Görünmeyen de görünenler.

Sanat tarihçisi Ernst Gombrich, “çıplak göz, kördür” der.

Ne kadar da doğru bir söz değil mi değerli dostlar.Varlık âlemi sadece beş duyu ile hissedilebilenlerden ibaret değildir. İnsan, görme duyusu ile sadece maddeleri görür. Diliyle tatları, kulağıyla sesleri, burnuyla kokuları hisseder. Sadece gözleriyle gördükleri maddi eşyadan ibaret sanarak, büyük bir hataya düşer insanlar. Bu âlemde gördüklerimize oranla göremediklerimiz çok daha fazladır. Hatta insan vücudunda akıl, hayal, hafıza gibi görünmeyen varlıklar, görünenden kat kat fazladır.

Bir şey hakkında tutarlı bir hükümde bulunabilmemiz için, o şeyin içine, iç yüzüne de bakmamız, içeriğine vâkıf olabilmemiz icap eder. Buna Hikmet denir. Bazen deriz ya, vardır bunun bir hikmeti.

İşte Behlül Dânâ hazretleri ile Harun Reşit arasında geçen olay bu hikmeti en güzel şekilde bize anlatıyor.

Behlül Dânâ hazretleri bir gün Harun Reşit’in evinin önüne oturmuş, yere resim çiziyor. Harun Reşit yanına gelerek soruyor. Ne yapıyorsun Behlül?

Behlül Dânâ hazretleri ev yapıyorum der. Harun Reşit, yere çizilen resimden ev mi olur der. Behlül Dânâ öyle deme Harun bakarsın bir müşteri çıkar der. Harun Reşit şaşırarak ‘ her işi garip bununda’ der ve uzaklaşır.

Harun Reşit’in hanımı bu durumu pencereden seyrediyor. Olup biteni Harun Reşit’ten farklı düşünüyor. Diyor ki bu Behlül ’dür boş işi olmaz. Bir şey demeye çalışıyordur ancak Harun reşit bunu anlamadı diye düşünüyor. Behlül’e seslenerek o ev satılık mı diye soruyor. Evet, satılık der Behlül. Peki, kaça satıyorsun? Bir altına der. Halifenin hanımı hemen bir altını verip köşkü satın alır. Behlül Dânâ hazretleri, Hayırlı olsun’ der ve yere çizdiği resmi siler. Harun Reşit olup bitene bir anlam veremez. Kendi kendine söylenerek, Deli birdi, şimdi iki oldu der.

Gece Harun Reşit’i rüyasında Cennette gezdirirler. Bir köşkün önüne gelince Harun Reşit’in nefesi kesiliyor. Öyle güzel bir köşk ki. Dili tutuluyor. Kim ne ile kazandı bu köşkü diye soruyor. Ne yaptı da bu kadar güzel bir köşkün sahibi oldu diyor. Yanındakiler diyor ki, bu köşk senin hanımın.  Behlül ’den satın aldı derler. Dehşetle uyanır, Harun Reşit. Eyvah der, ben hanımı akılsız zannettim asıl akılsız ben çıktım. O anladı biz anlamadık. Ben şimdi rüyamı anlatırsam rezil olurum. En iyisi ben bu rüyamı gizleyeyim. Ama takip edeyim bu evden satılırsa bir tane daha alalım’ der.

Ertesi gün bakar ki Behlül Hz. yine aynı yerde resimden ev yapıyor. Harun Reşid yanına giderek, yine mi ev yapıyorsun? Evet, ev yapıyorum. Bu da satılık mı? Evet, satılık. Bana satar mısın? Evet satarım. Peki, kaç para? Bin altın der. Harun Reşid bir an duraklar. Bu istediğin para dünkü rakama göre fazladır der. Sorar dün bir altın diyordun bugün bin altına çıkarmışsın. Bunun sebebi nedir? Behlül Dânâ hazretleri şöyle der; Cevap ibretlidir ‘Harun dünkü müşteri malı görmeden aldı’ der.

Kalın Sağlıcakla

 

Sait ÖZDEMİR

Uzman Psikolojik Danışman

www.saitozdemir.net

Önceki ve Sonraki Yazılar