapılıp edilip, korunsun!

Aktif rasyosunun kalkmasına bir aydan fazla bir zaman var. Söz konusu süreçte mevcut uygulama çerçevesinde bankalar aktif pasif dengesinde rasyo hesaplarına dikkat edecekler. Menkul kıymet stoklarına kadar değerleri ellerinde tutmaya gayret gösterecekler. Tabii bu bir aylık geçici durum… Yılbaşı itibariyle normal seyre geçilecek ve su yolunu bulacak.

225 milyar doları bulan döviz tevdiat hesaplarında Türk Lirası’na dönüşte bir gevşeme olur mu diye sorarsanız… Faizi veya borsayı cazip bulanlar TL’ye yönelecek belki ama bu durum söz konusu döviz mevduatında toplam yekûnun kaçta kaçına tekabül eder, bugünden tahmin etmek mümkün değil.

nalizgazetesi.com.tr / yazarlar

Önceki ve Sonraki Yazılar